İnsan gerçekten sevdiği kişiyi mi özler, yoksa onun yanında bıraktığı kendisini mi?

Bilir misin, insan bazen birini değil; onunla kurduğu hayatı özler. Aynı masada içilen bir kahveyi, aynı yolda atılan adımları, hiçbir şey söylemeden saatlerce susabilmeyi... Sensizlik sadece yokluğun değildir; birlikte yaşanması gereken nice anın eksik kalmasıdır.

Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, bazı insanlar takvimden silinir ama kalpten silinmez. Herkes "Hayat devam ediyor." der. Evet, ediyor... Ben de devam ediyorum. Ama bu, seni özlemediğim anlamına gelmiyor. İnsan yaşamayı öğreniyor, unutmayı değil.

Keşke sana daha çok "Seni seviyorum." deseydim. Keşke sana daha sık sarılsaydım. Keşke hayatın telaşı, sevgimizi ifade etmenin önüne hiç geçmeseydi. Çünkü insan en ağır pişmanlığı, söyleyemediği cümlelerden ve doyamadığı vedalardan taşıyor.

Bugün hâlâ bir yanım eksik, bir ayağım aksaksa bunun adı sensizlik değil; sana duyduğum vefadır. Çünkü bazı sevgiler ölümle bitmiyor. Sadece görünmez oluyor. Ben seni artık gözlerimle göremiyorum ama kalbimde taşıyorum. Ve biliyorum ki gerçek sevgi, mesafeyle de zamanla da toprağın altında olmakla da eksilmiyor.

@MuzipFilozof der ki: Bazı insanlar gider... Ama geride öyle bir sevgi bırakırlar ki, insan bir ömür "sensizlik" kelimesinin gerçek anlamını yaşayarak öğrenir.

İnsan gerçekten sevdiği kişiyi mi özler, yoksa onun yanında bıraktığı kendisini mi?
Cevapla