"Ey Şems! Ey aşk! Yaktığın kadar yandın mı? " Ucu yanık bir sevdanız var mı, mektup yazdınız mı ona, mühürlü sevdanız adına?

Aşktın, sevdaydın, beklenilendin.

Her ne varsa sana dair, hepsi güzeldi.

Sesinin ılıklığı bir yarayı sarıp iyileştiren merhem gibi.
Kelimeleri kimi zaman bir güvercin tüyü olup yaralı yürekleri okşuyor, kimi zaman bir bıçak olup taşları törpülüyordu.

Şems’e âşık olunca başka türlü oldum, başka türlüydüm, köklü bir değişikliğe uğradım. Yıllardır içimde bulunan derin boşluk doldu sanki. Sanki, usandığım tarifsiz acılar birden kesildi. Benliğim değişti. Yalnızlığımın, dertlerin kalktığını ve hafiflediğimi hissettim. Şems’te yeniden doğdum.

Herkes, giden sevgilinin ardından “Yanıldığım” derken, ben hep sana “Yandığımsın” diye seslendim Şems.

Bizi öyle harab, öyle alt üst ediyorsun, etme.

Aşk erleri geceyi şunun için çok severler: Gece, Allah ile vuslata erme vaktidir. Gündüz meşguliyet, gece tevhiddir aşk ehli için.

... en yaralı en yalnız en yalansız halimle seni beklemem suç mu?
Aşkla yoğrulmuş bir yüreğe, sevilenin dostluğu yetmez, “Dostluğuna da razıyım” sözü aşkı tanımayanların kendisini kandırmasıdır. Aşk, sevgiden her zaman bir adım önde değil midir?

Şimdi bir elif miktarı sus sevgili.
Seni susarak özlemeyi bahşet!
“Sende bulduklarım değil,
Sensiz kaybettiklerimdir önemli olan.”
Şimdi söyle ! Açacak mısın kollarını bana hiç açmadığın kadar?


Güncellemeler
+1 yıl
Kimya hatunla ilgili güzel bir görsel bulmuştum , soruya eklemiştim ama aksilik oldu sanırım, çıkmadı. Güncele koymayı da beceremedim, affola :-)
"Ey Şems! Ey aşk! Yaktığın kadar yandın mı? " Ucu yanık bir sevdanız var mı, mektup yazdınız mı ona, mühürlü sevdanız adına?
Cevapla