Güncellemeler
+1 yıl
offffffffffffffffffffffffffff
Güncellemeler
+1 yıl
...
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer gerçek sevgiden anlayanlara selam olsun..
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
0Cevap
Dinliyorum
Hep giden insanları suçlu gösterir hayat. Hep giden insanlara yazılır cümleler. Bir şiir bile hep en çok giden insanların üstüne yakışır. Bir filmde; bir erkek bir kızdan gitti diye; hep o gidene söylenir cümleler. Hep giden kötüdür. Hep suç gidendedir. Hatta şarkılar bile çoğu zaman, giden insanların üzerine yazılmıştır.
Peki bir insan neden gider?
Hiç bu konuyu düşündünüz mü gerçekten?
Bazen; yalan attığını anlarsın. Gitmek zorunda kalırsın. Gidersin.
Bazen; ona gösterdiğin değerin yarısını o sana gösteremez. Gidersin.
Bazen; aldatıldığını düşünürsün. Gidersin.
Bazen; aldatırsın. Gururuna yediremezsin. Gidersin.
Bazen; evleneceğin kişinin o kişi olmadığını anlarsın. Gidersin.
Bazen; gitmenin kalmaktan daha çok mutlu edeceğini anlarsın. Gidersin.
Bazen; gitmek gerekir. Gidersin.
Bazen, bazenler çoğalır, her şey değişir. Gitmekten başka hiç bir şey kalmaz. Gidersin.
Gidersin, diyorum ya. Bende çok gittim.
Gözlerimin içine bakarak, yalan atıp ve sonrasında mimikleri bile oynamayan birisinden gittim. Bu sözü yazmam da yardımcı olan arkadaşımı; sevgilisi başka bir erkekle aldatmıştı gitmesi gerekiyordu gitti. Sizinde, gitmeniz gerekiyorsa gidin. Çünkü kalanlar; artık kaldığı yerde gitmenizi bekliyor olacaklar.
Değmiyorsa gidin.
Ne diyor şarkıda;
( Bilirim, gidenlerle ölünmez ama; kalanlarla da yaşanılmıyor)
2 kere aramıştım açmamıştı telefonu. Bu sefer bir başkasıyla da konuşmuyordu. Telefon çalıyor, sonra meşgule dönüyordu. Bir mesaj attım, sesini özledim ya da seni seviyorum diye değildi bu sefer.. Son kez aç, istiyorsan bir daha hiç açma diyebilmiştim.
Az biraz yürüdüm karanlık ve sessiz sokaklarda. Ortalığı aydınlatan lambalar yoktu. Ortalığı aydınlatan bir sigara bir de cep telefonun ışığı vardı. Bir de kalbimde sönen yangın.
Çok geçmeden bir daha aradım; telefonu açtı.
On , on beş saniye sustuk.
- Neden? diyebilmiştim.
Ses vermemişti; konuşacak yüzü olmadığından değil; anlatacak yalan bulamadığından kaynaklıydı. Yani ben öyle düşünmüştüm.
- Neden,? diye yeniledim soruyu.
Ağlamaklı olan ses tonu ile;
+ Özür dilerim, diyebildi sadece.
O ana kadar, onun ağlamasına 3 kere şahit olmuştum. Ağlarken, boğazımda birşeyler düğümlenir, konuşacak bir şey bulamazdım. Bu sefer ise, hiç bir şey hissetmiyordum.
- Ne özürü ya? Ne özürü.
Neden yaptın, ne eksiğim vardı? Neyim yetmedi sana.
Ben okkalı bir tartışma, küfür kıyamet bekliyorken, o orada ağlamaklı ses tonuyla sadece ağlama sesini duyuruyordu. Konuşmuyordu. Yüzü yoktu, ya da ben öyle sanıyordum.
Ben devam ettim;
- bu saatten sonra, hayatımda *** diye biri yok, öldürdüm artık seni gözlerimde. Neden yaptın? ya da neyse, söyleme. Umarım mutsuz olursun; ( bu hadi ordan ol gitten fazla canını yakmış olmalıydı ki ) telefonu kapattı.
çok zaman sonra bir mesaj geldi
Bir ton yalan dolan, özenle seçilmiş kelimeler, ve 1 kelime 'AFFET'
İşte o zaman, anlamıştım 'affet' diyen ölüyordu.
buyur reis
çok uzun üşendim yazmaya
Ev kira, bankaya 5 milyar kredi borcum var, 1500 Tl gelirim var. Yağmurlu havalarda çatı biraz akıtır ama sıkıntı yok, yeterince leğenimiz var. Arada bir elektirik ve sular kesilebilir, sakın belediyeyi ne zaman gelecek diye arama, büyük ihtimalle faturaları yatıramadığımdandır, ama en kısa zaman da yatıracağımın garantisini veremesem de, komşudan kaçak hat çekeceğimin garantisini verebilirim. Suyuda mahallenin başında ki çeşmeden taşırım. Sabahları senin kalkmana gerek yok, ben fırından ekmek almaya giderim, çünkü dünün ekmeğini ısıtıp veriyorlar, 40 kuruş daha ucuz, sabah sıcak sıcak yeriz. Sobayı her sabah ben hazırlar ve yakarım. Pazarlığı da ben yaparım, akşam 5'den sonra daha ucuz ve uygun oluyo, o saatlerde sen çıkma, ben hallederim.
Kısacası, yettiği kadar cebimizden, yetmediği kadar yüreğimizden veririz. Olur diyorsan gel piknik tüpünde demlediğim çaydan koyayım sana. Yok diyorsan çabuk söyle, tüpe zam geldi yalan yere yanmasın.
Hep giden insanları suçlu gösterir hayat. Hep giden insanlara yazılır cümleler. Bir şiir bile hep en çok giden insanların üstüne yakışır. Bir filmde; bir erkek bir kızdan gitti diye; hep o gidene söylenir cümleler. Hep giden kötüdür. Hep suç gidendedir. Hatta şarkılar bile çoğu zaman, giden insanların üzerine yazılmıştır.
Peki bir insan neden gider?
Hiç bu konuyu düşündünüz mü gerçekten?
Bazen; yalan attığını anlarsın. Gitmek zorunda kalırsın. Gidersin.
Bazen; ona gösterdiğin değerin yarısını o sana gösteremez. Gidersin.
Bazen; aldatıldığını düşünürsün. Gidersin.
Bazen; aldatırsın. Gururuna yediremezsin. Gidersin.
Bazen; evleneceğin kişinin o kişi olmadığını anlarsın. Gidersin.
Bazen; gitmenin kalmaktan daha çok mutlu edeceğini anlarsın. Gidersin.
Bazen; gitmek gerekir. Gidersin.
Bazen, bazenler çoğalır, her şey değişir. Gitmekten başka hiç bir şey kalmaz. Gidersin.
Gidersin, diyorum ya. Bende çok gittim.
Gözlerimin içine bakarak, yalan atıp ve sonrasında mimikleri bile oynamayan birisinden gittim. Bu sözü yazmam da yardımcı olan arkadaşımı; sevgilisi başka bir erkekle aldatmıştı gitmesi gerekiyordu gitti. Sizinde, gitmeniz gerekiyorsa gidin. Çünkü kalanlar; artık kaldığı yerde gitmenizi bekliyor olacaklar.
Değmiyorsa gidin.
Ne diyor şarkıda;
( Bilirim, gidenlerle ölünmez ama; kalanlarla da yaşanılmıyor)
2 kere aramıştım açmamıştı telefonu. Bu sefer bir başkasıyla da konuşmuyordu. Telefon çalıyor, sonra meşgule dönüyordu. Bir mesaj attım, sesini özledim ya da seni seviyorum diye değildi bu sefer.. Son kez aç, istiyorsan bir daha hiç açma diyebilmiştim.
Az biraz yürüdüm karanlık ve sessiz sokaklarda. Ortalığı aydınlatan lambalar yoktu. Ortalığı aydınlatan bir sigara bir de cep telefonun ışığı vardı. Bir de kalbimde sönen yangın.
Çok geçmeden bir daha aradım; telefonu açtı.
On , on beş saniye sustuk.
- Neden? diyebilmiştim.
Ses vermemişti; konuşacak yüzü olmadığından değil; anlatacak yalan bulamadığından kaynaklıydı. Yani ben öyle düşünmüştüm.
- Neden,? diye yeniledim soruyu.
Ağlamaklı olan ses tonu ile;
+ Özür dilerim, diyebildi sadece.
O ana kadar, onun ağlamasına 3 kere şahit olmuştum. Ağlarken, boğazımda birşeyler düğümlenir, konuşacak bir şey bulamazdım. Bu sefer ise, hiç bir şey hissetmiyordum.
- Ne özürü ya? Ne özürü.
Neden yaptın, ne eksiğim vardı? Neyim yetmedi sana.
Ben okkalı bir tartışma, küfür kıyamet bekliyorken, o orada ağlamaklı ses tonuyla sadece ağlama sesini duyuruyordu. Konuşmuyordu. Yüzü yoktu, ya da ben öyle sanıyordum.
Ben devam ettim;
- bu saatten sonra, hayatımda *** diye biri yok, öldürdüm artık seni gözlerimde. Neden yaptın? ya da neyse, söyleme. Umarım mutsuz olursun; ( bu hadi ordan ol gitten fazla canını yakmış olmalıydı ki ) telefonu kapattı.
çok zaman sonra bir mesaj geldi
Bir ton yalan dolan, özenle seçilmiş kelimeler, ve 1 kelime 'AFFET'
İşte o zaman, anlamıştım 'affet' diyen ölüyordu.
kitap yazmışın
Sorabilirsin
selam nerden :D
Ev kira, bankaya 5 milyar kredi borcum var, 1500 Tl gelirim var. Yağmurlu havalarda çatı biraz akıtır ama sıkıntı yok, yeterince leğenimiz var. Arada bir elektirik ve sular kesilebilir, sakın belediyeyi ne zaman gelecek diye arama, büyük ihtimalle faturaları yatıramadığımdandır, ama en kısa zaman da yatıracağımın garantisini veremesem de, komşudan kaçak hat çekeceğimin garantisini verebilirim. Suyuda mahallenin başında ki çeşmeden taşırım. Sabahları senin kalkmana gerek yok, ben fırından ekmek almaya giderim, çünkü dünün ekmeğini ısıtıp veriyorlar, 40 kuruş daha ucuz, sabah sıcak sıcak yeriz. Sobayı her sabah ben hazırlar ve yakarım. Pazarlığı da ben yaparım, akşam 5'den sonra daha ucuz ve uygun oluyo, o saatlerde sen çıkma, ben hallederim.
Kısacası, yettiği kadar cebimizden, yetmediği kadar yüreğimizden veririz. Olur diyorsan gel piknik tüpünde demlediğim çaydan koyayım sana. Yok diyorsan çabuk söyle, tüpe zam geldi yalan yere yanmasın.
Hep giden insanları suçlu gösterir hayat. Hep giden insanlara yazılır cümleler. Bir şiir bile hep en çok giden insanların üstüne yakışır. Bir filmde; bir erkek bir kızdan gitti diye; hep o gidene söylenir cümleler. Hep giden kötüdür. Hep suç gidendedir. Hatta şarkılar bile çoğu zaman, giden insanların üzerine yazılmıştır.
Peki bir insan neden gider?
Hiç bu konuyu düşündünüz mü gerçekten?
Bazen; yalan attığını anlarsın. Gitmek zorunda kalırsın. Gidersin.
Bazen; ona gösterdiğin değerin yarısını o sana gösteremez. Gidersin.
Bazen; aldatıldığını düşünürsün. Gidersin.
Bazen; aldatırsın. Gururuna yediremezsin. Gidersin.
Bazen; evleneceğin kişinin o kişi olmadığını anlarsın. Gidersin.
Bazen; gitmenin kalmaktan daha çok mutlu edeceğini anlarsın. Gidersin.
Bazen; gitmek gerekir. Gidersin.
Bazen, bazenler çoğalır, her şey değişir. Gitmekten başka hiç bir şey kalmaz. Gidersin.
Gidersin, diyorum ya. Bende çok gittim.
Gözlerimin içine bakarak, yalan atıp ve sonrasında mimikleri bile oynamayan birisinden gittim. Bu sözü yazmam da yardımcı olan arkadaşımı; sevgilisi başka bir erkekle aldatmıştı gitmesi gerekiyordu gitti. Sizinde, gitmeniz gerekiyorsa gidin. Çünkü kalanlar; artık kaldığı yerde gitmenizi bekliyor olacaklar.
Değmiyorsa gidin.
Ne diyor şarkıda;
( Bilirim, gidenlerle ölünmez ama; kalanlarla da yaşanılmıyor)
2 kere aramıştım açmamıştı telefonu. Bu sefer bir başkasıyla da konuşmuyordu. Telefon çalıyor, sonra meşgule dönüyordu. Bir mesaj attım, sesini özledim ya da seni seviyorum diye değildi bu sefer.. Son kez aç, istiyorsan bir daha hiç açma diyebilmiştim.
Az biraz yürüdüm karanlık ve sessiz sokaklarda. Ortalığı aydınlatan lambalar yoktu. Ortalığı aydınlatan bir sigara bir de cep telefonun ışığı vardı. Bir de kalbimde sönen yangın.
Çok geçmeden bir daha aradım; telefonu açtı.
On , on beş saniye sustuk.
- Neden? diyebilmiştim.
Ses vermemişti; konuşacak yüzü olmadığından değil; anlatacak yalan bulamadığından kaynaklıydı. Yani ben öyle düşünmüştüm.
- Neden,? diye yeniledim soruyu.
Ağlamaklı olan ses tonu ile;
+ Özür dilerim, diyebildi sadece.
O ana kadar, onun ağlamasına 3 kere şahit olmuştum. Ağlarken, boğazımda birşeyler düğümlenir, konuşacak bir şey bulamazdım. Bu sefer ise, hiç bir şey hissetmiyordum.
- Ne özürü ya? Ne özürü.
Neden yaptın, ne eksiğim vardı? Neyim yetmedi sana.
Ben okkalı bir tartışma, küfür kıyamet bekliyorken, o orada ağlamaklı ses tonuyla sadece ağlama sesini duyuruyordu. Konuşmuyordu. Yüzü yoktu, ya da ben öyle sanıyordum.
Ben devam ettim;
- bu saatten sonra, hayatımda *** diye biri yok, öldürdüm artık seni gözlerimde. Neden yaptın? ya da neyse, söyleme. Umarım mutsuz olursun; ( bu hadi ordan ol gitten fazla canını yakmış olmalıydı ki ) telefonu kapattı.
çok zaman sonra bir mesaj geldi
Bir ton yalan dolan, özenle seçilmiş kelimeler, ve 1 kelime 'AFFET'
İşte o zaman, anlamıştım 'affet' diyen ölüyordu.