Ayrılık, Geride Kalanların Problemidir!

Bugün kafam fazlaca eserekli. Donup kalsam mı, esip gürlesem mi bilemiyorum. Yürüyorum, dolanıyorum, oturuyorum. Olmuyor, zaman geçmiyor. Uzun süredir yapmadığım bütün işlerimi hallettim. Spor yaptım, çalıştım, yemek yedim. Yıkanacak çamaşırları makinaya attım. Alışveriş yaptım biraz, banyoda bir saat geçirdim. Aileme, hiç olmadığım kadar iyi davrandım. Uzun süredir konuşmadığım bir arkadaşla sohbet ettim.


Olmadı, zaman geçmek bilmedi. Film izledim, müzik dinledim. Ağlamak istedim, o da olmadı. Ne yapsam, nereye sığınsam bilemedim anlayacağın.


AYRILIK, GERİDE KALANLARIN PROBLEMİDİR!


İlk ayrılığım olmadığı gibi son da olmayabilir. Ama her defasında, ilk defa gibi üzülüyor insan. Her seferinde gırtlağında kalanlar, gözyaşı kanallarından kanırta kanırta dışarı çıkıyor.


Ne diyeceğini, nasıl susacağını bilemiyor insan. Gidişini tebrik etmekle tefkif etmek arasındayım; bildiğin gibi değil!


Ayrılık, Geride Kalanların Problemidir!


Bunalmamak için spor yaptım. Söylemiş miydim? Sanırım söylemiştim. Akşam üzeri de mercimek çorbası içtim. Limon sıktım ama tadı gene de bir şeye benzemedi. Akşamları lokantada çorbalar koyulaşıyor; içmemek lazım. Ben içtim ama sen içme. Beğenmezsin tadını, yüzünü ekşitirsin. Belki mercimeğin posası takılır boğazına, öksürtür seni. Yapma, içme. Ben içtim ama sen içme. Benim uydurduğum, süper bir söz vardı;



Ayrılık, kalanların problemidir



diye. Kaldım, problem yaşıyorum. Başıma açtığın problemi çözmek için bildiğim bütün matematiği kullanıyorum. Yedinci dereceden türev alabilen bir insanım biliyor musun? Sanırım söyledim; biliyorsun. Ama yetmiyor. Demek sevmenin türevi olmuyor. Sevmenin matematiği, sayısı, boyutu da olmuyor demek.


Aşık olmamak lazım, sevmek lazım. Az sevmek lazım.


Miktarı önemli.Mercimek çorbasına az tuz atmışlardı mesela. İnsan başta yadırgıyor, sonrasında sağlıklı buluyor. Onun gibi. Az sevmek, çok beklenti içinde olmamak lazım. Senden vazgeçmek lazım.


Ayrılık, Geride Kalanların Problemidir!


Gidiyorum şimdi, ekrana bakmaktan gözlerim bulandı. Ben de gidiyorum yani, kalmıyorum bıraktığın yerde. Önemli olmayabilir gidişim; benim için bunun önemi yok. Bu yazdıklarımı bilseydin ne hissederdin acaba?


Önemi yok. Ben düşündüm bunları, ben yazdım. Benim parmaklarımdan çıktıktan sonra önemi yok. Yazdıkça bir önceki cümle önemsizleşiyor. Daha çok yazarsam, daha önemsiz olur musun? Deneyeceğim.

Ayrılık, Geride Kalanların Problemidir!
Cevapla