Bir erkek, gerçek aşkı bulduğunda değişir mi, yoksa huy hiçbir zaman değişmez mi?

Bir erkek gerçekten severse, içindeki taş duvarlar bile yumuşar. Sessizce fark ettirmeden yavaş yavaş. Bir sabah uyanır, ilk defa başka birinin nasıl hissettiğini kendi yorgunluğundan önce düşünür. Eskiden umursamadığı detaylar, şimdi önem kazanır. Gülümsemesi için uğraşır. Ama bu değişim "başka biri olmak" demek değildir.
Temeli aynı kalır, huy kolay kolay silinmez.
Ama o temel, sevgiyle çatallanır, yumuşar.
Ağzından çıkan sözleri tartmaya başlar.
Dokunuşu daha özenli olur. Kaybetme korkusu, sevme sorumluluğunu doğurur. Aşk… bir adamın içindeki en saklı, en sessiz yerleri açarHuy dediğimiz şey, evet kolay değişmez. Ama aşk… Aşk insanın kalbine dokunur, orada bir şeyleri yerinden oynatır. Alışkanlıklar değil belki ama öncelikler değişir. Daha önce önemsenmeyen bir bakış, bir kelime, bir suskunluk… artık kıymetli hale gelir. Sevdiği üzülmesin diye düşünmeden yaptığı sertliklerden vazgeçer. Kendiyle yüzleşir. Büyür. Olgunlaşır. Ama bu her erkekte olmaz. Gerçek aşkı gören, onu gerçekten hisseden adamda olur. O adam değişmez gibi durur ama kalbi sessiz sessiz dönüşür. Ve bu dönüşüm, dünyanın en doğal, en güzel haliyle olur. Zorlama değil, rol değil… İçten, kendiliğinden. Çünkü aşk… adamı adam eder. Ve bazen bir kadın, bir erkeğin kaderini değiştirecek kadar güçlü sevebilir. İşte o zaman, hiçbir şey eskisi gibi kalmaz.
Bir erkek, gerçek aşkı bulduğunda değişir mi, yoksa huy hiçbir zaman değişmez mi?
Cevapla