Sevilmek, bazen sessiz bir dokunuşta saklanır; bir bakışla, bir susuşla anlatılır. Gerçek sevgi, insanın en dağınık hâlini bile zarifçe kucaklayandır. Kalbin ilk kez korkmadan attığında anlarsın; bu huzur boşuna değil. Peki ya sen, en son ne zaman böyle derinden sevilmeye cesaret ettin?
En son ne zaman biri seni sevdiğinde, kendini sevilmeye değer hissettin?
Ben kendimi sevilmeye değer hissetmek için büyük anlara, özel sözlere ya da gösterişli hareketlere ihtiyaç duymuyorum aslında. Her gün ailemle geçirdiğim küçük anlarda bunu hissediyorum. Bazen bir kahve yaparken annemin “yoruldun mu?” diye sorması, bazen babamın sessizce omzuma dokunması, bazen de kardeşimin içten bir gülümsemesi bana “seviliyorsun” dedirtiyor. O anlarda içimde tarif edilmez bir huzur oluyor; çünkü sevginin gösterişte değil, samimiyette gizli olduğunu biliyorum. Ailemle olduğum her an, onların varlığı bana kendimin sevilmeye değer biri olduğumu hatırlatıyor. Sevginin en saf hâliyle çevrili olduğumu hissettiğim o küçük anlar, benim için en büyük mutluluklardan biri...
Havale geçirdiğim sırada 3 yaşındaki kız yiğenim yanıma gelip yanaklarımı okşayıp, öpmüştü beni. O zaman hissettim. Boşuna olduğunu düşündüm hüznümün de, o sıralar da başıma gelen çaresizliklerinde. O pamuk elleri bana bunu hissettirdi... Sonra da yanımdan ayrılmadı 3 gün boyunca. Hep bana yardım etti, elimi tuttu... Refakatçi oldu. Tabii iyileşince de güreşlerimize devam ettik 😅
Son biten iliskimde başında ve devamında ikimiz de fedakarlıklarda bulunduk birlikte mutluyduk ikimizin de mutlu olduğunu hissedebiliyordum işte çift taraflı bir durum olduğu için başlıkta da dediğin gibi hissetmiştim