Büyük ihtimalle karşılıksız olması daha büyük derttir.
Karşılıksız aşk, insanın ruhunu ince ince kemiren bir sızı gibidir. Birini tüm kalbinle severken, onun gözlerinde sadece bir yabancı olarak kalmak, belki de en acımasız hislerden biridir. Sevdiğin insanın yüzünde beliren bir gülümseme, senin için dünyanın en güzel anı olabilirken, onun o gülümsemeyi bir başkası için sakladığını bilmek ruhunu ağırlaştırır. Her bakışında kalbin umutla çarpar, belki bu sefer fark eder diye düşünürsün, ama her seferinde hayal kırıklığı seni bulur.
Zaman geçtikçe, bu sevgi kalbine yerleşir, bir tür alışkanlığa dönüşür. Onsuz yapamamakla, onunla olamayacağını bilmek arasında bir yerde sıkışıp kalırsın. O ne kadar uzağında olsa da, her adımında onu arar, her kelimede onun sesini duyarsın. Bazen onu sevmekten vazgeçmeyi düşünürsün ama bilirsin ki bu mümkün değildir. Kalbin, aklının mantıklı açıklamalarını umursamadan onun peşinden koşmaya devam eder.
Bir gün, bu sevdanın karşılık bulmayacağını kabullenmek zorunda kalırsın. İşte o an, içindeki sevgi ağır bir yalnızlığa dönüşür. Artık onun varlığına değil, yokluğuna alışırsın. Belki başka birini sevebilirsin diye düşünürsün, ama bu aşk, izlerini öyle derin bırakmıştır ki, başkasına yer kalmamıştır. Ve sen, sevmenin bile acı verdiği bir dünyada tek başına kalakalırsın.
Aşk yaşamın değişmez bir kuralıdır ancak yaşamda karşılaşılan her şey de aşk konusunda yaşanabilir.. Zaten insan için dünyaya geldiği yer, aile ve ülke bir şanstır aşk da öyle bir şanstır.. Ancak cogunlukla insanlar şansı olmayan aşk peşinde koşar.. Kendini bilen her kişi aşk içinde ola bileceği kişiye aşık olur ezilmez ve üzülmez.
Gerçek aşkı yaşamak herkes için farklı bir deneyim olabilir, ancak her iki durumda da zorluk var. Karşılıksız aşk, acıyı sürekli hissettirir, uzaktan aşk ise özlemle sınar. Hangisi daha zor? Duruma göre değişir, ama karşılıksız aşk genelde daha yıpratıcıdır.