"Bir de her şeyi sizin için yaptığını söyleyenler var." Yaşamışsınızdır ya da yaşamaya yakınsınızdır.

Bir de herşeyi sizin için yaptığını söyleyenler var. Bir ayrılıkta söylenebilecek en büyük yalan gibi gözüküyor öyle değil mi? Keşke öyle olsa, gerçekten de benim için yapmış gibi ama bana iyi gelmiyor. Bu kanıya nasıl mı vardım? Lise yıllarımın en iyi arkadaşlığıydı bu, özelliklede son senenin.


Keşke böyle bırakabilseydim bunu, yaptığım herşey için pişmanım ve kendimden de iğreniyorum. O zaman nasıl hissettiğimi, hiç mi korkmadığımı bilmiyorum bile.



Sabah 08.30 ve birlikteliğimiz başlar. Ta ki dershane bitimi 19.20, hatta sonrası 20.30 kapanış saati.



Belki sonrasında biraz takılmaca ya da evinin karşısındaki durakta benimle birlikte otobüs bekler. Hiç konuşmasakta yanımda bulunmasının huzuru yeterdi.


Sevgili değildik ama farkımız yoktu. Bana kardeş, kanka dediğini de anımsayamıyorum yine de yanlış anlamış olabilir miyim acaba? o hissi vermek kolaydır ama insana, hareketlerinden, konuşmalarından-.. Hayır, o hissi vermedi hiç, evet.


Karga bokunu yemeden ben sınıfa girdiğimde ismimi seslenirdi, o hep diri gözükürdü, sadece ben uyuduğumda koluma girer yanıma yatar uyurdu benimle. Bir keresinde daha okula gelmeden aradığını hatırlıyorum birde '' geliyor musun? '' Bazen sıkılırdım en arka köşeye geçer otururdum sadece. Beni gördüğü gibi gelirdi yanıma, instagramda gezer millete yorum yapardık, bana arkadaşlarını tanıtırdı, karelerde neler yaptığından bahsederdi.


Bir keresinde yine yanımı boş görüp gelip oturmuştu, elime kremler sürerdi o, kendi yaptığı tırnak izlerini geçirmek için... Ben geçmelerini istemezdim pek. Yine yanıma oturmuştu işte, elimi tutmuştu parmaklarını geçirmişti. Benim için de sevgiyi ifade etmenin en güzel ve anlaşılır yoludur bu.


İlişkimiz böyleyken dışarıdan görenler çıkıyor mu bunlar diye soruyormuş, can kardeşim gelip kulağıma fısıldamıştı. Çıkmıyoruz biz! Aynı konumdayken öndeki ikili dönüp bize bakmıştı,



'' çok yakışıyorsunuz, çıksanıza siz! '' Onunla birbirimize bakmıştık şaşkın şaşkın sonra ben onlara dönüp '' çıkalım mı ? '' diye yinelemiştim soruyu '' eveeet! '' diye bir cevap.



Aynı anda kalkıp çıkış kapısına yönelmiştik onunla. Komikti, kafa yapılarımız çok benziyordu. Ben fazla kaptırmaya başlamıştım onunla olmaya, yanında benden başkasını görmek gözlerimi karartıyor, fena halde kıskandırıyodu.


Başımın yerden kalkmadığı öyle bir günde karar vermiştim onunla konuşmaya. Sıkıştırıp duruyordu neyin var diye, söyleyemem ki şimdi sana! Gidip ağlamıştım o gün birde, neden bilmiyorum belki de kaybedeceğimi biliyordum ama tüm olumsuzlukları silip atmıştım kafamdan, izin vermiyordum kendime kötülerini düşünmeye, bir ismimiz olsun istiyordum.


/ Bir de her şeyi sizin için yaptığını  söyleyenler var. /  Yaşamışsınızdır ya da yaşamaya yakınsınızdır.



Haftasonuydu, dershaneye ben erken gelmiştim onunki de bitmişti hava soğuktu ama güneşliydi, havadar bir yere gidip oturmuştuk, güneş tam bize bakıyordu. Onun gözleri güneşte renk değiştiriyordu, yeşile bürünüyordu birden bu yüzden vampirellam diye seviyordum bir ara onu.


Orada herşeyi söyledim ona, tam olarak ne söylediğimi hatırlıyorum, çok geçmedi üstünden. Şunları söylemiştim gözlerinin içine bakarak; '' Neden o kadar kötüydüm biliyor musun? Seni başkalarıyla görmeye dayanamıyorum çünkü ben. Hep yanımda ol, hep yanında olayım istiyorum. Öyle kıskanıyorum ki seni... Senden çok hoşlanıyorum '' o!'' ''


Utanmıştı, kızarmıştı bayağıca. Gülümsüyordu, gözleri de dolar gibi oldu. Başta pek konuşamadı sonra ben biraz komiklik yapmaya çalıştım, işe yaramıştı da. Güldük, sustuk elele tutuştuk... Ellerimize baktı



'' farkında mısın elele tutuşuyoruz '' dedi, '' evet '' dedim bende usulca.



Sonra utandı mı kızdı mı bilmiyorum ellerini çekti yavaşça. Beni can çekişmekten kurtaracak bir şeyler söyleyemeden arkadaşı geldi, ima etmeye çalıştı ama arkadaşı anlamadı ve gitmek zorunda kaldı. Keşke cevap vermeseydi de arkadaşı da gelmeseydi. Ben günlerce hiç konuşmadan da oturmaya razıydım.


Ertesi gün 11 Ocak. Bu sefer o erken geldi dershanemize. Sevgili dershanemiz. Neredeyse birlikte en çok burada vakit geçiriyorduk. Aslında o sıralar sadece oradaydık ve birlikteydik. Yine aynı havadar mekanımıza geçtik, güneş aynı parlaklığıyla bize bakıyordu yine.


Yine aptalca espriler, hareketler... Sadece o daha rahat davranabilsin diye yaptıklarım.


Ben hiç utanmıyordum sanki sürekli gözlerinin içine bakıyordum o bakınca utangaç utangaç elini yüzüme koyup bakma öyle diye tekrarlayarak gülümsüyordu. Bir sürü soru sormuştu bana. Nasıl oldu, ne zaman oldu, ne zamandan beri...


Bir heves mi zannediyordu ona karşı olan hislerimi, güvenmiyor muydu bana? O zaman gerçekten onları hissettiğime eminim fakat şu an belki de sadece onu hayatımdan çıkartmamak için o şekilde hiç bir duygu beslemediğime, sadece aşka yakın bir sevgiyle sevdiğime inanırdım kendimi. Böylesi daha iyi, baksana eskiden nasıl güzeldik biz diye düşünüyorum artık. O gün orda gülerek '' deneyelim lan! '' demişti bana ve sarılmıştık sonrasında öpüştük o dersine gitti bende o mutluluğu can dostumun yanında yaşamaya devam ettim tüm gün.


Çok huzurlu ve mutluydum gerçekten ve emindim kendimden çok güzel olacak çünkü ben gerçekten fazla duygusal biriyim ve bana birine karşı olan böyle hisler anlamsız ve uzun bir zaman aralığıyla gelir.



18 senede 8 sevgilim olmuşsa da hepsini gönülden sevmişimdir ve ayrılıklarımız hiç kötü olmamıştır.



Bunları belirtme ihtiyacı duydum neden bilmiyorum.


1 ay sürdü bu mutluluğum, arada geçenleri yazmak, hatırlamak istiemiyorum sadece son zamanlarda bir değişikti, soğumuştuk sanki, yani o soğumuştu ben de bunu hissediyordum ve rahatsız oluyordum. 1 ayın sonunda sınav yüzünden açılan bir konu söyle döndü ve anlatacağım konuma geldi. ''Bana engel oluyorsun, çalışmam lazım, bana engel oluyorsun işte aklımdasın, daha söyleyeceklerim var ama yüzyüze bakacağız daha bu yüzden yazamam, böyle olmasını bunların konuşulmasını hiç istemiyordum. '' Yazamayacağı şeylere gelince...


Ertesi gün bir mesaj daha... '' Konuşalım. '' İyi dedim ve uzunca bir mesaj gördüm. '' Çok seviyordum, çok önemsiyordum, bir kez beni gerçekten çok seven biriyle olsun istedim, hislerim değişir yoğunlaşır sandım ama değişmedi, ben arkadaş olarak çok seviyordum gerçekten...'' Genel olarak bu tip şeyler...


Ben de son zamanlardaki soğukluktan bahsettim ve bir ara benim de olmadık mı diye düşündüğümü söyledim, ama hala çok seviyordum yalnızca artık nasıl seveceğimi şaşırmıştım, açıkça ortadaydı o istemiyordu ben de olmadı diye kabullendirmiştim kendimi ve arkadaş kalmakta direttim sonra. Fazla fazla direttim çünkü onun hayatımdan tamamen çıkacağından çok korkuyordum. O zaman istedi ben direttim fakat sonra anladım ki zaman gerçekten bana da gerekliymiş. Bu ayrılık, hatta başından savma bize isim koyduğumuz gibi yine haftasonu olmuştu.


Sabah okula gitiğimde öğlene kadar tek kelime etmedim ve öğlen konuşmak istediğimi söyledim kabul etti. Konuşmak için bir yere oturduk ve söylediğim ilk şey soğukluktan, olmadık mı diye düşündüğümden bahsederken ciddi değildim, gurur yaptım demek oldu. Bu sefer de yalancı konumuna düştüm, yalandan ne kadar nefret ettiğini hatırlattı bana. Üzgündüm, o gün daha çok üzüldüm. Konuşmaların özeti olarak onun söylediği bir kaç şeyi yazayım buraya. He bak mesela bunlardan da hoşlanmaz, olan bitenleri başkalarının bilmesinden nefret eder.


''Yüzyüzeyken söyleyemeyeceğimi düşündüğünü biliyorum ama... (Evet, öyle düşünmüştüm.) Herşeyi senin için yaptım, sen üzülme diye yaptım, sen üzülme diye seninle çıktım. '' Bu son söylediği bana yetmişti zaten. Herşeyi olduğu gibi kabul ettim ve yine direttim, sadece arkadaş kalabilmek için...



Tamam dedik eskisi gibi olabiliriz, o gün konuşmamızdan hemen sonra yanıma geldi ama ben yüzümü başkasına döndüm, istemeyerek yaptım bunu, istediklerimle hareketlerim bir değildi bunu o akşamı uzun mesajlarla konuşmuştuk yine.



Bana ne halt yediğimi açık açık söyledi ben özürler diledim, pişman olmuştum ama bu seferde o istekli değildi artık.


Tüm bunlardan sonra normal olarak bu zamana kadar iki kez konuşabildim onunla, dibimde olmasına rağmen... Bana utangaç cevapler veriyor artık çoğu zamanlarda yokmuşum gibi hissettiriyor kendimi. Nereden nereye... En başa dönmek için neler vermezdim ki... Ya da bunları yaşamış, sonunun nereye varacağını önceden görebilen birinden fikir almak için... İki ucu boklu değnek anasını satayım.


Artık her acı çekmek istediğimde bir doz sarılıp uyuduğumuz akşamı anımsıyorum. Bir de Büyük Ev Ablukada - Bi' Hıçkırık Gibi dinliyorum o da içimde kalan birşeyler olduğunu bilen birileri varmış gibi hissettiriyor bana.


Şuraya kadar okumuş varsa kendine birşeyler alsın götürsün, ya da bana bir şeyler getirmiş olsun lütfen.

"Bir de her şeyi sizin için yaptığını söyleyenler var." Yaşamışsınızdır ya da yaşamaya yakınsınızdır.
Cevapla