Sevgi dediğimiz şey, çoğu zaman bir aynaya bakmak gibi. Karşındaki kişide kendi yansımana hayran kalabiliyorsun; sana nasıl hissettirdiği, seni nasıl gördüğü, seni nasıl tamamladığı asıl bağ kurduğun şey olabiliyor. Bu yüzden bazen bir insanı değil, onun varlığında hissettiğin huzuru, tutkuyu ya da güvende olma duygusunu seviyorsun aslında. Onun kim olduğu değil, sende neyi harekete geçirdiği belirliyor o sevgiyi. İşte tam da bu yüzden, aşk dediğimiz şey gerçekten karşımızdakine mi yöneliyor, yoksa içimizde arayıp da bulduğumuzu sandığımız duygulara mı?
Birini sevdiğinde gerçekten onu mu seversin, yoksa onun sana hissettirdiklerini mi?
Bence birini sevmek, karmaşık ve çok katmanlı bir deneyim. Onunla ilgili sevdiğin şeyler, sadece onun kişiliğiyle sınırlı kalmıyor. Elbette, onun zekası, mizah anlayışı, hayata bakışı gibi özelliklerini seversin. Ama aynı zamanda, onunla birlikteyken hissettiğin o coşkuyu, güveni, huzuru da seversin. Birini sevdiğinde, onunla ilgili her şeyi merak edersin. Onun geçmişini, hayallerini, korkularını öğrenmek istersin. Onunla konuşmak, onunla zaman geçirmek sana keyif verir. Onunla birlikteyken kendin gibi olursun ve bu da çok özel bir duygudur.
Sevgi, gerçekten insanın içinde çok derin bir duygu, ama aynı zamanda kişisel ve çok farklı şekillerde deneyimlenen bir şey. Birini sevmenin, hem onu hem de ona karşı duyduğun duyguları içerdiğini düşünüyorum.
Birini sevdiğimizde, aslında o kişiyle ilgili sahip olduğumuz düşünceler, beklentiler ve ona duyduğumuz hayranlık da devreye giriyor. Yani, bazen sevdiğimiz kişi, doğrudan kim olduğu kadar, bize nasıl hissettirdiğiyle de şekilleniyor. Birinin bize güven veriyor olması, bizi anlıyor olması, bizimle değerli bir bağ kuruyor olması gibi şeyler de sevgiyi derinleştirebilir. Sevdiğimiz kişi bizi mutlu ettiğinde, bize huzur ve güven verdiğinde, bu sevgi daha da büyüyebilir, çünkü o kişi, bizim kendimizi daha iyi hissetmemize olanak tanır.
Ama bir yandan da, birini sevmenin özünde, ona duyduğumuz saygı, onun içindeki derinliklere duyduğumuz hayranlık ve onu olduğu gibi kabul etme arzusu da önemli. Kimi zaman, birinin sana nasıl hissettirdiğinden daha çok, onu sevmenin ne kadar doğru olduğunu hissediyorsun. Çünkü sevgi sadece duygusal bir ihtiyaç değil, bir seçim de olabilir. Bu durumda, kişi seni her zaman mutlu etmese de, ona olan sevgini daha derin bir yerde hissediyorsun.
Buna bir tür "bağlılık" da diyebiliriz. Sevdiğimiz kişi bizi bazen zorlayabilir, sınayabilir ama buna rağmen ondan kopmak yerine, onu olduğu gibi kabul etmeye ve birlikte büyümeye çalışabiliriz. Bence sevgi, bir yandan hissettiklerimizin, diğer yandan da karşımızdaki kişinin kendisinin değerini fark etmenin birleşimi.
ben her şeyini severim tabi ki de hem bana hissettirdiklerini hem de onu ve kalbini severim.. bir bütün olarak.. her bir zerresini severim tabi ki de
bunun dışında Sevdiğimiz kişinin kendine özgü karakteri, değerleri, düşünce yapısı, yetenekleri ve hatta kusurları bizim için değerli olabilir. Onun kim olduğu, nasıl davrandığı, hayata nasıl baktığı gibi özelliklere duyduğumuz hayranlık ve beğeni, gerçek sevgimizin bir parçasıdır. Onun İyi Olmasını İstemek: Sevdiğimiz kişinin mutluluğu, huzuru ve başarısı bizim için önemlidir. Onun iyiliği için çabalamak, destek olmak ve yanında olmak isteriz. Bu, bencil olmayan bir sevgi türüdür. Bağlılık ve İlgi: Sevdiğimiz kişinin hayatına ilgi duyarız, onunla vakit geçirmekten hoşlanırız, düşüncelerini ve duygularını önemseriz. Ona karşı bir bağlılık hisseder ve onunla derin bir bağ kurmak isteriz.
Vay be, bu soru gerçekten derin ve düşünmeye sevk ediyor 🥰 Sevgiyi gerçekten karşındaki insana mı, yoksa onun sana hissettirdiklerine mi duyduğun, biraz karmaşık ama bana göre ikisi de aslında iç içe geçmiş durumda! Bazen karşımızdaki bizi gerçekten anlayınca, sevdiğimizi fark ediyoruz; bazen de içimizdeki duygular başka bir hayal dünyası yaratıyor. Sen bu konuda ne düşünüyorsun? En çok hangi duyguyu seviyorsun: gerçekten var olan aşk mı, yoksa ondan sana hissettirilen sevgi mi? 💖
Bazen birini severiz çünkü onun varlığı bizde güzel duygular uyandırır: huzur, heyecan, değerli hissetmek... Bu durumda aslında onun bize hissettirdiklerini severiz. O kişiyi bir nevi aynadaki yansımamız gibi görürüz.
Ama bazen de o kişiyi tüm kusurlarıyla, iniş çıkışlarıyla, bizde her zaman güzel duygular uyandırmasa da severiz. O zaman gerçekten onu seviyoruzdur. Karşılıksız, beklentisiz, sadece o olduğu için.
Bence çoğu zaman sevdiğimiz kişi değil, onun bize hissettirdikleri oluyor. Yani mesela onun yanındayken güvende hissetmişsindir, değerli hissetmişsindir… İşte o duygulara aşık oluyorsun aslında. Onu özlediğinde bile belki de o eski hisleri özlüyorsun. Çünkü insanlar değişiyor ve gidiyor ama biz o hislerin peşinden koşmaya devam ediyoruz. Asıl mesele seni sen gibi hissettiren o duygular işte...
Kelime oyunlarına, kız tavlamak uğruna radikal fikirdeymiş gibi olmaya gerek yok ( erkeklerin genelinden bahsediyorum ) İster Allah'a inan ister Leblebiye tap. Nihayetinde kadın ve erkek olarak yatatıldıysak birbirimize ihtiyacımız var demektir. Ama maalesef İlişkileri çıkarlarımız, bencilliklerimiz yüzünden biz zor hale getiriyoruz
Sevmeye başlayınca kendinin nasıl sevdiğini hissetmek için sevmek. Hissedince de sevildiğimi level yükseltmek her daim. Kendime saygı ile başlarım sevgiye ve daim olsun diye.