Kendi duygularından, geçmişinden, sorumluluğundan hatta sevgiden bile kaçan birini sevebilir misin? Howl gibi mesela. Seviyor ama gösteremiyor. İyileşmek istiyor ama karanlığına alışmış. Kendine bakamıyor ama Sophieyi korumak istiyor.
Böyle birini sevmek onunla birlikte kendi gölgesinin içine hapsolmak mıdır? Yoksa kendini kaybetmeden o kişiye ışık tutabilmek midir?
Yani ben genelde böyle insanların çok sağlıklı bir beyin yapısına veya düşünceye sahip olmadığını düşündüğüm için aslında Çok da yanaşmayı düşünmüyorum bilmiyorum Hani bir insan içi dışı bir olmalı net olmalı diye düşmek istiyorum ki Zira Çok kaliteli bir iletişim sağlansın
Kendinden kaçan, yine kendini bulur. Benim sevmem için birinin içsel kaçışları, yüzleşemeyişlerinden bağımsız olurdu. O onun içsel deneyimi. Koşula bağlı olan sevgi, bulanıktır. Howl ise bambaşka konu. İnsan bedeninden uzaklaşması onu insanlıktan da uzaklaştırıyordu. Yine de sevgi ile bu durumun aşıldığını görüyoruz.
Bi de Howlun insanlıktan uzaklaşması aslında gerçek hayattaki insanların duygusal kapanışı, sevgiden korkması ya da kendine yabancılaşmasıyla örtüşmüyor mu biraz? Bu yüzden benzer buldum
Evet kesinlikle hem insanlıktan uzaklaşıyor hem de kendine yabancılaşıyor olabilir. Bunu basit bir şekilde sevginin kurtarıcılığıyla kapadılar ama derin bir kişiliği vardı.
Orası muhakkak ben genelde böyle insanları çekiyorum bir keresinde yakın oldum sadece aşırı hasar aldım ama o kişide değişimler oldu. Şimdi başkasıyla mutlu, o mutlu olduğu için ben de mutluyum. Hayatı cehennem gibiydi. O süreçte beni de dönüştürdü. Ama ilk zamanlar ona olan sevgim nefrete dönüştü. Çünkü ben de kendi gölgemle boğuşuyordum ışığım azdı.
Daha sen henüz karanlıkla boğuşurken, başkasının karanlığı seni de yuttu. Ve sonundu hem sen hemde duyguların dönüştü. Senin için zor bir süreç olmalı. Şimdiki zamanda ikinizin de mutluluğa ulaşması beni sevindirdi
Birini tanıyınca ben bu kişiyi sevicem veya sevmicem diye yaklaşmıyoruz ki, birini olduğu gibi seversin. Eğer o sevgiyi hisseder ve o da severse belki kaçmayı bırakır.
Bu tip bir sevgi, cesaret ve sabır gerektirir. Kendi karanlığına hapsolmuş biriyle olmak, iki taraf için de zorlayıcıdır. Eğer sen sevgiyle onun ışığı olabilirsen, ilişkiniz bir kurtuluş hikayesine dönüşebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Kendini kaybedercesine bir fedakarlığın içine girmemelisin. Herkes kendi karanlığıyla yüzleşmek zorunda; sen sadece destek olabilirsin.
Eğer seviyorsan ve bu sevgiyi taşıyabileceğine inanıyorsan, Why not? Ama unutma, ilk adım hep kendine olan saygıyı korumaktır! 🌌✨
Kendinden kaçan birini sevmek, aslında bir gölgeyi kucaklamaya çalışmak gibi… Ne kadar uzansan da tam dokunamazsın, ne kadar sevsen de o hep biraz eksik kalır. İçinde kim olduğunu bilmeyen, aynaya bakmaya cesaret edemeyen birinin gözlerine bakınca, senin sevginden çok kendi korkusunu görür. Ve sen, onunla birlikte kendini de yormaya başlarsın. Bazen sevmek sadece dokunmakla değil, birlikte iyileşebilmekle olur. Ama biri kendini sevmiyorsa, senin sevgini de tam hissedemez. O yüzden belki de en acımasız aşk, bir insanın kendine yabancı kaldığı o sevgiyle yaşanır.
Aşk ve duygusal yakınlık anlamında bağ kurduğum birisiyse evet sevebileceğimi düşünüyorum. Ancak bu kaçışları olan kişi sadece sosyal iletişimde olduğum birsiyse pek sevebileceğimi düşünmüyorum. Bizde farklı algı var sevgi denilince insanların aklına doğrudan aşk meşk konuları geliyor. Öyle değil halbuki kedi köpek anne baba ağabey abla kardeş amca dede teyze hala kanka kelebek arı tavuk kuş civciv ağaçlar kırlar tabiat dağlar ovalar vadiler akarsular fiyordlar dalyanlar plajlar kırsallar ormanlar ve hatta tepemizde beynimizi kavururcasına ışığını ve sıcaklığını hissettiren güneş. hepsi sevilesi değerde.
Sevebilirsin, hatta çoğu zaman duygular mantığı pek dinlemez. Ama kendisinden kaçan biriyle sevgiye dayalı sağlıklı bir ilişki kurmak zor olabilir. Belli bir süre sonra çabalamak sürekli aynı şeyleri yaşamak zor gelmeye başlar. İlişki toksit bir hale düşer. Kendine faydası olmayan birisinin bana da faydası olmaz.
Öyle birini sevmiştim. Kendimden verdim. Çok fazla. Böyle sevilmeye alışık değildi. Bağlanmaktan korktu. Aşık olduğunu anladığında zaafı olacacağım diye duygularını bastırdı. Bana tanıttığı halinden, başka biri olmaya, tanımadığım insan olmaya başlamıştı. Olmayacak şeylerde ayar atıyordu. Sırf daha çok sevmemek için. Fakat gözleri öyle demiyordu, davranışları kabalığı saygısızlığı oynuyordu. Ve gün ghostlayıp kaçtı gitti… Hiç bir şey demeden….
Kendisinden kaçan biri zaten hayatı sevmediği gibi insanları da sevmez aklı her zaman olumsuz şeyler düşünür. Kendiyle barışık olamayan bir insan ne kadar çevresine katkısı olabilir sizce? Kedisinden kaçan bir insan nereye kadar kaçabilir? Gerçeklerle korkularıyla sorunlarıyla yüzleşebilmeli.
Bu oldukça zor. Onu mu kendine getiresin, sabırla sevmesini mi bekleyesin, yara bandı mıyım değil miyim diye düşünesin nerden tutsan oldukça zor. Sabır ister yürek ister emek ister