Benim için anlamı büyük bir hikaye.. Görüşlerinizi alabilirim..

KABAĞIN SAHİBİ

Allah dostlarından biri berbere gider.

Berber müşterisinin kim olduğunu bilmekte, saygıda kusur etmeden işini yapmaktadır.

Allah dostu, tıraş sebebiyle başındaki takkeyi, sarığı çıkarıp kenara koymuştur.

Allah dostunun tıraşı henüz yarı olmadan bir adam gelir atıyla.

Adamın boyu, posu, gücü, kuvveti, kilosu yerindedir.

Yürüyüşünden, söz ve tavırlarından hali vaktinin de yerinde olduğu anlaşılmaktadır.

İçeriye girişinden de anlaşır ki adamın acelesi vardır.

Hareketlerinden zorba, kaba ve duyguları körelmiş bir adam olduğu anlaşılan yeni müşteri emredercesine seslenir berbere, “Acelem var, tıraşa hemen başla!”

Berber kendisi için seçeneğin olmadığını görür, “Peki” der.

Adam, berber koltuğunda oturmakta olan Allah dostunun başına bir şaplak vurarak, “Kabağa bak kabağa. Geç otur şöyle babalık, senin tıraş sonra tamamlanır!” der.

Allah dostu sesini çıkarmadan berber koltuğundan kalkıp bekleme koltuğuna oturur.

Biraz sonra zorba adamın tıraşı biter.

Adam dükkândan aceleyle çıkıp atına biner ve hızlı uzaklaşır.

Adam tam da görüş alanından çıkmak üzere iken atı tökezler ve yuvarlanır. Adam atın altında kalır, boynu kırılır ve oracıkta can verir.

Çevreden görenler çığlığı basar.

Berber ise şaşkındır. Bir manzaraya, bir de Allah dostuna bakar, gayri ihtiyarî sorar:

- Biraz ağır olmadı mı efendim?

Mübarek zat mahzun, düşünceli cevap verir:

- Evladım ben gücenmedim, beddua da etmedim.

Ben razı oldum.. Ama kabağın sahibi razı olmadı !...
Benim için anlamı büyük bir hikaye.. Görüşlerinizi alabilirim..
Cevapla