Sizce aşk ne ister? Evlenene dek kimseyi sevmeyip kapanan da var evlenen kadar ülkenin tezgahından geçenler de wğüsüewğsş (bu arada ironi yaptım yanlış anlamayın😊) Sizce hangisi daha mantıklı? #benkendall#aşkilişkileri
Aşk emek ister, sevgi ister , ilgi ister, adanmak ister. Tecrübe değil aşk zaman ister
Rasim, bir akşam okuldan döndüğü vakit, kendi ismine gelmiş bir zarf buldu. İçinde çiçekli bir kâğıt üstüne, şu satırlar yazılıydı:
“Rasim Bey, ben sizi uzaktan uzağa seven bir genç kızım. Çok güzel olduğumu korkmadan söyleyebilirim. Dünyadaki en büyük emelim sizin tarafınızdan sevilmek ve sizin karınız olmaktır. Fakat yaşlarımız çok küçük olduğu için zannederim ki birkaç sene beklemek gerekecek. Şimdilik kendimi size tanıtmayacağım.
Mektuplarınızı …….. adresine taahhütlü olarak gönderiniz. Benim çok mutaassıp bir beybabam vardır ki, çok az sayıda sokağa çıkmama müsaade eder. Bununla birlikte belki bir gün ayaküstü görüşebiliriz. Kendimi şimdiden sevgiliniz ve nişanlınız saydığım için sizinle görüşmeyi fena ve ayıp bir şey saymıyorum.
Evde yalnızlıktan çok canım sıkılıyor. Mektuplarınız benim için bir teselli olacaktır.”
On altı yaşına gelmiş her okul çocuğu gibi, Rasim için de hayatta sevilip sevmekten daha önemli bir şey yoktu. Bu mektubu okur okumaz yüreğine bir ateş düştü. Tanımadığı bu kızı deli gibi sevmeye başladı. O gece sinemaya gidecekti, vazgeçti, erkenden odasına çekilerek kendisini bu genç kıza uzun bir mektup yazdı.
Mektubu posta kutusuna attığı zaman birdenbire on yaş büyümüş gibi gurur duyuyordu. İsminin Bedia olduğunu söyleyen bu genç kız, Rasim’in mektuplarına düzenli olarak cevap veriyor, eğer bir iki gün geciktirecek olursa kıyametleri koparıyordu.
“Sizi ne kadar sevdiğini ve sizin mektuplarınızdan başka tesellisi olmadığını söyleyen bir zavallı kızın gözlerini yollarda bırakmak doğru olur mu? Hem mektuplarınızı çok kısa yazıyorsunuz. Bir rica daha: Mektuplarınızı biraz okunaklı yazıyla yazar mısınız?”
Genç okullu, akşamları erkenden odasına kapanıyor, sevgilisine kendini beğendirmek için saatlerce müsveddeler yaparak, kitaplar gibi uzun mektuplar yazıyordu.
Bedia aynı zamanda meraklı bir kızdı. Bazen şöyle sorular sorduğu da oluyordu. “Evlendiğimiz zaman balayımızı geçirmek için acaba İtalya’ya mı gidelim, İsveç’e mi? Bu iki memleket acaba nasıldır? Halkı nasıl yaşar, ne iş görür? Oralara gitmek için hangi denizlerden hangi memleketlerden geçmek gerekir?” yahut da “Sen Abdülhak Hamit Bey’in Eşber’ini okudun mu? Nerelerini en çok beğendiysen yaz da ben de okuyayım…
“Genç okullu, nişanlısına karşı küçük düşmemek için, coğrafya ve edebiyat kitapları karıştırıyor, onun istediği bilgiyi toplamak için günlerce çırpınıyordu.
Bedia bir mektubunda ona şöyle darıldı: “Sizinle muhakkak görüşmeye karar vermiştim. Dün okul dönüşünde yolunuzu bekledim. Fakat bir genç kızın sevgilisi olduğunuzu hatırlamamış, çok fena giyinmiştiniz. Üstünüz başınız, ayakkabınız çamur içindeydi. Çocuk gibi arkadaşınızla mı boğuştunuz acaba? Bunu görünce sizi mahcup etmekten korkarak yanınıza gelemedim.”
Rasim fena halde utandı ve üzüldü. O günden sonra olağanüstü dikkat ve özenle giyinmeye başladı. Bedia bir kere de onun okuldan çıkar çıkmaz eve gitmemesinden, geceye kadar sokakta dolaşmasından şikâyet etmişti. Acaba evde onun için ağlarken, o, başka kızların peşinde mi geziyordu?
Rasim dünyada Bedia’sından başka hiçbir kızı sevemeyeceğini yeminlerle yazdı ve sokakta dolaşmaya, tesadüf ettiği kızlara göz ucuyla bile bakmaya cesaret edemez oldu.
Bir akşam, Rasim’in annesi Nedime Hanım kocası Ahmet Beyi matemli bir çehre ile karşıladı, ağlamaklı bir tavırla: “Ah bey, başımıza gelenleri sorma. Oğlumuza Bedia isminde bir kız musallat olmuş. Bugün Rasim’in odasını düzeltirken mektuplarını buldum. Evladımız elden gidiyor. Bir çare bul.”
Ahmet Bey’de hiçbir meraklanma işareti görünmüyor, tersine ki; gülüyordu. Sesini alçaltarak:”Korkma Hanım,” dedi, “Oğlana aşk mektuplarını yazan kız benim! Oğlandaki haylazlık arttıkça artıyor. Ne okuldaki öğretmenler ne ben, bütün gayretimize rağmen, ona doğru dürüst yazmayı bile öğretemiyorduk. Nihayet düşüne düşüne bu çareyi buldum. Rasim’in kıza yazdığı mektuplar sayesinde; yazıyı mutlaka öğreneceğinden ve bu sene sınıfı geçeceğinden eminim Doğrusunu istersen, ben de eski yazıyı bir zamanlar mektup yaza yaza öğrenmiştim.”
Aşk insanın kendi elinde olan bir duygu değil ki kişi buna istediği zaman karar versin. Ne zaman kalpte zuhur edeceği muammadır. Tecrübe değildir çünkü ilk aşklar tecrübeye dayalı değildir. Zaman mı? Belki. Zaman çok geniş ve sihirli bir kavramdır. Bir insana duyulan aşk zamanla olacağı gibi ondan geriye kalan hüznü de ancak zaman tedavi edebilir. Aslında zaman öyle ya da böyle tüm duygularımız üzerinde tesir göstermektedir.
Aşk ve sevgi farklıdır. Aşk cinsel çekimde barındırır. İlk görüşte ki histir. Çok beğenmektir. Bu duygu beraberliğin neticesinde yavaş yavaş söner. Sevgi kalır geriye. Aşk tecrübe istemez. Kendiliğinden vardır. Sevgi zamanla oluşur. Tecrübe gerekir. Tercihtir. Sen kendi kılını temizleyen erkeği seversin ancak kılını temizlenmeyen erkekten tiksinirsin. Sevgiyi tercih etmezsin aşık değilsen.
Aşk saygı, sevgi, anlayış, hoşgörü.. ister. Aşk tecrübe ile öğrenilmez, aile tarafından küçük yaşlarda bir kadın/ erkek nasıl sevilir, öğretilir zamanı gelincede muhattabına uygulanır. Eğer aşk tecrübe ile öğrenilseydi kıskançlık yüzünden onca kişi birbirini öldürmezdi diye düşünüyorum.
“Birine gerçekten aşık olmak zaman ister. Birini sevmek, ilişkinin ilk zamanlarından itibaren mümkün olsa da, bunun sebebi büyük ihtimalle şehvettir. Birine karşı gerçek, koşulsuz aşkı hissetmek için birlikte iyi günü de kötü günü de tecrübe etmeniz gerekir.” “Aşk, partnerinizin kötü yönlerinizi bilmenize, fırtınalı havaları yaşamanıza rağmen ilişkide kalmayı tercih etmenizdir. Aşk koşulsuzdur. Onu iyisiyle, kötüsüyle kabul etmektir.” “Tabii ki, zaman geçtikçe birini daha çok sevebilirsiniz. Partnerinizi seviyorsanız ama ona aşık olduğunuzu hissetmiyorsanız bu kimyanızın uyuşmadığı anlamına gelmek zorunda değil. Belki de sadece biraz daha zamana ihtiyacınız vardır.” “Gerçek aşk, köklerini salmak için zamana ihtiyaç duyar. Partnerinize karşı zamanla daha derin duygular beslemeniz kesinlikle mümkün. Onu daha iyi tanıdıkça, güçlü ve zayıf yanlarını öğrendikçe deli gibi aşık bile olabilirsiniz.”