"O" diye tabir ettiğim kişinin yerine siz birisini koyun ve söylemek isteyipte söyleyemediğiniz şeyleri söyleyin veya içinizden ne geçiyorsa buraya dökebilirsiniz...
Gerçekten samimi olarak seslenmek istediğim hiç kimse yok, hayatımda 4 defa sevgilim oldu ama öyle gidip bir kafede buluşup el ele tutuşup sinemaya gitmek ya da bir şeyler yaşamak gibi bir durumun söz konusu olmadı. Çünkü ben bedensel engelli olduğum için birtakım şeylerden geri kalmak zorunda kaldım ama bu asosyal olduğum için değil sadece bazı şeyleri kendi çabam ile istemediğimden kaynaklanır. Bunun sonucunda 4 tane sevgilim oldu genelde mesaj görüntülü konuşma ile sohbet ederken güzel geçirdiğim zamanlar da oldu ve daha sonra anlaşamadığım insanlarla oldu şu anda hayatımda herhangi bir kimse yok yani yalnız olduğumu söylemek isterim, ama bu 4 kişinin içinde 1 kişi vardı kendisini gerçekten değer vermiştim yani tabii ki körkütük aşık oldum öldüm bittim evlilik boyutuna geldim nikah masasından döndüm ya da nişan attım demek gibi bir şansım yok, ama tabii ki belli bir noktadan sonra artık o insanla konuşuyorsunuz o insanı alışıyorsunuz belli duyguların sahibi oluyorsunuz ve o insanı alışkanlık sözkonusu olduğu için hani şarkıda diyor ya alışmak sevmekten daha zor geliyor diye, işte alışkanlık söz konusu olduğu için insan bazı zamanlar kendini kötü hissediyor. Bu yüzden de ayrılıklar ya da iletişim kurması sonucu insan olumsuz yönde etkileniyor. Benim de hayatıma giren bu arkadaşlardan bir tanesiyle zaman içinde anlaşmazlıklar söz konusu olduğunda onun yedek bir Facebook hesabı olduğunu biliyordum hatta hesabının şifresini unutmamak için benim mail adresimi yedek mail adresimi tanımlamıştık ve bir gün kavga ettikten sonra o adresi girdiğimde farklı bir erkek görünümlü kız ile sohbet ettiğini aşkım canım birtanem kelimelerini kullandığını kısacası bir ilişkisi olduğunu anlamış oldum. Aslında burada kimi Yusuf benim Halen o kişiyi erkek olarak düşünüyor olmam yani beni bir erkekle aldattığını aklımdan geçerimemden başladı, fakat daha sonra gerçeği öğrendim ki benim o birlikte olduğum kişi aslında bir seksüel olarak başka bir kızla daha ilişkisi olduğunu benden böyle bir durumunu sakladığını öğrendim. Ben çok kötü olmuştum her gün ağlıyordum travma durumunu çok zor atladım daha sonra tamı tamına 7-8 sene de anca toparlandım namaz kılmaya başladıktan sonra kendime geldim ve intihar etme boyutuna bile gelmiştim. Şimdi o insana diyorum ki keşke kendine alıştırmadan durumunu başında söyleseydin en azından saçma sapan şeyleri yaparak kendimi üzmezdim demek istiyorum.
Senle benim ilişkimizin tanımı buydu işte. Başlardaki ilgililik, heyecan... Benden sıkılmıyor, her an beni görmek istiyordun ya,
bensiz yaşayamaz, okuluna devam demez, hayatının akışına uyamazdın ya,
ben senin hatunundum en kıymetlindim ya.
Biz birbirimizi iyi bulmuştuk, kimse dost değildi bizim gibi ya
Benim için canını vermen gerekse verirdin ya,
Bunların hepsi laf-ı güzaf.
Seninle inandığım ve sarıldığım aşktan yine seninle soğudum bu yaşta. 16 yaşından 23 yaşıma kadar sana verdiğim emeklere yazıklar olsun. Çevreden gerçek aşk nasıl olur, gerçek erkeklik nasıl olur bilmesek seni adam sanmaya devam edecektim. İnsan ilkine sahip çıkar. Rezil etmez, iş yerine ispiyonlamaz, ailesine ispiyonlamaz. İnsan sevdiği kadına bunları yapamaz. O kadar sene.. Sadakat ve aflarla dolu. Ben sana güçlü ve gururlu bir kız çocuğu olarak aşık oldum ve şimdi seninle büyüdüm ne gururum kaldığını gördüm ne de bir kişiliğim. Hepsini çalmışsın benden. Senelerce okuduğun 5 yıllık okulun 9 yıla çıkmasını sabırla sindirim, bekledim. Sokakta, ailenin yanında fikirlerimizin uyuşmadığı şeylerde sesini yükseltip beni rezil etmeni, çıkardığın kavgaları affettim. Biz senle ... İle... ndık. Ayrılamazdık biz. Ana kuzusu olmadığını söylenene rağmen aynı şehirde olmana rağmen ailenin günde 3-5 kez bebe gibi seni aramasını, her tartışmamıza dahil edilmelerini, geceleri beni uyutup annenle sırlarımızı paylaşman, annenle bir olup beni aileme şikayet endişelerini, hiçbirini sindirmemeliydim ama o kadar bağlanmıştım ki o kadar kördüm ki hepsine eyvallah deyip seni affedecektim. Hep yalvarırdın ya af dilerdin sümük bile atmadın ailenle aramın düzelmeyeceğini anlayınca. Şaşmamalıyım :) 28 yaşınadek hiç çalışmamış, İnterneti kesilince bile çığlık atıp ailesinin sorun çözmesini bekleyen, çorabını bile kendi seçemeyen bir adam ailesini itip beni seçemezdi. :) Benim sevdiğim beni kepaze ettirdi, aşağılattı. Yazıklar olsun fedakarlıklarıma. İş ve okul çıkışlarımda saatlerce sabırla bekler ve bana hayranlıkla heyecanla bakardın, ben içeri girenedek kapıdan ayrılmaz ve şaklabanlıklar yapardın ve millet bizi bi halt sanardı ben de sanardım. hiçbir şeyin iç yüzü böyle değilmiş demek ki. Yazıklar olsuuuuuun.
onu sevdiğimi belirtemediğim bir kız vardı. Ben onun hakkında her şeyi öğrenmiştim, ama o benim hakkımda hiç bir şey bilmiyordu. Varlığımdan haberi bile yoktu. En yakın arkadaşından, gittiği cafelere, içtiği içeceklere, hatta sevdiği müziklere kadar biliyordum. Kısa süreli bir ilişkisi olmuştu, ve sonrasında anlaşamadığı gerekçesiyle ayrılmıştı. En büyük sorunu insanlarla anlaşamıyor olmasıydı. Ve bu yüzden kimse ile, uzun süreli bir ilişki yaşayamamıştı. Bir gün cafede denk geldik bununla, sonra bir alışveriş merkezinde, sonra da bir konserde. Bir ara çarpıştık, gülümseyerek 'özür dilerim' dedi. Konuşamadım bile, dilim tutulmuştu. ilk defa bu kadar çaresiz hissettim kendimi. O da hiç istifini bozmadan gitti. Birkaç hafta sonra, aynı cafede gördüm bunu. Yanıma kadar geldi ve oturabilir miyim dedi, kafamı salladım. Söylenilen aksine, çok uyumlu bir kıza benziyordu. Oturdu ve; 'geçen gün konserde sana çarptığım için özür dilerim..' dedi. Önemi yok bile diyememiştim, gerçekten dilim tutulmuştu ve herkese bülbül gibi konuşan ben ona 2 kelime bile edememiştim. işte tam o sırada, 'konuşsana be adam, dilini mi yuttun' dedi. işte o anda farklı bir şey oldu, önümdeki adisyonun arkasına 'benim konuşmak gibi bir kusurum var, kusura bakma' yazdım. Bana öylece baktı, ama acıyan bir bakış değildi bu. Nasıl yani hiç mi? dedi. Hiç dercesine, bir kafa salladım. Seni öyle görünce, heyecandan konuşamadım, demek yerine böyle demek daha kolayıma gelmişti sanki. Nasıl oldu bu peki dedi, adisyonun arkasına gene bir şeyler yazdım. O soru soruyor, ben adisyonun arkasına yazıyordum. Bu durum onun içinde tuhaf olmuştu, beni fark etmeyen o kız, benimle o gün hiç kimsenin ilgilenmediği kadar ilgilenmişti. 2 saat kadar beraber orada oturduk, sonra
tekrar buluşmak için sözleştik. 3 gün sonra, aynı saatte aynı cafede buluşacaktık. Her şey iyi gidiyordu, ama tek sıkıntım ona yalan atmış olmamdı. Bunu ona bu sefer söyleyecektim, çıkıp karşısına 'seni aylardır tanıyorum, yediğin yemeklerden, çaya attığın 2 kesme şekere, dinlediğin müziğe, hatta gülünce çenende oluşan o çukura kadar her şeyi biliyorum, ama seni görünce dilim tutuldu iki kelime bile edemedim, sende dilini mi yuttun deyince, bu yalana sığındım' diyecektim ki, farklı bir şey oldu koca bir defter ve bir kalemle geldi oturduğum masaya ve kağıda 'nasılsın?' yazdı. Gülümsedim, 'iyiyim sen nasılsın?' yazdım.
O kağıda bir çok şey yazdık, o an bu yalanı biraz daha sürdürmek istedim. Derken birbirimize zaman ayırmaya başladık, alışverişe gitmeye, sinemaya gitmeye, hatta hatta beraber konserlere gitmeye başladık. Beraber bir yerlerde yemek yiyor, gecenin bir saatinde dışarı çıkıyorduk. Tam 5 hafta olmuştu ki, ben ona, o da bana çok alışmıştı. ilk elimi tuttuğu an, alfabeyi tersten okuyacak düzeyde konuşabilecek, ona 'seni çok seviyorum' diyecek duruma geldim, ama bu durumun bozulmasından korktuğumdan gene sustum. Bir gün, kulenin oraya gelir misin? diye mesaj attı telefonuma. Koşa koşa gittim hemen.. Kulenin oradaki banka oturmuş, ağlıyordu. Yanına gittim, el işareti ile 'ne oldu? ' dedim. Bana en cürretkar kelimelerini sarf etti, 'şu zamana kadar, kimseye duymadığım sevgiyi duydum sana. Hayatıma giren çoğu insanla, anlaşamıyoruz diye ayrıldık
Senin konuşamıyor olmak gibi bir kusuruna rağmen, seni çok iyi anladım. Sende beni çok iyi anladın. Aşk konuşmak değil, anlamakmış, anlaşmakmış meğer dedi.. Ve devam etti, 'keşke bir kere, bir kere bana seni çok seviyorum diyebilseydin, bunun için her şeyi mi verebilirdim' dedi. işte tam o anda, cep telefonumun mesaj kısmına 'sana bir şey söyleyeceğim, ama bana kızmayacaksın, söz'mü?' yazdım. Kafasını salladı, ben sana kızabilir miyim dercesine. Bütün desibel rekorlarını kırarcasına bir sesle, 'seni çok seviyorum' dedim. Bakakaldı bana, eliyle 'ne oluyor'? dercesine bir görüntüye girdi. 'Seni çok seviyorum, seni arkadaşlarınla gittiğin o cafeden tanıyorum, yediğin yemeklerden, çaya attığın 2 kesme şekere, dinlediğin müziğe, hatta gülünce çenende oluşan o çukura kadar he rşeyi biliyordum, ama seni görünce dilim tutuldu iki kelime bile edemedim, sende dilini mi yuttun deyince, bi anda bu yalana sığınmak zorunda kaldım, kusura bakma dedim' O kusura baktı, bende yoluma.. Aşk, susmakmış. O an anladım.
Seni seviyorum , belki de seviyordum... Bilmiyorum , soguttun kendinden. Aslinda düşününce senin hiç bir suçun yok suç bende o bakışlarını benim olduğum yerlere gelislerini , arkadaşının imalarinin hepsini ben yanlış anladım, ben umutlandim. Özür dilerim ara sıra sana sinirlenip kufrediyorum. Ama hepsi , neden yani... Neden , cidden beni sevdiğine inanmıştım. Hergun senin hayalinle yatıp kalkıyodum. Sesin, gözlerin, saçların, kokun... Evet kokun yanımdan geçerken kokunu kokluyorum. Seni seviyorum bazen nefretle bazen aşkla, bazen hayalinle bazen gerçeğinle Senin beni sevdiğini zannederken dün sevgilinin olduğunu öğrendim. Yikildimmi hayır ne hissettim ben bile bilmiyorum. Bosluktaydim sanki biraz nefret vardı sonra oda geçti. Ya madem sevmiyosun neden beni seyrediyordum neden o güzel gözlerin gözlerime bakiyo neden? Bugün bi kizla konuşurken gördüm seni beni görünce Yanima geldin sinirle kıza küfrettin. Bana duyurmaya çalıştın anlamadım sanma. İşte hep bunu yapiyosun. Bana yakın davranıp umut verip sonrada gidiyorsun. Sevgilin var ya da yok umrumd değil seni sevmeye devam ediyorum belki içimden belki dışimdan. Ama lütfen sende bunu bana yapma ben bilerek seni sevdiğimi sana belli ettim gel benimle oyna diye değil . Farkima var diye. Sevgilin ve ileride olacak sevgililerine sana mutluluklar dilerim. Ama şunu aklından cikarma şuana kadar ki zaman içerisinde kimseyi seni sevdiğim gibi sevmedim. Seni çok seviyorum. Her ne kadar unutmaya çalışsam da... Seviyorum işte
Son kez yaziyorum istersen goruldu at istersen engelle eryerden bni hic sorun deyil ama son kez de olsa bni dinlemeni istiyorum su zamana kadar hic kotulugunu istemedim isteyecek kadar kotu biri deyilim onceden 1 saat yazmayinca merak ederdim seni ne yapiyo iyimi kotumu ne yapiyo ne ediyo diye 1 hafta tam 1 hafta oldu bak istedigin oldu hani diyorlar ya hic dokunmadigin birine asik olduysan ozaman gelcek asik olmuşsundur oyleyim iste gelcekten oyle bi bosluktayim ki anlataman sana kendinden cok deger veren biri tarfindan kotu hatirlanacaksin simdilik takil nede olsa herkes kendine yakisani yapar dimi ve o gun beni aldattigin icin deyil sana guvendigim icin paramparca oldum hani diyodum ya sana sana hic guvenmiyorun diye bn aslinda en cok sana guvendim sana inandim senin icin savasirdim savassaydim mutlaka kazanirdim ama artik vazgectiklerim kadar ozgursun ha sunuda unutma telafisi olmayan bi kirginlik var icimde acisi bni ahida seni yaksin bn seni beklerken sana eller kavustu... aynen boyle yazdim ona
Bazen sabah erken kalkardım sırf senin için. Soğukta beklerdim dakikalarca. Salına salına gelirdin. Bazen durmazdın , bazen beni görmezdin bile. Peşinden çok koştum ama artık yoruldum anlıyor musun? YORULDUM ! İNCEK DOLMUŞU ! dur artık ya zaten saatte 1 tane geçiyorsun.
+ Olum yedi sülalene yetecek parayı, makam mülkü yaptın. ne zaman siqtirip gideceksin, daha zengin etmediğin yandaşın, daha halkın siqilmedik neresi kaldı?
o gün bi anlık şeyle bırakmasaydın beni aşkına sahip çıkmak yerine korkak olmayı tercih etmeseydin belki ilerde birlikte yapabileceğimiz hayalleri başkası ile yapıyor olmazdım bu hikayede üzülen ikimizde olduk bir gün tekrar görmek dileğiyle seni 1 kerede olsa görmek isterim sesini duymak isterim beni ellere vermeseydin keşke...
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
Çok şey konuşabilir, birlikte gülebilirdik. Ama sen ona aldandın olmayacağını bile bile. Konuşmadan da anlaşırdık da bunu sen anlayamadın. Şimdi hem onu hemde seni çok seven beni kaybettin.
Seninle çok özel bir bağımız vardı ve tekrar kimseyle olabileceğini sanmıyorum. Seninle de olamaz çünkü çok değişmişsin. Benim için her zaman değerli olacaksın
Sunlari söylemek isterdim eski sevgilime eger sen beni gerçekten sevseydin mucadele ederdin bizim icin senin gibi cigeri bes kurus olmayan insanlar yüzünden biz kizlar kimsyi sevip guvenemiyorz
Bizden zaten olmazdı. Ama güzel sevdin, bir daha öyle sevilirmiyim bilmem ama senden tek ricam en yakın arkadaşımla olma bunu kaldıramam sevmesem bile kaldıramam.
onu sevdiğimi belirtemediğim bir kız vardı. Ben onun hakkında her şeyi öğrenmiştim, ama o benim hakkımda hiç bir şey bilmiyordu. Varlığımdan haberi bile yoktu. En yakın arkadaşından, gittiği cafelere, içtiği içeceklere, hatta sevdiği müziklere kadar biliyordum. Kısa süreli bir ilişkisi olmuştu, ve sonrasında anlaşamadığı gerekçesiyle ayrılmıştı. En büyük sorunu insanlarla anlaşamıyor olmasıydı. Ve bu yüzden kimse ile, uzun süreli bir ilişki yaşayamamıştı. Bir gün cafede denk geldik bununla, sonra bir alışveriş merkezinde, sonra da bir konserde. Bir ara çarpıştık, gülümseyerek 'özür dilerim' dedi. Konuşamadım bile, dilim tutulmuştu. ilk defa bu kadar çaresiz hissettim kendimi. O da hiç istifini bozmadan gitti. Birkaç hafta sonra, aynı cafede gördüm bunu. Yanıma kadar geldi ve oturabilir miyim dedi, kafamı salladım. Söylenilen aksine, çok uyumlu bir kıza benziyordu. Oturdu ve; 'geçen gün konserde sana çarptığım için özür dilerim..' dedi. Önemi yok bile diyememiştim, gerçekten dilim tutulmuştu ve herkese bülbül gibi konuşan ben ona 2 kelime bile edememiştim. işte tam o sırada, 'konuşsana be adam, dilini mi yuttun' dedi. işte o anda farklı bir şey oldu, önümdeki adisyonun arkasına 'benim konuşmak gibi bir kusurum var, kusura bakma' yazdım. Bana öylece baktı, ama acıyan bir bakış değildi bu. Nasıl yani hiç mi? dedi. Hiç dercesine, bir kafa salladım. Seni öyle görünce, heyecandan konuşamadım, demek yerine böyle demek daha kolayıma gelmişti sanki. Nasıl oldu bu peki dedi, adisyonun arkasına gene bir şeyler yazdım. O soru soruyor, ben adisyonun arkasına yazıyordum. Bu durum onun içinde tuhaf olmuştu, beni fark etmeyen o kız, benimle o gün hiç kimsenin ilgilenmediği kadar ilgilenmişti. 2 saat kadar beraber orada oturduk, sonra
O kağıda bir çok şey yazdık, o an bu yalanı biraz daha sürdürmek istedim. Derken birbirimize zaman ayırmaya başladık, alışverişe gitmeye, sinemaya gitmeye, hatta hatta beraber konserlere gitmeye başladık. Beraber bir yerlerde yemek yiyor, gecenin bir saatinde dışarı çıkıyorduk. Tam 5 hafta olmuştu ki, ben ona, o da bana çok alışmıştı. ilk elimi tuttuğu an, alfabeyi tersten okuyacak düzeyde konuşabilecek, ona 'seni çok seviyorum' diyecek duruma geldim, ama bu durumun bozulmasından korktuğumdan gene sustum. Bir gün, kulenin oraya gelir misin? diye mesaj attı telefonuma. Koşa koşa gittim hemen.. Kulenin oradaki banka oturmuş, ağlıyordu. Yanına gittim, el işareti ile 'ne oldu? ' dedim. Bana en cürretkar kelimelerini sarf etti, 'şu zamana kadar, kimseye duymadığım sevgiyi duydum sana. Hayatıma giren çoğu insanla, anlaşamıyoruz diye ayrıldık
Senin konuşamıyor olmak gibi bir kusuruna rağmen, seni çok iyi anladım. Sende beni çok iyi anladın. Aşk konuşmak değil, anlamakmış, anlaşmakmış meğer dedi.. Ve devam etti, 'keşke bir kere, bir kere bana seni çok seviyorum diyebilseydin, bunun için her şeyi mi verebilirdim' dedi. işte tam o anda, cep telefonumun mesaj kısmına 'sana bir şey söyleyeceğim, ama bana kızmayacaksın, söz'mü?' yazdım. Kafasını salladı, ben sana kızabilir miyim dercesine. Bütün desibel rekorlarını kırarcasına bir sesle, 'seni çok seviyorum' dedim. Bakakaldı bana, eliyle 'ne oluyor'? dercesine bir görüntüye girdi. 'Seni çok seviyorum, seni arkadaşlarınla gittiğin o cafeden tanıyorum, yediğin yemeklerden, çaya attığın 2 kesme şekere, dinlediğin müziğe, hatta gülünce çenende oluşan o çukura kadar he rşeyi biliyordum, ama seni görünce dilim tutuldu iki kelime bile edemedim, sende dilini mi yuttun deyince, bi anda bu yalana sığınmak zorunda kaldım, kusura bakma dedim' O kusura baktı, bende yoluma.. Aşk, susmakmış. O an anladım.