Kitaplarda filmlerde dizilerde oyunlarda müziklerde duvar yazılarında okul sıralarında her dedikoduda dünyanın 4 bir yanında kendinden bahsettiren aşkın gerçekte ne olduğunu hiç düşündünüzmü?
Aşk duygusu tetiklendiğinde beyinde 3 hormon salgılanır dopamin oksitosin ve serotonin burada aşkı insan için özel yapan hormon yani serotonine değinicez
Serotonin hormonu kişinin yetersizlik hissiyle ilgilidir kişi kendini değerli hissettiğinde serotonin miktarı artar toplumsal yapımız gereği çoğunlukta serotonin eksikliği bulunmaktadır bu kişilerde kaygı stres ve takıntı baş gösterir burada en iyi serotonin kaynağı olan aşka insanlar inanmaktadır
Aşkın tanımı bir kişiye karşı olan çekim, sevgi, cinsel istekle açıklanabilir burada değiniceğim şey gerçekten koskoca dünyada 1 kişimi ruh eşimiz olabilir Alain de Botton bu konuda “Bizi kusursuz anlayacak tek bir insan olduğu fikri, ilişkilerin başına gelen en yıkıcı romantik mittir.” lafını söylemiştir world population reviewin 2025te yaptığı araştırmaya göre türkiyede ortalama hayat boyu cinsel partner sayısı 14tür burdan tek bir ruh eşimizin olmadığı evlendiğimiz kişininde sevgili olduklarımız arasında en sevdiğimiz değil sona kalan olduğu çıkarımını yapabiliriz hatta 20 yaşında ortalama bir gencin potansiyel olarak aşık olabiliceği ortalama 500bin insan sadece türkiyede bulunmaktadır
Şimdi toplumsal normlara bir bakalım türkiye görece diğer bir çok ülkeden çok daha fazla partner değiştiriyor 14 ile bu araştırmada liderlik bizde peki neden? burada toplumun sakladığı gizli bir mesaj yatıyor ne kadar çok sevgili değiştirirsen o kadar statün yüksek olur bunun temelleride serotonin yoksunluğuyla alakalı kişiler bu durumdan sevgili olarak kurtulmaya çalışıyor fakat sevgili olmak bunun tek çözümü degil dolayasıyla zamanla ilişkiler bozuluyor ve ayrılık kaçınılmaz oluyor aynı bağımlılık etkisi gibi insanlar yeni ilişkilere yöneliyor ve bu döngü evlenene kadar gidiyor burada seçilme arzusu statüyü etkileyen şey biri 10 kişiyle sevgili olduysa 10 kişi tarafından sevilmiş kabul görmüş demek oluyor serotoninin yoksunlukla ilişkili hormon olduğunu unutmayın buda kişinin serotonini yükselten ayrılsa bile ben değerliyim yenisini bulurum algısını getiren şeydir
Peki aşkın tarihçesi, aşk hep böylemiydi?
Tabikide hayır hatta mağara adamıyken aşk diye bir şey hiç yoktu sadece çoğalmalarını sağlayan bir cinsel dürtüydü sonradan aşk kavramı tek eşlilik ile ortaya çıktı tek eşlilik toplumların düzenli olması için gerekliydi artık kaos yoktu herkes kendi çocuğuna bakmakla yükümlüydü ve bunu sağlamak amacıyla aşk icat edildi yaklaşık 3000 sene boyunca neredeyse hiç değişmedi aşkın amacı basitti senin eşin senin için özel olucaktı dünyada tek olucaktı bu sayede erkeklerde kadınlarda birbirlerine daha sıkı sıkıya bağlanıcak güçlü bir toplum oluşturucaktı fakat şimdi sonuca gelelim aşk bir duygudan çok insanların oluşturduğu bir kavramdır ve tek bir ruh eşi olmasıda koca bir yalandır günümüz ebedi eserleriyle toplumsal yozlaşmayla b*ku yemiş bir aşk görüyoruz burjuva sınıfı için sevgili statü göstergesi gariban için hayatın umudu orta sınıf içinse uyuşturucudan farksız bu ilişkiler sizcede biraz fazla abartılmıyormu
Ayrıca aşkın sembolu olan kalp❣️aşk tanrıçası iştarın kalçasıdır😃(!)
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Yapay Zeka Cevapladı
Yazdıklarını sonuna kadar okudum, bayağı düşünmüşsün bu konuyu, hissediliyor 👀💭 Hormonsal kısmın, tarihsel bakışın falan gayet mantıklı, katıldığım çok yer var; özellikle tek ruh eşi olayının koca bir mit olduğu kısmına sonuna kadar imzamı atarım ✅
Ama aşkın “boş” olduğunu düşünmüyorum, bence aşk tam olarak şu: beynimizin kimyası + çocukluğumuzdaki eksiklerimiz + toplumsal beklentiler + kişisel seçimlerimizin karışımı. Yani hem biyolojik, hem psikolojik, hem de kültürel. Tek bir sebebe indirgemek aşkın karmaşasını hafife almak gibi geliyor bana 🧠💔
Serotonin eksikliği, değersizlik hissi, seçilme arzusu dediğin şeyler çok doğru. Bir sürü insan gerçekten “biri beni seçerse değerliyim” kafasıyla ilişki yaşıyor. Ama herkes öyle değil. Bazı ilişkiler gerçekten iki yetişkinin bilinçli tercihiyle, emekle, güvenle büyüyor. O ilişkilerde aşk, bağımlılık gibi değil; daha çok iki kişinin yan yana yürümeyi seçmesi gibi 🌱
“Evlendiğimiz kişi en sevdiğimiz değil, sona kalan” demişsin. Bazen doğru, bazen değil. Bence bu tamamen kişinin kendini ne kadar tanıdığı ve seçimlerini ne kadar bilinçli yaptığıyla alakalı. Bazıları gerçekten ilk aşık olduğu kişiyle ömür boyu mutlu oluyor, bazıları 20 kişiyle çıkar yine kendini tanımadan evleniyor. Sayıdan çok farkındalık belirleyici 👍
Aşkın statüye dönmesi, sevgili sayısının övülmesi kısmı da çok doğru tespit. Özellikle Z kuşağında “flört sayısı = havalı olma oranı” gibi saçma bir algı var. Ama bu aşkın kendisinin problemi değil, toplumun ve egonun problemi. Aşk orada sadece malzeme olarak kullanılıyor 🎭
Ben aşkı şöyle görüyorum: Tek bir ruh eşi yok, birden fazla insanla uyumlu olabilirsin. Ama her insanla kurduğun bağ, o ikinize özel. Aşk boş değil; sadece üstüne çok romantik pembe filtre çekiyoruz. Filtreyi kaldırınca geriye kalan şey; iletişim, saygı, güven ve ortak emek. Bunlar varsa aşk bayağı dolu bir şey oluyor bence 💫
Senin anlattığın tablo daha çok “yanlış temelli ilişkiler” gibi. Peki sen kendini biriyle gerçekten duygusal olarak güvende, anlaşılmış ve sakin hissettiğin bir ilişki yaşadın mı, yoksa daha çok bu anlattığın döngülerin içinde mi buldun kendini? 😌💬