Oyunlarla ilgili konuşmaya ne dersin? En yakın oyun arkadaşın olabilirim.
Şef Orçun
Bugün ne pişirmek istersin? Türk ve Dünya mutfağı konularında yardımcı olabilirim.
Mistik Biri
Tarot falına bakmamı ister misin? Astroloji ve Burçlar konularında yardımcı olabilirim.
Şöyle Böyle
Sıra dışı konulara yeni bir soluk getirmek için buradayız.
Hilal
2026 FİFA Dünya Kupası coşkusunu birlikte yaşayacak, maç sonu sohbetleri yapacak birini...
Fragmatik
Bugün ne izlemek istiyorsun? Senin için film ve dizi önerileri verebilirim.
Aşko Kuşko
Kafası karışık bir aşıksan ilişkilere dair önerilerimle yanındayım.
Merto
Yeni bir tarz mı arıyorsun? Moda ve stil konusunda yanındayım.
Ayberk
2026 Dünya Kupası gecelerinde maç coşkusunu birlikte yaşayacak bir futbol buddy’si arıyorsan...
Rehber İpek
Üniversite tercih yolculuğunda yanındayım! Bana soruların neler? 🎓
Hayat
Aile ya da arkadaşlarınla ilişkilerin nasıl? Kafana takılan her konuda yanındayım!
KSCansu 💜
KızlarSoruyor kullanımına dair desteğe mi ihtiyacın var? Hemen sor!
Hep Parla ⭐
Kariyer hayatında nasıl bir adım öne çıkarsın? Eğitim ve kariyer konularında sana destek olabilirim.
Bir İnci
Bugün nasıl görünüyorsun? Dış görünüşünle ilgili her şeyi bana sorabilirsin.
Luna
Regl dönemlerinde iyi hissetmek mümkün mü? Tavsiyelere ihtiyacın varsa buradayım.
Fikri Harika
Hediye seçimi ve alışveriş ipuçları konusunda desteğe ihtiyacın var mı? Bana sorularını...
İremolog
Genelde nasıl hissediyorsun? Kişilik ve karakter konularında sorularını yanıtlamaya hazırım.
Doğa Anne
Çocuk bakımıyla ilgili destek mi arıyorsun? Ebeveynlik konusunda tavsiyelerimle yanındayım
Dijital Zeka
Teknolojik cihazların sana mı kafa tutuyor? İnternet & Teknoloji konularında desteğe hazırım.
Kediliçe
Patili dostuna ne iyi gelir? Evcil hayvanlar konularında bana sorularını sorabilirsin.
Baharizma
Bugün gündemde neler var? Trend gelişmeleri birlikte yorumlayabiliriz.
Profesör Bilgin
Eğitim ve iş hayatında her şey yolunda mı? Desteğe ihtiyacın varsa buradayım.
Fit Meli
Diyet ve sağlıklı beslenmeye dair önerilerimle yanındayım.
Ezgi Geziyor
Tatilini birlikte planlayalım mı? Tatil ve seyahat konularında sana yardımcı olabilirim.
Eko Bey
Bütçeni yönetebiliyor musun? Para ve ekonomi konularında yanındayım.
Ne-She
Güzellik ipuçları ister misin? Güzellik ve bakım konularında sorularını yanıtlayabilirim?
Flaş Batu
Magazin konuşmayı sever misin? Ünlüler nerede, ne yapıyor gel konuşalım!
Driver Baby
Yola çıkmaya hazır mısın? Araba ve motorlarla ilgili yardımcı olabilirim.
O-Pera
Şehrinde hangi etkinlikler var? Kültür ve sanat etkinliklerini bana sor!
Smaçella
Egzersiz planın hazır mı? Fit kalmakla ilgili endişelerin varsa sorularını sorabilirsin.
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
3
Cevap
0
Cevap
Gizli Üye
(30-35)
+1 yıl
Dinliyorum
0
2 Yorumla
Soran
+1 yıl
Hep giden insanları suçlu gösterir hayat. Hep giden insanlara yazılır cümleler. Bir şiir bile hep en çok giden insanların üstüne yakışır. Bir filmde; bir erkek bir kızdan gitti diye; hep o gidene söylenir cümleler. Hep giden kötüdür. Hep suç gidendedir. Hatta şarkılar bile çoğu zaman, giden insanların üzerine yazılmıştır. Peki bir insan neden gider? Hiç bu konuyu düşündünüz mü gerçekten? Bazen; yalan attığını anlarsın. Gitmek zorunda kalırsın. Gidersin. Bazen; ona gösterdiğin değerin yarısını o sana gösteremez. Gidersin. Bazen; aldatıldığını düşünürsün. Gidersin. Bazen; aldatırsın. Gururuna yediremezsin. Gidersin. Bazen; evleneceğin kişinin o kişi olmadığını anlarsın. Gidersin. Bazen; gitmenin kalmaktan daha çok mutlu edeceğini anlarsın. Gidersin. Bazen; gitmek gerekir. Gidersin. Bazen, bazenler çoğalır, her şey değişir. Gitmekten başka hiç bir şey kalmaz. Gidersin. Gidersin, diyorum ya. Bende çok gittim. Gözlerimin içine bakarak, yalan atıp ve sonrasında mimikleri bile oynamayan birisinden gittim. Bu sözü yazmam da yardımcı olan arkadaşımı; sevgilisi başka bir erkekle aldatmıştı gitmesi gerekiyordu gitti. Sizinde, gitmeniz gerekiyorsa gidin. Çünkü kalanlar; artık kaldığı yerde gitmenizi bekliyor olacaklar. Değmiyorsa gidin. Ne diyor şarkıda; ( Bilirim, gidenlerle ölünmez ama; kalanlarla da yaşanılmıyor)
2 kere aramıştım açmamıştı telefonu. Bu sefer bir başkasıyla da konuşmuyordu. Telefon çalıyor, sonra meşgule dönüyordu. Bir mesaj attım, sesini özledim ya da seni seviyorum diye değildi bu sefer.. Son kez aç, istiyorsan bir daha hiç açma diyebilmiştim. Az biraz yürüdüm karanlık ve sessiz sokaklarda. Ortalığı aydınlatan lambalar yoktu. Ortalığı aydınlatan bir sigara bir de cep telefonun ışığı vardı. Bir de kalbimde sönen yangın. Çok geçmeden bir daha aradım; telefonu açtı. On , on beş saniye sustuk. - Neden? diyebilmiştim. Ses vermemişti; konuşacak yüzü olmadığından değil; anlatacak yalan bulamadığından kaynaklıydı. Yani ben öyle düşünmüştüm. - Neden,? diye yeniledim soruyu. Ağlamaklı olan ses tonu ile; + Özür dilerim, diyebildi sadece. O ana kadar, onun ağlamasına 3 kere şahit olmuştum. Ağlarken, boğazımda birşeyler düğümlenir, konuşacak bir şey bulamazdım. Bu sefer ise, hiç bir şey hissetmiyordum. - Ne özürü ya? Ne özürü. Neden yaptın, ne eksiğim vardı? Neyim yetmedi sana. Ben okkalı bir tartışma, küfür kıyamet bekliyorken, o orada ağlamaklı ses tonuyla sadece ağlama sesini duyuruyordu. Konuşmuyordu. Yüzü yoktu, ya da ben öyle sanıyordum. Ben devam ettim; - bu saatten sonra, hayatımda *** diye biri yok, öldürdüm artık seni gözlerimde. Neden yaptın? ya da neyse, söyleme. Umarım mutsuz olursun; ( bu hadi ordan ol gitten fazla canını yakmış olmalıydı ki ) telefonu kapattı. çok zaman sonra bir mesaj geldi Bir ton yalan dolan, özenle seçilmiş kelimeler, ve 1 kelime 'AFFET' İşte o zaman, anlamıştım 'affet' diyen ölüyordu.
Ev kira, bankaya 5 milyar kredi borcum var, 1500 Tl gelirim var. Yağmurlu havalarda çatı biraz akıtır ama sıkıntı yok, yeterince leğenimiz var. Arada bir elektirik ve sular kesilebilir, sakın belediyeyi ne zaman gelecek diye arama, büyük ihtimalle faturaları yatıramadığımdandır, ama en kısa zaman da yatıracağımın garantisini veremesem de, komşudan kaçak hat çekeceğimin garantisini verebilirim. Suyuda mahallenin başında ki çeşmeden taşırım. Sabahları senin kalkmana gerek yok, ben fırından ekmek almaya giderim, çünkü dünün ekmeğini ısıtıp veriyorlar, 40 kuruş daha ucuz, sabah sıcak sıcak yeriz. Sobayı her sabah ben hazırlar ve yakarım. Pazarlığı da ben yaparım, akşam 5'den sonra daha ucuz ve uygun oluyo, o saatlerde sen çıkma, ben hallederim. Kısacası, yettiği kadar cebimizden, yetmediği kadar yüreğimizden veririz. Olur diyorsan gel piknik tüpünde demlediğim çaydan koyayım sana. Yok diyorsan çabuk söyle, tüpe zam geldi yalan yere yanmasın.
Hep giden insanları suçlu gösterir hayat. Hep giden insanlara yazılır cümleler. Bir şiir bile hep en çok giden insanların üstüne yakışır. Bir filmde; bir erkek bir kızdan gitti diye; hep o gidene söylenir cümleler. Hep giden kötüdür. Hep suç gidendedir. Hatta şarkılar bile çoğu zaman, giden insanların üzerine yazılmıştır. Peki bir insan neden gider? Hiç bu konuyu düşündünüz mü gerçekten? Bazen; yalan attığını anlarsın. Gitmek zorunda kalırsın. Gidersin. Bazen; ona gösterdiğin değerin yarısını o sana gösteremez. Gidersin. Bazen; aldatıldığını düşünürsün. Gidersin. Bazen; aldatırsın. Gururuna yediremezsin. Gidersin. Bazen; evleneceğin kişinin o kişi olmadığını anlarsın. Gidersin. Bazen; gitmenin kalmaktan daha çok mutlu edeceğini anlarsın. Gidersin. Bazen; gitmek gerekir. Gidersin. Bazen, bazenler çoğalır, her şey değişir. Gitmekten başka hiç bir şey kalmaz. Gidersin. Gidersin, diyorum ya. Bende çok gittim. Gözlerimin içine bakarak, yalan atıp ve sonrasında mimikleri bile oynamayan birisinden gittim. Bu sözü yazmam da yardımcı olan arkadaşımı; sevgilisi başka bir erkekle aldatmıştı gitmesi gerekiyordu gitti. Sizinde, gitmeniz gerekiyorsa gidin. Çünkü kalanlar; artık kaldığı yerde gitmenizi bekliyor olacaklar. Değmiyorsa gidin. Ne diyor şarkıda; ( Bilirim, gidenlerle ölünmez ama; kalanlarla da yaşanılmıyor)
2 kere aramıştım açmamıştı telefonu. Bu sefer bir başkasıyla da konuşmuyordu. Telefon çalıyor, sonra meşgule dönüyordu. Bir mesaj attım, sesini özledim ya da seni seviyorum diye değildi bu sefer.. Son kez aç, istiyorsan bir daha hiç açma diyebilmiştim. Az biraz yürüdüm karanlık ve sessiz sokaklarda. Ortalığı aydınlatan lambalar yoktu. Ortalığı aydınlatan bir sigara bir de cep telefonun ışığı vardı. Bir de kalbimde sönen yangın. Çok geçmeden bir daha aradım; telefonu açtı. On , on beş saniye sustuk. - Neden? diyebilmiştim. Ses vermemişti; konuşacak yüzü olmadığından değil; anlatacak yalan bulamadığından kaynaklıydı. Yani ben öyle düşünmüştüm. - Neden,? diye yeniledim soruyu. Ağlamaklı olan ses tonu ile; + Özür dilerim, diyebildi sadece. O ana kadar, onun ağlamasına 3 kere şahit olmuştum. Ağlarken, boğazımda birşeyler düğümlenir, konuşacak bir şey bulamazdım. Bu sefer ise, hiç bir şey hissetmiyordum. - Ne özürü ya? Ne özürü. Neden yaptın, ne eksiğim vardı? Neyim yetmedi sana. Ben okkalı bir tartışma, küfür kıyamet bekliyorken, o orada ağlamaklı ses tonuyla sadece ağlama sesini duyuruyordu. Konuşmuyordu. Yüzü yoktu, ya da ben öyle sanıyordum. Ben devam ettim; - bu saatten sonra, hayatımda *** diye biri yok, öldürdüm artık seni gözlerimde. Neden yaptın? ya da neyse, söyleme. Umarım mutsuz olursun; ( bu hadi ordan ol gitten fazla canını yakmış olmalıydı ki ) telefonu kapattı. çok zaman sonra bir mesaj geldi Bir ton yalan dolan, özenle seçilmiş kelimeler, ve 1 kelime 'AFFET' İşte o zaman, anlamıştım 'affet' diyen ölüyordu.
Ev kira, bankaya 5 milyar kredi borcum var, 1500 Tl gelirim var. Yağmurlu havalarda çatı biraz akıtır ama sıkıntı yok, yeterince leğenimiz var. Arada bir elektirik ve sular kesilebilir, sakın belediyeyi ne zaman gelecek diye arama, büyük ihtimalle faturaları yatıramadığımdandır, ama en kısa zaman da yatıracağımın garantisini veremesem de, komşudan kaçak hat çekeceğimin garantisini verebilirim. Suyuda mahallenin başında ki çeşmeden taşırım. Sabahları senin kalkmana gerek yok, ben fırından ekmek almaya giderim, çünkü dünün ekmeğini ısıtıp veriyorlar, 40 kuruş daha ucuz, sabah sıcak sıcak yeriz. Sobayı her sabah ben hazırlar ve yakarım. Pazarlığı da ben yaparım, akşam 5'den sonra daha ucuz ve uygun oluyo, o saatlerde sen çıkma, ben hallederim. Kısacası, yettiği kadar cebimizden, yetmediği kadar yüreğimizden veririz. Olur diyorsan gel piknik tüpünde demlediğim çaydan koyayım sana. Yok diyorsan çabuk söyle, tüpe zam geldi yalan yere yanmasın.
Hep giden insanları suçlu gösterir hayat. Hep giden insanlara yazılır cümleler. Bir şiir bile hep en çok giden insanların üstüne yakışır. Bir filmde; bir erkek bir kızdan gitti diye; hep o gidene söylenir cümleler. Hep giden kötüdür. Hep suç gidendedir. Hatta şarkılar bile çoğu zaman, giden insanların üzerine yazılmıştır. Peki bir insan neden gider? Hiç bu konuyu düşündünüz mü gerçekten? Bazen; yalan attığını anlarsın. Gitmek zorunda kalırsın. Gidersin. Bazen; ona gösterdiğin değerin yarısını o sana gösteremez. Gidersin. Bazen; aldatıldığını düşünürsün. Gidersin. Bazen; aldatırsın. Gururuna yediremezsin. Gidersin. Bazen; evleneceğin kişinin o kişi olmadığını anlarsın. Gidersin. Bazen; gitmenin kalmaktan daha çok mutlu edeceğini anlarsın. Gidersin. Bazen; gitmek gerekir. Gidersin. Bazen, bazenler çoğalır, her şey değişir. Gitmekten başka hiç bir şey kalmaz. Gidersin. Gidersin, diyorum ya. Bende çok gittim. Gözlerimin içine bakarak, yalan atıp ve sonrasında mimikleri bile oynamayan birisinden gittim. Bu sözü yazmam da yardımcı olan arkadaşımı; sevgilisi başka bir erkekle aldatmıştı gitmesi gerekiyordu gitti. Sizinde, gitmeniz gerekiyorsa gidin. Çünkü kalanlar; artık kaldığı yerde gitmenizi bekliyor olacaklar. Değmiyorsa gidin. Ne diyor şarkıda; ( Bilirim, gidenlerle ölünmez ama; kalanlarla da yaşanılmıyor)
2 kere aramıştım açmamıştı telefonu. Bu sefer bir başkasıyla da konuşmuyordu. Telefon çalıyor, sonra meşgule dönüyordu. Bir mesaj attım, sesini özledim ya da seni seviyorum diye değildi bu sefer.. Son kez aç, istiyorsan bir daha hiç açma diyebilmiştim. Az biraz yürüdüm karanlık ve sessiz sokaklarda. Ortalığı aydınlatan lambalar yoktu. Ortalığı aydınlatan bir sigara bir de cep telefonun ışığı vardı. Bir de kalbimde sönen yangın. Çok geçmeden bir daha aradım; telefonu açtı. On , on beş saniye sustuk. - Neden? diyebilmiştim. Ses vermemişti; konuşacak yüzü olmadığından değil; anlatacak yalan bulamadığından kaynaklıydı. Yani ben öyle düşünmüştüm. - Neden,? diye yeniledim soruyu. Ağlamaklı olan ses tonu ile; + Özür dilerim, diyebildi sadece. O ana kadar, onun ağlamasına 3 kere şahit olmuştum. Ağlarken, boğazımda birşeyler düğümlenir, konuşacak bir şey bulamazdım. Bu sefer ise, hiç bir şey hissetmiyordum. - Ne özürü ya? Ne özürü. Neden yaptın, ne eksiğim vardı? Neyim yetmedi sana. Ben okkalı bir tartışma, küfür kıyamet bekliyorken, o orada ağlamaklı ses tonuyla sadece ağlama sesini duyuruyordu. Konuşmuyordu. Yüzü yoktu, ya da ben öyle sanıyordum. Ben devam ettim; - bu saatten sonra, hayatımda *** diye biri yok, öldürdüm artık seni gözlerimde. Neden yaptın? ya da neyse, söyleme. Umarım mutsuz olursun; ( bu hadi ordan ol gitten fazla canını yakmış olmalıydı ki ) telefonu kapattı. çok zaman sonra bir mesaj geldi Bir ton yalan dolan, özenle seçilmiş kelimeler, ve 1 kelime 'AFFET' İşte o zaman, anlamıştım 'affet' diyen ölüyordu.
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
0Cevap
Dinliyorum
Hep giden insanları suçlu gösterir hayat. Hep giden insanlara yazılır cümleler. Bir şiir bile hep en çok giden insanların üstüne yakışır. Bir filmde; bir erkek bir kızdan gitti diye; hep o gidene söylenir cümleler. Hep giden kötüdür. Hep suç gidendedir. Hatta şarkılar bile çoğu zaman, giden insanların üzerine yazılmıştır.
Peki bir insan neden gider?
Hiç bu konuyu düşündünüz mü gerçekten?
Bazen; yalan attığını anlarsın. Gitmek zorunda kalırsın. Gidersin.
Bazen; ona gösterdiğin değerin yarısını o sana gösteremez. Gidersin.
Bazen; aldatıldığını düşünürsün. Gidersin.
Bazen; aldatırsın. Gururuna yediremezsin. Gidersin.
Bazen; evleneceğin kişinin o kişi olmadığını anlarsın. Gidersin.
Bazen; gitmenin kalmaktan daha çok mutlu edeceğini anlarsın. Gidersin.
Bazen; gitmek gerekir. Gidersin.
Bazen, bazenler çoğalır, her şey değişir. Gitmekten başka hiç bir şey kalmaz. Gidersin.
Gidersin, diyorum ya. Bende çok gittim.
Gözlerimin içine bakarak, yalan atıp ve sonrasında mimikleri bile oynamayan birisinden gittim. Bu sözü yazmam da yardımcı olan arkadaşımı; sevgilisi başka bir erkekle aldatmıştı gitmesi gerekiyordu gitti. Sizinde, gitmeniz gerekiyorsa gidin. Çünkü kalanlar; artık kaldığı yerde gitmenizi bekliyor olacaklar.
Değmiyorsa gidin.
Ne diyor şarkıda;
( Bilirim, gidenlerle ölünmez ama; kalanlarla da yaşanılmıyor)
2 kere aramıştım açmamıştı telefonu. Bu sefer bir başkasıyla da konuşmuyordu. Telefon çalıyor, sonra meşgule dönüyordu. Bir mesaj attım, sesini özledim ya da seni seviyorum diye değildi bu sefer.. Son kez aç, istiyorsan bir daha hiç açma diyebilmiştim.
Az biraz yürüdüm karanlık ve sessiz sokaklarda. Ortalığı aydınlatan lambalar yoktu. Ortalığı aydınlatan bir sigara bir de cep telefonun ışığı vardı. Bir de kalbimde sönen yangın.
Çok geçmeden bir daha aradım; telefonu açtı.
On , on beş saniye sustuk.
- Neden? diyebilmiştim.
Ses vermemişti; konuşacak yüzü olmadığından değil; anlatacak yalan bulamadığından kaynaklıydı. Yani ben öyle düşünmüştüm.
- Neden,? diye yeniledim soruyu.
Ağlamaklı olan ses tonu ile;
+ Özür dilerim, diyebildi sadece.
O ana kadar, onun ağlamasına 3 kere şahit olmuştum. Ağlarken, boğazımda birşeyler düğümlenir, konuşacak bir şey bulamazdım. Bu sefer ise, hiç bir şey hissetmiyordum.
- Ne özürü ya? Ne özürü.
Neden yaptın, ne eksiğim vardı? Neyim yetmedi sana.
Ben okkalı bir tartışma, küfür kıyamet bekliyorken, o orada ağlamaklı ses tonuyla sadece ağlama sesini duyuruyordu. Konuşmuyordu. Yüzü yoktu, ya da ben öyle sanıyordum.
Ben devam ettim;
- bu saatten sonra, hayatımda *** diye biri yok, öldürdüm artık seni gözlerimde. Neden yaptın? ya da neyse, söyleme. Umarım mutsuz olursun; ( bu hadi ordan ol gitten fazla canını yakmış olmalıydı ki ) telefonu kapattı.
çok zaman sonra bir mesaj geldi
Bir ton yalan dolan, özenle seçilmiş kelimeler, ve 1 kelime 'AFFET'
İşte o zaman, anlamıştım 'affet' diyen ölüyordu.
buyur reis
çok uzun üşendim yazmaya
Ev kira, bankaya 5 milyar kredi borcum var, 1500 Tl gelirim var. Yağmurlu havalarda çatı biraz akıtır ama sıkıntı yok, yeterince leğenimiz var. Arada bir elektirik ve sular kesilebilir, sakın belediyeyi ne zaman gelecek diye arama, büyük ihtimalle faturaları yatıramadığımdandır, ama en kısa zaman da yatıracağımın garantisini veremesem de, komşudan kaçak hat çekeceğimin garantisini verebilirim. Suyuda mahallenin başında ki çeşmeden taşırım. Sabahları senin kalkmana gerek yok, ben fırından ekmek almaya giderim, çünkü dünün ekmeğini ısıtıp veriyorlar, 40 kuruş daha ucuz, sabah sıcak sıcak yeriz. Sobayı her sabah ben hazırlar ve yakarım. Pazarlığı da ben yaparım, akşam 5'den sonra daha ucuz ve uygun oluyo, o saatlerde sen çıkma, ben hallederim.
Kısacası, yettiği kadar cebimizden, yetmediği kadar yüreğimizden veririz. Olur diyorsan gel piknik tüpünde demlediğim çaydan koyayım sana. Yok diyorsan çabuk söyle, tüpe zam geldi yalan yere yanmasın.
Hep giden insanları suçlu gösterir hayat. Hep giden insanlara yazılır cümleler. Bir şiir bile hep en çok giden insanların üstüne yakışır. Bir filmde; bir erkek bir kızdan gitti diye; hep o gidene söylenir cümleler. Hep giden kötüdür. Hep suç gidendedir. Hatta şarkılar bile çoğu zaman, giden insanların üzerine yazılmıştır.
Peki bir insan neden gider?
Hiç bu konuyu düşündünüz mü gerçekten?
Bazen; yalan attığını anlarsın. Gitmek zorunda kalırsın. Gidersin.
Bazen; ona gösterdiğin değerin yarısını o sana gösteremez. Gidersin.
Bazen; aldatıldığını düşünürsün. Gidersin.
Bazen; aldatırsın. Gururuna yediremezsin. Gidersin.
Bazen; evleneceğin kişinin o kişi olmadığını anlarsın. Gidersin.
Bazen; gitmenin kalmaktan daha çok mutlu edeceğini anlarsın. Gidersin.
Bazen; gitmek gerekir. Gidersin.
Bazen, bazenler çoğalır, her şey değişir. Gitmekten başka hiç bir şey kalmaz. Gidersin.
Gidersin, diyorum ya. Bende çok gittim.
Gözlerimin içine bakarak, yalan atıp ve sonrasında mimikleri bile oynamayan birisinden gittim. Bu sözü yazmam da yardımcı olan arkadaşımı; sevgilisi başka bir erkekle aldatmıştı gitmesi gerekiyordu gitti. Sizinde, gitmeniz gerekiyorsa gidin. Çünkü kalanlar; artık kaldığı yerde gitmenizi bekliyor olacaklar.
Değmiyorsa gidin.
Ne diyor şarkıda;
( Bilirim, gidenlerle ölünmez ama; kalanlarla da yaşanılmıyor)
2 kere aramıştım açmamıştı telefonu. Bu sefer bir başkasıyla da konuşmuyordu. Telefon çalıyor, sonra meşgule dönüyordu. Bir mesaj attım, sesini özledim ya da seni seviyorum diye değildi bu sefer.. Son kez aç, istiyorsan bir daha hiç açma diyebilmiştim.
Az biraz yürüdüm karanlık ve sessiz sokaklarda. Ortalığı aydınlatan lambalar yoktu. Ortalığı aydınlatan bir sigara bir de cep telefonun ışığı vardı. Bir de kalbimde sönen yangın.
Çok geçmeden bir daha aradım; telefonu açtı.
On , on beş saniye sustuk.
- Neden? diyebilmiştim.
Ses vermemişti; konuşacak yüzü olmadığından değil; anlatacak yalan bulamadığından kaynaklıydı. Yani ben öyle düşünmüştüm.
- Neden,? diye yeniledim soruyu.
Ağlamaklı olan ses tonu ile;
+ Özür dilerim, diyebildi sadece.
O ana kadar, onun ağlamasına 3 kere şahit olmuştum. Ağlarken, boğazımda birşeyler düğümlenir, konuşacak bir şey bulamazdım. Bu sefer ise, hiç bir şey hissetmiyordum.
- Ne özürü ya? Ne özürü.
Neden yaptın, ne eksiğim vardı? Neyim yetmedi sana.
Ben okkalı bir tartışma, küfür kıyamet bekliyorken, o orada ağlamaklı ses tonuyla sadece ağlama sesini duyuruyordu. Konuşmuyordu. Yüzü yoktu, ya da ben öyle sanıyordum.
Ben devam ettim;
- bu saatten sonra, hayatımda *** diye biri yok, öldürdüm artık seni gözlerimde. Neden yaptın? ya da neyse, söyleme. Umarım mutsuz olursun; ( bu hadi ordan ol gitten fazla canını yakmış olmalıydı ki ) telefonu kapattı.
çok zaman sonra bir mesaj geldi
Bir ton yalan dolan, özenle seçilmiş kelimeler, ve 1 kelime 'AFFET'
İşte o zaman, anlamıştım 'affet' diyen ölüyordu.
kitap yazmışın
Sorabilirsin
selam nerden :D
Ev kira, bankaya 5 milyar kredi borcum var, 1500 Tl gelirim var. Yağmurlu havalarda çatı biraz akıtır ama sıkıntı yok, yeterince leğenimiz var. Arada bir elektirik ve sular kesilebilir, sakın belediyeyi ne zaman gelecek diye arama, büyük ihtimalle faturaları yatıramadığımdandır, ama en kısa zaman da yatıracağımın garantisini veremesem de, komşudan kaçak hat çekeceğimin garantisini verebilirim. Suyuda mahallenin başında ki çeşmeden taşırım. Sabahları senin kalkmana gerek yok, ben fırından ekmek almaya giderim, çünkü dünün ekmeğini ısıtıp veriyorlar, 40 kuruş daha ucuz, sabah sıcak sıcak yeriz. Sobayı her sabah ben hazırlar ve yakarım. Pazarlığı da ben yaparım, akşam 5'den sonra daha ucuz ve uygun oluyo, o saatlerde sen çıkma, ben hallederim.
Kısacası, yettiği kadar cebimizden, yetmediği kadar yüreğimizden veririz. Olur diyorsan gel piknik tüpünde demlediğim çaydan koyayım sana. Yok diyorsan çabuk söyle, tüpe zam geldi yalan yere yanmasın.
Hep giden insanları suçlu gösterir hayat. Hep giden insanlara yazılır cümleler. Bir şiir bile hep en çok giden insanların üstüne yakışır. Bir filmde; bir erkek bir kızdan gitti diye; hep o gidene söylenir cümleler. Hep giden kötüdür. Hep suç gidendedir. Hatta şarkılar bile çoğu zaman, giden insanların üzerine yazılmıştır.
Peki bir insan neden gider?
Hiç bu konuyu düşündünüz mü gerçekten?
Bazen; yalan attığını anlarsın. Gitmek zorunda kalırsın. Gidersin.
Bazen; ona gösterdiğin değerin yarısını o sana gösteremez. Gidersin.
Bazen; aldatıldığını düşünürsün. Gidersin.
Bazen; aldatırsın. Gururuna yediremezsin. Gidersin.
Bazen; evleneceğin kişinin o kişi olmadığını anlarsın. Gidersin.
Bazen; gitmenin kalmaktan daha çok mutlu edeceğini anlarsın. Gidersin.
Bazen; gitmek gerekir. Gidersin.
Bazen, bazenler çoğalır, her şey değişir. Gitmekten başka hiç bir şey kalmaz. Gidersin.
Gidersin, diyorum ya. Bende çok gittim.
Gözlerimin içine bakarak, yalan atıp ve sonrasında mimikleri bile oynamayan birisinden gittim. Bu sözü yazmam da yardımcı olan arkadaşımı; sevgilisi başka bir erkekle aldatmıştı gitmesi gerekiyordu gitti. Sizinde, gitmeniz gerekiyorsa gidin. Çünkü kalanlar; artık kaldığı yerde gitmenizi bekliyor olacaklar.
Değmiyorsa gidin.
Ne diyor şarkıda;
( Bilirim, gidenlerle ölünmez ama; kalanlarla da yaşanılmıyor)
2 kere aramıştım açmamıştı telefonu. Bu sefer bir başkasıyla da konuşmuyordu. Telefon çalıyor, sonra meşgule dönüyordu. Bir mesaj attım, sesini özledim ya da seni seviyorum diye değildi bu sefer.. Son kez aç, istiyorsan bir daha hiç açma diyebilmiştim.
Az biraz yürüdüm karanlık ve sessiz sokaklarda. Ortalığı aydınlatan lambalar yoktu. Ortalığı aydınlatan bir sigara bir de cep telefonun ışığı vardı. Bir de kalbimde sönen yangın.
Çok geçmeden bir daha aradım; telefonu açtı.
On , on beş saniye sustuk.
- Neden? diyebilmiştim.
Ses vermemişti; konuşacak yüzü olmadığından değil; anlatacak yalan bulamadığından kaynaklıydı. Yani ben öyle düşünmüştüm.
- Neden,? diye yeniledim soruyu.
Ağlamaklı olan ses tonu ile;
+ Özür dilerim, diyebildi sadece.
O ana kadar, onun ağlamasına 3 kere şahit olmuştum. Ağlarken, boğazımda birşeyler düğümlenir, konuşacak bir şey bulamazdım. Bu sefer ise, hiç bir şey hissetmiyordum.
- Ne özürü ya? Ne özürü.
Neden yaptın, ne eksiğim vardı? Neyim yetmedi sana.
Ben okkalı bir tartışma, küfür kıyamet bekliyorken, o orada ağlamaklı ses tonuyla sadece ağlama sesini duyuruyordu. Konuşmuyordu. Yüzü yoktu, ya da ben öyle sanıyordum.
Ben devam ettim;
- bu saatten sonra, hayatımda *** diye biri yok, öldürdüm artık seni gözlerimde. Neden yaptın? ya da neyse, söyleme. Umarım mutsuz olursun; ( bu hadi ordan ol gitten fazla canını yakmış olmalıydı ki ) telefonu kapattı.
çok zaman sonra bir mesaj geldi
Bir ton yalan dolan, özenle seçilmiş kelimeler, ve 1 kelime 'AFFET'
İşte o zaman, anlamıştım 'affet' diyen ölüyordu.