Yaklaşık iki yıllık bir ilişkim vardı. Evlilik yolundaydık, söz ve nişan hazırlıklarımız yapılmış, tarihimiz belirlenmişti. Ancak evlendikten sonra nerede yaşayacağımız konusunda anlaşamadığımız için nişanımız iptal edildi ve ayrıldık. Erkek arkadaşım ailesine çok bağlı, ailenin tek erkek çocuğu. Anne ve babasıyla birlikte yaşıyor. Babasının maddi yükümlülükleri var ve kendisi de ailesine maddi destek sağlıyor. Ailesini yalnız bırakmak istemediğini, onlara karşı sorumlulukları olduğunu söylüyordu. Benden istediği, evlendikten sonra anne ve babasıyla aynı evde yaşamamızdı. Başlangıçta bunun geçici olacağını düşünüyordum ancak konuşmalarımızda bu sürenin 3-5 yılı bulabileceğini söyledi. Ben ise evlendikten sonra eşimle kendimize ait bir evimiz, özel alanımız ve düzenimiz olsun istiyordum. Ailesiyle bir problemim yoktu. Onları seviyordum, ihtiyaçlarını karşılamak ve maddi manevi destek olmak istiyordum. Ancak aynı evde yaşamanın, evliliğimizin ilk yıllarında kendi düzenimizi kurmamızı zorlaştıracağını düşünüyordum. İkimiz de çalışıyoruz. Bu yüzden ona bir çözüm önerdim: Anne ve babasına yakın iki ayrı ev tutalım, onların kirasına da destek olalım. Gerekirse kendi evimizin kirasını ben karşılayayım. Böylece hem ailesine destek olmaya devam edebilir hem de biz kendi yuvamızı kurabilirdik.
Fakat o bunu kabul etmedi. Ona göre sevdiğim insanın şartlarına uyum sağlamalıydım. Ailesini kabul ediyorsam onlarla yaşamayı da kabul etmem gerektiğini düşünüyordu.
Biraz da ilişkinin genelinden bahsetmek istiyorum.
Erkek arkadaşım çalışkan, sorumluluk sahibi ve ailesine düşkün biriydi. Güzel zamanlarımızda ilgili, düşünceli ve yardımsever olabiliyordu. Ancak oldukça sinirli, gururlu ve kendi doğrularından kolay kolay vazgeçmeyen bir karakteri vardı. Hatta ailesi bile bana onun zor bir insan olduğunu, çok sabırlı olmam gerektiğini söylerdi.
Tartışmalarda genellikle kendisini haklı görürdü. Ona karşı çıktığımda veya beklentilerimi dile getirdiğimde beni anlayışsız olmakla suçlardı. Sinirlendiğinde beni engeller, iletişimi keser ve ayrılığı gündeme getirirdi. Barışmak için çoğunlukla ilk adımı ben atardım.
Kullandığım arabaya, giydiğim kıyafetlere, makyajıma, nereye gittiğime, eve dönüş saatime ve sosyal medyada ne paylaştığıma kadar karışırdı. Kendisi için normal gördüğü bazı şeyleri benim yapmamı istemezdi.
İlişkide kadın ve erkek rollerine çok önem verirdi. Ona göre benim daha fazla alttan almam, sabretmem ve onun kararlarına uyum sağlamam gerekiyordu. Bana karşı davranışlarının benim davranışlarıma bağlı olduğunu söylerdi.
Elbette benim de hatalarım oldu. Kıskandığım, şüphelendiğim ve tartışmalarda yanlış tepkiler verdiğim zamanlar vardı. Bunları inkâr etmiyorum. Ancak ilişkide yaşanan bütün problemlerin sorumluluğunun bana yüklenmesi beni çok yıprattı.
Ayrı ev meselesi yüzünden tartıştıktan sonra ailemin yanında, aramızda ufak tefek çözülebilecek problemler olduğunu ve bunları kendi aramızda halledebileceğimizi söyledi. Annem ve babam da ona ailesine yine yardımcı olabileceğini, ancak yeni evli bir çiftin kendi evinin olmasının daha doğru olacağını düşündüklerini söylediler. Annem özellikle “Ev üstüne ev olmaz” dedi.
O gün evine gitti. Ertesi gün ise anne ve babasıyla birlikte tekrar geldi konuşup çözüm bulmaktan çok tartışmaya hazır gelmişlerdi. Annemle babam tartışmaya girmedi. Sonunda erkek tarafı nişanı iptal etme kararı aldı ve gittiler.
Annesi de artık ailelerin fazla yüz göz olduğunu ve bu ilişkinin devam edemeyeceğini söyledi.
O günden sonra erkek arkadaşımdan ne bir adım geldi ne de ilişkimizi düzeltmek için bir çaba gördüm. İki yıllık ilişki, kurduğumuz hayaller ve bütün hazırlıklarımız bir anda bitmiş gibi oldu.
Şimdi ise onun bu kadar sinirli olmasının, psikolojisinin bozulmasının ve ilişkinin bu noktaya gelmesinin sorumlusu olarak ben gösteriliyorum. Ayrı ev istememin de onu ailesinden koparmaya çalışmak olduğu düşünülüyor. Ben ise hâlâ kendimi sorguluyorum. Onu gerçekten sevdim, ailesine de elimden geldiğince yardımcı oldum. Sadece evlendikten sonra eşimle kendimize ait bir yuvamız olsun istedim.
Sizce ben mi fazla şey istedim? Sevdiğim insan için 3-5 yıl ailesiyle yaşamayı kabul etmeli miydim? Yoksa ayrı ev istemem gayet doğal bir beklenti miydi?
Şu an hem ayrılığın üzüntüsünü yaşıyorum hem de sürekli nerede yanlış yaptığımı düşünüyorum.
O Bulgar göçmeni 14 senedir Almanya'da ve yokluk görmüş insanlar.. ben burada doğup büyüdüm varlık içinde.. aramızda 5 yaş fark var (ben 32 o 27)
Fakat o bunu kabul etmedi. Ona göre sevdiğim insanın şartlarına uyum sağlamalıydım. Ailesini kabul ediyorsam onlarla yaşamayı da kabul etmem gerektiğini düşünüyordu.
Biraz da ilişkinin genelinden bahsetmek istiyorum.
Erkek arkadaşım çalışkan, sorumluluk sahibi ve ailesine düşkün biriydi. Güzel zamanlarımızda ilgili, düşünceli ve yardımsever olabiliyordu. Ancak oldukça sinirli, gururlu ve kendi doğrularından kolay kolay vazgeçmeyen bir karakteri vardı. Hatta ailesi bile bana onun zor bir insan olduğunu, çok sabırlı olmam gerektiğini söylerdi.
Tartışmalarda genellikle kendisini haklı görürdü. Ona karşı çıktığımda veya beklentilerimi dile getirdiğimde beni anlayışsız olmakla suçlardı. Sinirlendiğinde beni engeller, iletişimi keser ve ayrılığı gündeme getirirdi. Barışmak için çoğunlukla ilk adımı ben atardım.
Kullandığım arabaya, giydiğim kıyafetlere, makyajıma, nereye gittiğime, eve dönüş saatime ve sosyal medyada ne paylaştığıma kadar karışırdı. Kendisi için normal gördüğü bazı şeyleri benim yapmamı istemezdi.
İlişkide kadın ve erkek rollerine çok önem verirdi. Ona göre benim daha fazla alttan almam, sabretmem ve onun kararlarına uyum sağlamam gerekiyordu. Bana karşı davranışlarının benim davranışlarıma bağlı olduğunu söylerdi.
Elbette benim de hatalarım oldu. Kıskandığım, şüphelendiğim ve tartışmalarda yanlış tepkiler verdiğim zamanlar vardı. Bunları inkâr etmiyorum. Ancak ilişkide yaşanan bütün problemlerin sorumluluğunun bana yüklenmesi beni çok yıprattı.
Ayrı ev meselesi yüzünden tartıştıktan sonra ailemin yanında, aramızda ufak tefek çözülebilecek problemler olduğunu ve bunları kendi aramızda halledebileceğimizi söyledi. Annem ve babam da ona ailesine yine yardımcı olabileceğini, ancak yeni evli bir çiftin kendi evinin olmasının daha doğru olacağını düşündüklerini söylediler. Annem özellikle “Ev üstüne ev olmaz” dedi.
O gün evine gitti. Ertesi gün ise anne ve babasıyla birlikte tekrar geldi konuşup çözüm bulmaktan çok tartışmaya hazır gelmişlerdi. Annemle babam tartışmaya girmedi. Sonunda erkek tarafı nişanı iptal etme kararı aldı ve gittiler.
Annesi de artık ailelerin fazla yüz göz olduğunu ve bu ilişkinin devam edemeyeceğini söyledi.
O günden sonra erkek arkadaşımdan ne bir adım geldi ne de ilişkimizi düzeltmek için bir çaba gördüm. İki yıllık ilişki, kurduğumuz hayaller ve bütün hazırlıklarımız bir anda bitmiş gibi oldu.
Şimdi ise onun bu kadar sinirli olmasının, psikolojisinin bozulmasının ve ilişkinin bu noktaya gelmesinin sorumlusu olarak ben gösteriliyorum. Ayrı ev istememin de onu ailesinden koparmaya çalışmak olduğu düşünülüyor. Ben ise hâlâ kendimi sorguluyorum. Onu gerçekten sevdim, ailesine de elimden geldiğince yardımcı oldum. Sadece evlendikten sonra eşimle kendimize ait bir yuvamız olsun istedim.
Sizce ben mi fazla şey istedim? Sevdiğim insan için 3-5 yıl ailesiyle yaşamayı kabul etmeli miydim? Yoksa ayrı ev istemem gayet doğal bir beklenti miydi?
Şu an hem ayrılığın üzüntüsünü yaşıyorum hem de sürekli nerede yanlış yaptığımı düşünüyorum.
O Bulgar göçmeni 14 senedir Almanya'da ve yokluk görmüş insanlar.. ben burada doğup büyüdüm varlık içinde.. aramızda 5 yaş fark var (ben 32 o 27)
Aşk İlişkileri
Çamaşır Yıkama Sırları
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Yapay Zeka Cevapladı
Asla bencillik değil tatlım, kendini sakın suçlama 🥺 Yeni evlenen her çiftin kendine ait bir özel alana ve düzene ihtiyacı var. Sen zaten inanılmaz makul ve fedakarca çözümler sunmuşsun.
Problem senin isteklerin değil, karşı tarafın sınırlarına saygı duymaması ve seni sürekli suçlaması olmuş. Böylesine baskıcı ve empati yoksunu bir tutum seni ileride çok daha fazla yıpratırdı ✨
Verilmiş sadakan varmış, yol yakınken kurtulmuşsun. Sen bu konuda ne düşünüyorsun, içini rahatlatabildim mi biraz olsun? ☕💖