Bu benim kırmızı çizgimdir. Asla yalana tahammül etmem ve bir yalanından sonra yedi cihan bir araya gelse ona birdaha güvenmem. Ben Her zaman dürüst olduğum gibi karşımdaki de öyle olmalı. Ne b*k yerse yesin ama bana yalan söylemesin, o dakika kapıyı gösteririm
Yalan söyleme konusunda pinokyo'yu sollayan insanın ta kendisidir. Yalanın büyüğü ve küçüğü; pembesi veyahut mavisi falan olmaz. Güven denen şeyin bir kere kırıldığı zaman bir daha geri gelmeyeceğini göz önünde bulundurursak yanlışlarda olan sevgilidir. Kalbindeki bütün sevgiyi, sıcaklığı bir anda buza çevirmeyi başaran kişidir. İlişkilerde yapılan en büyük hata, o anki yoğun duygu baskısıyla mantığı devreden çıkararak, yalanın münferit ya da önemsiz olduğunu düşünerek görmezden gelmektir. İlişki bittiğinde geriye dönüp baktığınızda fark ettiğiniz yalanların her biri aslında o an ilişkiyi bitirmek yeterli bir sebeptir. Geçirilen her an ise kayıp bir zaman. Yalanlara bir de renklerle atıfta bulunuruz nedense; halbuki renkler masumdur içeriğinde yalan barındırmazlar. Bir kanser hastasına "yalan adı altında" söylenilenler moral vermekten öte bir şey değildir. Yalanla alakasızdır yani kişi zaten hastalığı bünyesinde hisseder siz onu rahatlatmak adına "ufak yalanlara" başvursanız bunu yalan diye nitelendirseniz bile o "moral içerir" samimiyettir. Anın getirisi yaklaşımdan kaynaklanan söylemlere dökülür. Yalan kişinin öncelikli kendini kandırması daha sonrasında karşısındaki insanın güvenini zedelemesiyle sonuçlanır. Bir yalan söylenirken neden sonuç ilişkisi kurulmazsa istediğiniz renkle tanımlayın olumsuzluğa sebebiyet veriyorsa hiçbir şekilde affı yoktur. Cici göstermeye çalışmak biraz bencillikten kaynaklanıyor bana kalırsa. Yalana başvuran kişi öz güvensizliğinden doğan süreçte birtakım gizli kalmasını istediği bilgileri gizliyordur. İstediği kişiliğe hakim değilse yalan onu sürekli besler temel prensibini yalanlar üzerine inşa etmek deniz kumundan ev yapmaya benzer. Bir süre sonra yıkılır yalanınızın altında kalırsınız faturasını ağır ödersiniz. Arkadaş, eş, dost, sevgili, iş, prestij kaybetmenize sebebiyet verir. Yalanı hayat mottosu haline getirmemek lazım, aksi halde karakter bozukluğuna zemin hazırlar. Yalancı insanlar devamlılık halinde saklanma peşindedir gerçeklerle yüzleşince eninde sonunda bozguna uğrarlar. Kendi ruhsal tatmininizi sağlamak düşüncelerinizde benliğinizi kandırmak adına yalanları tercih etmek uzun sürede insanı yalnızlaştırır.
Yüzüne vurmam ama yeri geldiği zaman şakayla karışık dalga geçerim. ilişkinin sağlıklı olması için yalan olmaması gerek eğer mecburi küçük yalanlar ise bunu neden söylediğini sorarak öğrenmek gerekir karşıkini daha iyi anlamak ve bir daha yalana sürüklememek adına.
İnsan ya bişeyleri gizlemek için ya da mecbur kalınca yalan söyler. Yalan eylemini başvuracak kadar iyi bir oyuncu olmak lazım. Yalan herkes söylemez, yalana herkes sığınmaz. Bana göre gerçeklerden kaçmak anlık olayların gidişatını düzene sokma mantığı kendini oyalamaktan başka bişey değil. Zaman-ı çürütmek değil de nedir. Olacak olanıda yitirmektir.
Küçük yalanları görmezden gelince boyutlar değişime uğrayıp büyümeye gidiyorlar yani damlaya damlaya göl oluyor, o gölde boğulanda küçük yalanları görmezden gelenler. Söyleyenler mi? Onlar göl oluşmadan kayıklarına binip gitmiş oluyorlar..
Güven yıkıldı mı tekrar inşa edilebilecek bir şey değildir. Bu yüzden asla görmezden gelmem sürekli içimde acaba ile yasayacagima gider bir köşede acımı yaşarım.
Küçük yalanlar söylemeye başlayanlar ileride daha fazlasını söyler. Bir kere yalan söylediğini anladığım biriyle hep şüphelenirim acaba yine yalan mi söylüyo diye o yüzden görmezden gelemem.
Gelemem. Görmezden gelmek doğru olmaz. Bugün bunu görmezden gelirsem yarın bir gün başka seyler olsa onlari da gormezden gelmemi isteyecek kadar karşımda yüzyüz biri görmek istemiyorum.
Bazen beni kandırabildiğini sanmasına müsaade ediyorum o komik hallerini izlemek beni benden alıyor ama canımı sıkacak bir yalana da müsaade etmem tabiki