Ayrılık mesajlarını yazmak zordur bazan, kimi zaman da yağ gibi akıp gider kalem. Ama o mesaj illa yazılır bir yerlere; bazan bir deftere, bazan ilgili şahsın telefonuna, ama her defasında da, tecrübe olsun diye aklımıza yazılır o son ayrılık sözleri.
Her şeyden önce, ayrılık da hayata dair. Severek ayrılmak, sevmeye çalışıp sevememekten dolayı tabir-i caizse "uzamak", ya giden, ya da kalan olmak...
Ayrılık, yaşanması güç gelen, ama sonradan geriye dönüp bakıldığında, çoğunlukla "iyi ki" dediğimiz durumlar değil midir? Ayrılma kararı alan erkeğin işi kolaydır genelde. Söyler gider, söylemez kaybolur, hatta kararsız bir gidiştir, bir bakarsın geri dönüverir. Nasıl olsa beklenmektedir kafasınca. Genelde de böyle olur. Biz kızlar ağlarız, bekleriz, kendimize acımadan geceler boyu düşünürüz, hayatı zindan ederiz.
Ayrılık dönüşü olmayan bir nehir, yalnızlık bomboş bir şehir, kaç sevda kül oldu böyle kim bilir?
Oysa kadın, ayrılık kararı almaktan bile kaçınır uzunca bir zaman. Emek vermiştir. Küçücük güzellikler, kocaman kötülüklere yorgan olup saklamıştır aklında. Göz göre göre kırılmışlıklarını unutur, acıları yok etmeye çalışır. Edemese de, 9 ay süren hamilelikten öte bir zamanı bu kararı netleştirmek ve vaktinde "en kıymetlisi" olan bu adama bildirmek adına, karnını şişirir durur nasıl söyleyeceğini düşünmekle. Bu "yalancı gebelik" döneminde de, şayet adam kendiliğinden kaçıp gitmediyse.
Erkeklerin bunalımlı zamanlarıdır genelde gebelikler. Gerekçesi, yaradılış olarak hiç bir zaman gebe kalamamalarıdır. Erkek hiç bir şeye gebe kalmaz. Doğurmaz. Doğurtması da gene kadınının halledeceği meseledir. Her ne doğurtacak olursa olsun. Bu bir canlı da olsa, fikir de olsa, mutluluk da...
İşte doğanın acımasız kanunu böyle işlerken, erkekler için ayrılma vakti geldiğinde, bir kaç çeşit ayrılık mesajından birini alabildiysek şanslıyızdır. Konuşabilenler daha yürekli. Çoğumuz bu yürekli adamı mertlikle taçlandırmaz mıyız? Birçoğu habersizce gitmiştir. Hatta yanımızdayken bile. Geç farkederiz.

Biz kızlar ne yaparız? İlk olarak durumu düzeltmeye çalışırız. Kafa göz yara yara da olsa, mantıklı da olsa, olmasa da, uysa da, uymasa da açık ve netizdir. "Elveda"lar pek zor çıkar ağzımızdan. Ayrılık öncesi mutlak surette gözyaşları biriktirmişizdir, sonrasında akıtmak üzere. Üstelik gitmek istediğimiz halde, karşımızdakini kırmamak adınadır bu tutum.
Çoğumuz, eninde sonunda konuşur anlatırız bir şeylerin canımıza "tak" ettiğini ve birlikte yürüyemeyeceğimizi. Üzülen, ağlayan, ortalığı yakan, yıkan çok görürüz karşımızda hal böyle olunca. Kalkıp bir de perişan oluruz. Üzülürüz. Düşünürüz onları yıllar geçse de ayrılık sonrasında. O son anlarını unutamayız. Bizden sonra hayatı beceremeyeceklerini düşünürüz. Hatta üzüntüleri unutur, iyi taraflarını özleriz o insanın. Kısaca üzerine ilave eder dururuz. Yanlış budur!
Deli-kanlılar mı? Onlar uçar gider en kısa zamanda. Daha güzel diyarlarda, yeni keşiflerdedirler kendilerince. Şanslıdırlar genelde. Yine bir kadının kanatlarının altına gireceklerdir çünkü. Başı-sonu benzeyecektir bir öncekine. Bu "anaç kadın" da sahiplenecek, bir zaman gelip "git artık" diyecek bile olsa, onurunu kırmayacak, kendini kötü hissettirmeyecek, ağlaya sızlaya yollayacaktır gene...
Seven sevilenden kolayca vazgeçer mi? Yüreğine sevda eken, ayrılık biçer mi?
Ayrılıklarda hep mi biz kadınlar haklıyız, doğruyuz? Sonrasında kimselere bakmayız? Buna cevap tabi ki "evet" olamaz. Ancak, yeniye hazırlık dönemimiz uzundur. Önce eski sevgilinin etkisi küllenecek ( her ne kadar yaşarken kan kusmuş olsak bile). “En yakın dostumuz, yakınımız bile ne der?” sorusu kafamızda cevaplanacak. Bütün sosyal koşullar hazır ve hatta etraftan “hayatımıza "iyi" birileri girse ne iyi olur” talepleri hatta baskısı gelene kadar şöyle bir dururuz. Bütün modern görüş ve yaşam tarzı bilgisi beynimizde karışıverir birden.
Kendimizi kaparız uygun bir müddet. Ani değişiklik yaşarsak da, bu -kapalı- dönemimizde saklarız büyük ihtimal yeni aşkımızı çevreden, eşten dosttan. Kendimizle uğraşırken toplum merakı da devreye girer, bununla da uğraşmak zorunda kalır beynimiz. En büyük korku, yenisini denerken, gerektiğinde ona da ayrılık mesajı vermenin, bir öncekinden çok daha zor olacağıdır.
Kadın için "elveda" demek zordur, yeni ilişki denemeye cesaret etmesi uzun zaman gerektirir. Cinsimizin erkek türü için ise, ayrılık mesajına gerek bile yoktur çoğunlukla, hatta yenisi eskisinin içinde başlamış bile olabilir... İstisnalar kaideyi bozmaz..
Bir de cep telefonuyla gönderilen ayrılık mesajları var, yüreksiz olanlardan. Meraklısına bir derleme
En Popüler 10 Ayrılık Mesajı
1- Hay hay!.. Sen ne istersen say say! Senin aşkın bende lay lay! Hadi canım yürü sana bay bay!
2- Ben sigaramı yaktım, sen beni yaktın, BU HAYAT DA SENİ YAKSIN!
3- Seni kaybedersem ölürüm demiştin, o kızı mezardan çıktında mı sevdin?
4- Ölmek dünyada unutulup gitmekmiş, ölmek bir kefen giymekmiş, ölmek o soğuk o korkunç ve o kara toprağa girmekmiş... yok be aşkım asıl ölmek "sensizlikmiş"
5- Yüreğine sevda eken, ayrılık biçer mi? seven sevilenden kolayca vazgeçer mi? sen beni sakın sevme gülüm, ben yanarım ikimizin yerine yetmez mi?
6- Benden ayrıldığın güne lanet olsun.. bensiz geçen her günün sana zehir olsun.. ben de sensiz yaşarsam, bu dünya bana cehennem olsun...
7- Gidebileceksen git durma, her durduğun aşkı durak sanma
8- Ben bu gönülde ne gemiler batırdım, kıçı kırık sandalın lafı bile olmaz!
9- Ayrılık dönüşü olmayan bir nehir, yalnızlık bomboş bir şehir, kaç sevda kül oldu böyle kim bilir?
10- Terk edip gittiğinde her şeye inan da, adını kalbimden sildiğime asla inanma mühür gözlüm.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar