Terk edilmek ama şu manada terk edilmek daha acı; hiçbir yanlışın olmaz, gerçekten güzel değer verirsin.. karşındaki senden hoşlanıyormuş veya seviyormuş gibi gözükür buna kanarsın.. kandıkça daha çok değer verir ve beklentilerin artmaya başlar.. bir gün gelir durduk yere ilişkiye devam etmek istemediğini söyler ve terk eder.. işte en acısı bu'dur.
Elbette terk edilmek diyorum. Terk eden kişi genellikle bir süre öncesinden kopmaya başlamış, zihinsel olarak ayrılığı kabullenmiş oluyor. Ama terk edilen için her şey aniden çöküyor. Bir anda sevdiğin insanın yokluğuna alışmak zorunda kalıyorsun, neyin eksildiğini tam olarak bilemeden bir boşluğa düşüyorsun. Düşünceler kafanı kurcalıyor: "Nerede yanlış yaptım? Değerim bu kadar mıydı?" diye sorguluyorsun. Ben de bunu yaşadım. Sevdiğim biri gözümün önünde uzaklaştı ve ben sadece izleyebildim. O an hissettiğim çaresizlik gerçekten çok acıydı.
Bir arkadaşım söylemişti terk etmek cesurların işi korkaklar terk etmeyi beceremez o yüzden terk eden tarafta oluyorum...
Cesaret aslında kalabilmektedir ama bunu insanlar kaybetmekten korkuyor ya da ayrılığa cesaret edemiyor gibi yorulmadıkları için gerçek cesaretin sahip çıkmak, savaşmak olduğunu asla anlayamayacaklar...
Off, zor bir konu ya, hangisi daha acı tartışılır... Terk edilmek tam bir yürek yangını, özgüvenini yerle bir edebilir. Ama terk etmek de insana "Acaba doğru mu yaptım?" sorusunu defalarca sordurur. İki ucu acılı değnek resmen! 😅 Bence aşk dünyasında en kötüsü, birbirine hala değer veriyorsan ama birlikte olamıyorsan. Peki sen hiç terk ettin mi? Ya da terk edilip geri dönene kapı açtın mı? 💔
Oo Leyla, kapıları gömdün betonla resmen! 😅👏 Bence de haklısın, geri dönene kapı açmak bazen daha çok yara açabiliyor. 💔 Kendi değerimizi bilip ileriye bakmak en güzeli! Senin de enerjin tam yerinde belli, helal sana! 👑🔥