Günümüzde bir eş seçmek, bir hayat arkadaşı edinmek hayatımızın geri kalanını etkileyen en önemli dönüm noktalarından bir tanesidir. Hatta önemliler sıralamasında ilk sırayı alabilecek değerdedir. Bu kadar önemli bir karar olduğunda, bu seçimi yaparken olduğunca akıllıca ve dikkatlice davranmak gerekiyor. Günümüzde artan boşanma oranları da zaten bu seçimin yapılmasında ne kadar dikkatli olmanız gerektiğini işaret ediyor.
Peki neden günümüzde eskiye nazaran çok daha seçici olmamıza ve ilişkilerimizi yaşamadan önce tanıma fırsatımız olmasına rağmen, ilişkilerimiz ayrılığa, evliliklerimiz ise boşanmaya kadar gidiyor? İşte sizler için bu nedenlerden sadece bazıları...
Zamanlama! Takvim düzeni herkes için aynı olsa da, zaman herkes için farklı ilerler.
Sadece takvim düzeni herkes için aynı olsa da, zaman herkes için farklı ilerler sözü üzerinden gidersek bile, aynı anı yaşasak bile farklı duygusal yoğunluklar ve farklı yaşantılar içerisinde olduğumuzu görebilmek mümkün. Şöyle ki, duygusal olarak en zayıf ve en güçsüz olduğumuz dönemler vücut direncimizin düşük olup hastalığa yakalanmaya yakın olduğumuz dönemlere benzer. Bu yüzden duygusal olarak kendinizi zayıf hissettiğiniz zamanlarda böyle yanlış seçimler yapabilirsiniz.
Bazen bir ölüm, bazen bir aile üyesinin kaybı, bazen ayrılıklar, bazen ayrılığa inat yeni arayışlar, bazen hayatımızdaki alakasız yanlış kararlar, bazen hayatımızın istemediğimiz tersliklerle karşılaşması ya da boşanmalar gibi durumlar sırasında duygusal olarak hassas olabilirsiniz ve farkında olmadan yanlış seçim yapmanıza neden olabilir.
Şehvetli başlangıçlar! Şehvetin adını aşk koydular, eğer şehvet aşk olsaydı eşekler aşkın şahı olurdu...
Tabi ki her canlının olduğu gibi insanların da duygusal anlamdan ziyade fiziksel anlamda birlikteliğe ihtiyacı var. Fakat bunu yaparken kaçırdığımız bir ayrıntı var. Romantizm ve cinselliğin de kendince yan etkileri var. Çünkü romantizmin ve cinselliğin çekimi bir uyuşturucu gibi sizi etkilemiş ve mantıklı düşünme becerinizi zayıflatmış olabilir. Bir erkeğe/kadına takıntılı olduğunuzda yakınlığın ayarını sağlamak zor gelebilir.
Bazen yakınlığın derecesini o kadar arttırırsınız ki partnerinize, kendinize ya da ilişkinize objektif bir gözle bakamaz hale gelirsiniz. O artık sizin için bir seks objesi haline gelir ve onunla birlikteyken sadece onu arzularsınız. Hal böyle iken hayatımızı bir ömür ilerletmek için bu arzularımızın yetersiz olduğunun farkına bile varamayız ve vakti geldiğinde yollarınızı ayırmak zorunda kalırsınız.
Umutsuzluk ve korku! Umudumuz tükendiği zaman hepimiz arzularımız ile yaşamaya başlarız...
En yakın arkadaşlarınızın, kendi yaşıtlarınızın evleniyor olması ve yaşınızın ilerlemesi, asosyal olmanız, kendinizi çirkin hissetmeniz, çevrenizden gelen birtakım baskılar, arkadaşlarımın var benim neden yok hissi, size asla birisini bulamayacağını düşündürebilir. Fakat böylesi zamanlarda sırf bir ilişkim olsun düşüncesine kapılıp sizinle uyum sağlayabilecek birisini bir kenara atıp, hayatınızı zehir edecek birisiyle bile olmaya razı olursunuz. Kendinizi bazı sosyal paylaşım sitelerinde sitenin amacı dışında kullanırken görebilir hatta gecenin 3’ünde 4'ünde kendinize eş olabilecek insanların fotoğraflarını, profillerini yorumlarını karıştırırken bulursunuz. KizlarSoruyor buna bir örnek olabilir :) Umutsuzluk bir insanın kendine hazırlayabileceği en büyük suikasttır. Umutsuzluk manevi bir intihardır...
Kendine odaklanmama ve idealizasyon!
İçinizdeki boşluğu dolduracak ve size yön verecek hatta size hayatın anlamını bulduracak birisi için arayışta olabilirsiniz. Kötü seçimler zaten genelde, kendinize odaklanmadığınız, bulmaya çalıştığınız cevapları kendi içinizde aramadığınız ve başkalarının gelerek hayatınızda sizin adına kararlar vermesini istediğiniz zamanlarda yapılır. Tabi ki böyle bir durumda birisi siz her yönü ile sizi cezbetmiş bütün odak noktanız o olmuştur. Fakat aynı zamanda bu sizi zayıf düşürerek istemediğiniz kararlar almanıza, kişiliğinizden gereğinden fazla taviz vermenize, hatta bazen bu sizin kendinizi yetersiz görmenize yol açabilir. İlişkiler her zaman çift taraflıdır bu asla unutulmamalıdır. Bu konu için geçerli olacak ben onun için ölürüm sözü, öldüğünüzde onu kendinizden mahrum bırakmaktan başka bir şey değildir. Odak noktanız ikiniz olmadıkça olmaz...
Odaklanmama olayından kaynaklı olarak karşınızdakini dünyanın en özel, en harika insanı olduğunu düşünüp, onu kendinizden hep yükseğe koyabilirsiniz. Evet, belki çok güzel/yakışıklı birisi, size karşı koyamayacağınız bir hediye veriyor ya da çok iyi bir hafızaya sahip. Çok esprili, size karşı hep güler yüzlü olabilir. Fakat onun zayıflıklarını görmezden gelip, güçlü yönlerini hep yücelttiğinizde karşınızdakini idealize etmiş olursunuz. Yanlış yaptığı şeylerin nedenini bile görmüyor, onun yerine bu yanlışlar için bahaneler bulabilirsiniz. Bahaneler tükendiğinde tepki verdiğinizde ise karşı taraftan ben hep böyleydim zaten ile başlayan ya da önceden bana böyle söylemezdin diye devam eden cümleler sonucu biten bir ilişkiyle karşı karşıya kalıp bugünüm yarınım vesaire dediğiniz kişiyi artık bir eski olarak görebilirsiniz.
KÜÇÜK İNSANLARA BÜYÜK DEĞERLER VERME. KÜÇÜK İNSANSA KÜÇÜK İNSAN OLARAK SEV ONU. @14KoRuMa53
Kalın sağlıcakla...
Evliliğiniz Kısa Sürsün İstemiyorsanız Bu Yazıyı Okumalısınız!
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
guzel yazi
Begenmenize sevibdim teşekkürler ;)
Kendi cinsiyetinde ilk cevabı sen paylaş ve
1 Xper puan fazladan kazan!