İnsanlar er ya da geç bir gün sevdiğinin kıymetini anlamak zorunda kalıyor. Kimisi geç anlar kimisi erken. Ama bazen de iş işten geçmiştir. Bir önemi kalmaz. Ne kadar sarılırsan sarıl sevdiğine, bıraktığın an özlersin. Bazen insanlar korkar. "Ne olacak sanki söyle gitsin" derler. Değerini bilsin isterler ama sonra da "söyleyince ne olacak ki? sus bitsin" derler ve biter. İnsanlar kıymetten pek anlamazlar. Benim için kıymetli derler ama ya gittiğinde anlarlar değerini ya bittiğinde ya da sen öldüğünde. İş işten geçtikten sonra gerisinin bir önemi yoktur canlar.
Peki insan ne zaman sevdiğinin kıymetini anlar ki?
Ben bu durumu tekrar yaşayacak mıyım bilmiyorum ama daha önce yaşamış biri olarak söylüyorum: İnsan, senin değerli bir insan olduğunu bile bile en sonunda gerçek yüzünü gösterip seni başından savacak kadar sana kötü davrandıktan sonra umursamaz bir tavır takınsa bile eğer geçmişte onun için önemli iyilikler yapmışsanız siz gittikten uzun bir zaman sonra ciddi bir pişmanlık yaşayabiliyor gerçekten. İsterse dünyanın en umursamaz insanı olsun, sizin kadar değer veren ve sizin kadar kendisine ihtiyacı olduğunda yardımcı olabilecek birini bu dünyada bulamayınca gerçekten pişman oluyor zamanla.
İlk sevgilimde bunu yaşadım örneğin. Artık benden nefret ettiğini, iyi niyetinle onu kandıramayacağımı falan filan böyle söyledi. 1 yıl sonra beni mumla arar gibi oldu mesaj attı bana "Eskisi gibi olalım tekrar lütfen." diye. Neden? Çünkü zamanında cidden ona çok değer vermiştim ve benim gibi değer verecek bir insan yoktu ona. Şimdi de yine başka bir örnek olarak buna benzer bir durumla karşı karşıyayım ama ben bu insan şu an beni 2 senedir hiç umursamamış, samimi gibi görünmüş olsa bile bir gün onun da yaptığım iyilikleri, ona verdiğin değeri düşündükçe pişman olacağına inanıyorum ama o zamana kadar çoktan iş işten geçmiş olacak ki iş işten zaten geçti. Şu an bile mesaj atsa umrumda olmaz artık. Ayrıca kendi hayatım dışında başkalarında da benzer örnekler gördüm ama burada daha fazla saymaya gerek yok.
Uzun lafın kısası, insan sevdiğinin kıymetini gidince anlıyor ama aradan çok zaman geçtiği için iş işten de geçmiş oluyor. Sonuçta Allah, geçmişte yapılan hatayı hayatta asla yanına bırakmaz. O pişmanlık duygusunu dünyadan göçüp gitmeden önce herkese yaşatır. Umursamaz bir insan olsa bile o geçmiş illaha bir gün onun karşısına çıkar. İşte o zaman umursamaması imkansızdır.
Bir insan ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir. İnsan zamanında anlayabilmeli hayatındaki insanların kıymetini sonra hep pişmanlıktır. Hayat öyle eşsiz bir yolculuk ki bazen o aldatıcı, büyüleyici güzelliğe kapılıp elimizin altındaki, yanımızdaki insanların kadrini kıymetini unutup yitirebiliyoruz. İşte bu yolculuğun sonunda da o insan hayata iki anlam yükler. Biri ağlarken, biri gülerken. Ve tek bir kere kıymet bilir, o da kaybederken... İşin özü ya ölünce değerini anlıyoruz ya kaybedince.
Genel yapı olarak , kaybedince anlaşılan değerleri yaşıyoruz.. İstisnalar değiştirse de, kaybedilince de-bitince de -ölünce de anlaşılan değerler oluyor reis.. Rabbim sevdiklerimizin kayıplarını göstermesin
Aslında hepsi. Insanoğlu elindekinin kıymetini kaybedince anlar bu her ne şekilde olursa olsun. Tek fark bitince ya da gidince pisman olursan bir şansın vardır telafi edersin bir şekilde. Ama ölünce Işte o zaman farklıdır. Anlarsın ama bir daha göremeyeceğini de bilirsin işte bu çok acı bir şey.
Ben sevdiğimin kıymetini anlamak için bir olay olmasını beklemem, beni seven bir insan benim için zaten çok kıymetlidir ve benim sevdiğim bir insanda zaten kıymetli olduğu için seviyorumdur. Ama genellikle bitince anlar, ölünce özler, gidince acı çeker.. Bu böyle olmuştur.
Gidince, bitince, ölünce, hepsi insanı yıpratır, heleki bu kişiler değer vermediğimiz değer gördüğümüz kişilerse daha kötü olur, Rabb'im kimseyi bunlarla sınamasın.