Her duyguyu gönlünce yaşamak imkansız zaten. Bazen sever susarsın, bazen öfke patlaması yaşar kaçarsın, utanırsın kendi içine çekilirsin, aşık olursun ama imkansızdır yalnızlık duygusu ile baş başa kalırsın. Bizde ki mevcut duygular özlemek, beklemek, kıskanmak, üzülmek.
Bütün duygularım fazla uçlardadır benim, kıyılarda gezmeyi seviyorum. Daha doğrusu yapım gereği üzüldüğüm zaman da, mutlu olduğum zaman da dibine kadar yaşıyorum bunu, sevince de öyle. Başka türlü nasıl yaşanır bilmiyorum, bilmekte istemiyorum. Bu halimden şikayetçi değilim...
Gözyaşlarım genelde içe içe akar insanlarda ruhsuz ya da gamsız diye tanımlar. Hiç sorun değil beni bir Allah bir de ben biliyorum yine olsa yine göstermem göstermeyeceğim. Hak edeni görmedim ama göreceğimi gördüm peki gerek var mı sence başkanım? @YarabantlıRakıŞisesi
Her duyguyu doya doya yaşayamam. Çünkü yeri geldiğinde bu bir zaaf olup kullanıldığını hissederim. Gerekli yerlerde nasıl olacağını bilirim o kadar. Yoksa duygularımı doya doya yaşayabilirim bazı konularda.
Kimisini bastırmak zorunda kaldım kimisini doya doya yaşadım. Bazen istesen de kaçamıyorsun. Sadece kaçtığımızı zannediyoruz. En güçsüz zamanımızda kaçtığımız ne varsa yaşıyoruz. Hem de en dibine kadar.
Yoğun yaşadığım da oldu içimde tutmak zorunda olduğum da. Bazen ilişki içindeyken duyguları dışarıya yansıtma şekillerim değişiyor benim. Bu biraz da karşımdaki kişiyle alakalı sanırım.
Halil: Resmin sen değilsin ki. Resmin benim dünyama ait bir şey. Ben seni değil resmini tanıyorum. Belki sen benim bütün güzel düşüncelerimi yıkarsın.
Meral: Bu davranışların bir korkudan ileri geliyor.
Halil: Evet. Bu korku sevdiğim bir şeye ebediyen sahip olmak için çekilen bir korku. Ben senin resmine değil de, sana âşık olsaydım ne olacaktı? Belki bir kere bile bakmayacaktın yüzüme. Belki de alay edecektin sevgimle. Hâlbuki resmin bana dostça bakıyor ve ebediyen bakacak.