Derdimi anlatıp içimi döküyorum, sahi ne olacak benim bu hâlim?

Eskileri özlüyorum…
Sadece insanları değil, o insanlarla birlikte olduğum beni…
Eski günleri, o günlerin kokusunu, ışığını, kalbimde bıraktığı duyguyu…
Sanki geçmişte daha hafiftim, daha umutluydum, daha “ben”dim.
Şimdi kendime bakıyorum ve yabancı biri gibi hissediyorum.
Şu anki halim, sanki bana ait değil.
Biliyorum, zaman geçiyor, insanlar değişiyor… ama ben değiştiğim yere ait hissedemiyorum.

Bazen geçmişten biri geliyor aklıma.
Bir flörtüm… onunla yürüdüğüm bir sokaktan geçerken, o sokak beni geri çağırıyor.
O kızı değil belki, ama onun yanındaki halimi özlüyorum.
İçimde koca bir boşluk var…
Ve ben neyle dolacağını bilmeden, oraya bazen A kişisini, bazen B’yi, bazen C’yi koyuyorum.
Ama hiçbirinin tam uymadığını da biliyorum aslında.
Çünkü ben insanlardan çok zamanları özlüyorum…
Ve o zamanlardaki beni.

Mezun senem bu yıl, sınava hazırlanıyorum sözde.
Ama ne kafam ders kaldırıyor, ne ruhum masa başında kalabiliyor.
Dışarı da çıkmıyorum eskisi gibi, çevrem de daraldı…
Yalnız hissediyorum sanırım…
Bugün tiyatrodan tanıdığım bir arkadaşımın sokağından geçtim.
Birden, sadece ikimizin bildiği küçücük bir ayrıntı düştü aklıma.
Ve o sokak, o evin duvarları…
Bir anda içime bir şey oturdu.
Yazmak istedim.
Konuşmak…
Sanki biri bana “seni anlıyorum” dese, içim biraz hafifler gibi.

Ama bu boşluk, bu karışıklık…
Bilmiyorum neyin eksik olduğunu.
Tek bildiğim şey:
Bu gidiş, güzel bir gidiş değil.
Ve ben kaybolmadan önce…
Bulmam gereken bir şey var içimde.
Ama ne?
Derdimi anlatıp içimi döküyorum, sahi ne olacak benim bu hâlim?
Cevapla