Bu sitede başlayan hızlı bir aşk hikayesiydi bizimkisi..

Kötü bir gün geçirmiştim ve moralim oldukça bozuktu. Siteye girip kafa dağıtmak istedim. Bir soru gördüm, "Gene mi böyle saçma sorular?" dedim içten içe. Ne oldu ne bitti derken kendimi o soruya cevap verirken buldum. Normalde görür görmez geçtiğim türden bir soruydu aslında...
Görüş belirtmeyecektim ancak detayda yazdıkları ilgimi çekmişti ve kendimi görmüştüm o detaylarda. Uzun bir görüş belirttim ardından, kendimle konuşuyordum sanki. Ardından bir mesaj geldi. ""Allah Allah bana kim mesaj atar ki? "" dedim ve mesajı atan oydu. Bir sohbet başladı aramızda benim tabi moral bozuk ve hemen dertleşesim geldi hiç bir art niyet aramadan.

Hayatımdan geçen bir kızdan bahsettim, onunla yaşadıklarımı ve ayrılış hikayemizi kısaca anlattım. Telefondan girdiğim için çok kasıyordu klavye tuşları basmıyordu ve ona başka bir ortamdan görüşmemizi söyledim. Normalde benim bu yaptığımı insanlar kız tavlamak için yapar ancak benimki tamamen kendiliğinden gelişmişti.
Normalde odunun kalasın tekiyimdir. Mesaj atan kızlara bile sağolasın, eyvallah diye cevap veren bir tipimdir ancak bu kızda farklı bir şey vardı. Kızlarsoruyor'da başladığımız sohbetimize instagram'dan devam ettik. Zamanın var mı? dedim, var dedi ve başladım anlatmaya hikayemi. Tam 50 dakika boyunca sadece ben anlattım ve o dinledi. İlk defa tüm detayları ile birisine anlatmıştım hikayemi. Sıra bende dedi ve başladı anlatmaya. Sadece dinlediğimi belirten sözler yazıyordum aralarda. Dinliyorum, aaa, evet?, sonra? gibisinden. Tam 1 saat 40 dakika boyunca anlattı bana eski erkek arkadaşı ile yaşadıklarını.
Öyle üzüldüm, sevgisinden o kadar etkilendim ki o an yanında olsam da sarılıp ağlasak diye aklımdan geçirdim. Yaşadıkları o kadar acıklıydı ki o anlatırkenona bunları yaşatan çocuğu boğasım geliyordu ve gözüm gerçekten yaşarmıştı.
O da benim hikayemden etkilenmiş olacak ki bir süre sonra konuyu eskilerden uzaklaştırıp günlük hayattan konuşmaya başladık. Kendimi ağırdan satıyordum. En çok da soğuk davranmam ilgisini çekiyordu zaten. Diğerlerinden beni ayıran da buydu onun gözünde.
Yıldırım aşkına tutuştuk birden bire. İkimiz de birbirimize alttan alttan ilgimizi belli ediyordu ama o anlamamıştı tabi ucu açık şekilde konuşuyordum her yere çekebilirdi konuşmalarımı...
En son ne kendimizi kandırıyoruz ya dedim, açıldım kıza. "Senden önce davrandım ama görmedin" dedi bana ve bir ekran görüntüsü attı..

Aslında geçmişteki sevgilimi sevmiyordum da, özlemiyordum da. Dedim ya ucu açık konuşuyordum ve bunu arkadaş gözüyle bakmak olarak yorumlamış. Birbirimize açıldıktan sonra birden kafamızda şimşekler çaktı sanki ve öyle mutlu olduk ki konuşmalarımıza yansıyordu mutluluğumuz. Abartısız hayatımın en mutlu gününü yaşıyordum sanki. Hiç kimseye benzemiyordu bambaşka biriydi bir melek misali...

İşte bu beni ona iyice bağlamıştı. Mesafeli davranan, kontrolü elinde bulunduran Melih gitmiş, yerine aşk adamı gelmişti birden bire.. Kontrolü kaybediyordum ve her geçen saniye ona daha da aşık oluyordum. 3 yıl boyunca kimseye kalbim atmamıştı bu şekilde. İlişkide erkeğin yapması gerekenleri o, kızın yapması gerekenleri ben yapmaya başlamıştım sonunda. ""Bana ne yaptın?"" diyordum kendi kendime çaresizcene..
İlk adım ondan geldi...

Eski sevgilim ile yaptığımız bir çılgınlık üzerinden etti teklifini. Apartmanları bir kenara bırakın, koca koca rezidansların ziline basardım onunla, çocukluğuma dönerdim özlediğim ne varsa fazlasını yapardım..
Rüya gibiydi her şey. İkimiz de rüyanın içinde gibiydik ve birbirimize "Sen gerçek misin?" diye soruyorduk sürekli. Hiç böyle hissetmemiştim hayatta. Aklımın bana oynadığı oyun olarak bile düşündüm ama gerçek olduğuna bir türlü inandıramıyordum kendimi. Her şey kusursuzdu çünkü. Sabah uyandığımda ""Sen de hiç bir şey demeden çekip gittin dimi"" diye bir mesaj ile karşılaşmıştım. Beni kaybetmekten korkuyordu ama ben onun korkusundan kat kat fazla korkuyordum.
Mutlu olduğumu sesimden anlıyordu ve mutluluğum ile mutlu olan tek kişiydi..
Bir gün sebepsiz yere bana soğuk davranmaya başladı. Korktuğum başıma gelecekti sanki..
"Artık sevgili olmak istemiyorum seninle" demişti bana. Anlayışla karşılamak zorundaydım çünkü gitme demeye gücüm yoktu artık. Ağlıyordum sadece, bebek gibi ağlıyordum sevdiğim birinin gene gideceğini düşünerek. Seni hep seveceğim demişti bana. Sevdiği halde neden gittiğine anlam veremiyordum. Bir video attı bana en sevdiğim şarkının arka planda çaldığı ve bizim fotoğraflarımızın, tanışma konuşmalarımızın olduğu. Ağlıyordum hala ve videoyu yarıda kesmiştim çünkü gece vaktiydi ve hıçkırıyordum resmen ailem uyansın istemiyordum. Kapattım videoyu, sonuna kadar izle dedi ve zorla da olsa izlemek zorunda kaldım. Videoda şu söz vardı:
Yokluğunda hiçbir şeyin anlamı olmayacak, sakın gitme benden..
Ben ağlamaya devam ederken bir sözü yapıştırıverdi, hüzünden olan ağlamam, mutluluktan ağlamaya dönmüştü. Hayatımda hiç mutluluktan ağlamamıştım ve onu ne kadar sevdiğimi bir kere daha anlamıştım. Sadece berbat bir şakadan ibaretmiş meğer hepsi :)

Sevgilim olmak istemiyordu ama ailem olmak istiyordu...
Sözler verdik ayrılmamak için, birbirimiz hakkında duyacağımız herhangi bir şeyde önce birbirimize soracaktık. Sonumuz hiç gelmesin diye çabalayacaktık..
Geçmişe perde çekelim dedim, duvar örelim dedi...
Normal sevgililerin 10 günde konuştuğunu biz bir günde konuşuyorduk resmen. Hızlı yaşıyorduk hayatımızı ve benim de onun da ailesinin haberi vardı bu durumdan. Annemi çok severdi, annem de onu...
Ama ördüğümüz duvara Fatih'in toplarıyla vuruyordu sanki birisi, eski sevgilisi...
5 yıllık bir ilkişkisini bitireli henüz bir ay olmuştu ve benim ile yeni bir başlangıça imza atması bile mucize idi. Her rüya gibi bunun da sonu geliyordu. Geçmişini unutmak istiyordu ama unutamıyordu. Bu sefer sahiden ayrılık yolu gözükmeye başlamıştı bize..
Çabuk başlayan çabuk bitermiş..
Çok zalim davranmıştı çocuk ona ve bünyesi bunu kaldırmamaya başlamıştı. Benimleyken onun aklına gelmesini kendine dokunduramıyordu. Aşık olmuştuk birbirimize ama eski yaşanmışlıklar akılda kalmaya devam ediyordu..
Ayrılık bize göz kırpıyordu..
Aslında sadece zamana ihtiyacı vardı. Bir süre yalnız kalsa her şey düzelecekti. Karşılıklı olarak uzak durmaya karar verdik 1 Ocak itibari ile. Severek ayrılmak bu olsa gerek, aramızda hiç bir sorun yoktu çünkü. İkimiz de birbirimizin kaderi olduğuna inanıyorduk çünkü o kadar tesadüf tanışmıştık ki anlatmaya gerek duymadım..

Diyorum ya, birbirimizin gerçekliğini sorguluyorduk zamanında.. Birbirimizden başkasını sevmeyeceğimizi söyledik, ikimiz de senden başkası olmayacak dedik. Tehlikeli bir yola adım attık geleceğimiz için. Ayrı kalmak zorundaydık kendini toplayabilmesi için ve anlayışla karşılamaktan başka hiç bir çarem yoktu. Ne zaman döneceği belli değil, ama dönecek biliyorum. Söz verdi ve sözünde duracak.
Bunları yazarken bile göz yaşlarıma hakim olamıyorum. Ama onu nasıl sevdiysem, ondan sonra kimseyi seveceğime inanmıyorum. Çaresizce dönmesini bekliyorum. Dönecek, biliyorum..

İşte bizim hikayemiz de böyle. Yaşayabileceğimiz en maksimum seviyede yaşadık ne yaşadıysak. Nabzımı 148 yapacak kadar maksimum...
Hep bir ümit yüreğimde..
Hep aynı cesaret,
İçimden bir ses der, sabret sabret..

Bu kadar uzun bir benceyi okuyan çıkarsa eğer şu sözü unutmasın:
Tırtıl yolun sonu geldi dediğinde Allah(c.c) Kelebek ! demiş..
Aşk İlişkileri
Gündem
Güzellik & Bakım
Özel Gün & Sürprizler
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Üniversite Tercih
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar