Göz Kapaklarını Öptüğüm Adamdın Sen, Ne Ara Düşman Oldun Bana?

Bu tip şeylerden nefret ederdim. Böyle bir şey yazıyor olmak çok tuhaf geliyor. Malum sebepten ötürü yazıyorum bunu, ajitasyon yapmadan yazıyorum olduğu gibi doğal. Öyle yok ben onsuz yaşayamam ölürüm biterim gibi şeyler demeden olduğu gibi, çünkü bu abartı onsuz da yaşanır, ölmezsin de bitmezsin de, büyümenin gereği bu tip şeyler aslında.

Bunları hiçbir zaman o okumayacak biliyorum, okusaydı hemen anlardı eminim, benim yazma şeklimden, hissettiklerimden hemen anlardı kendinden bahsettiğimi ama neyse bu olanaksız.

Sadece bir erkeği bir sevgiliyi kaybetseydim, bu kadar acımazdı belki de. Ben sırdaşımı, dostumu, her şeyimi kaybettim.

Ona karşı sadece sevgi besleseydim de, belki böyle olmazdım. Sabahın beşinde şunu yazıyor olmazdım galiba, normal insanlar gibi uyurdum. Karnıma sağlam bir tekme yemiş gibi hissediyorum. Karnımda acı var, nefes alırken bir ağırlık hissediyorum.

O kadar fazla şey hissediyorum ki, öfke, özlem, sitem, acı, şaşkınlık, çaresizlik çok karmaşık şeyler.

Hikayeme gelecek olursak, keşke onunla nasıl tanıştığımı hatırlasaydım yazsaydım şuraya, o kadar eski ki hatırlamıyorum hiç, hatırladığım dönemlerde hep o vardı. Ben hiç onsuz olmadım ki, onsuz olduğum bir tek gün hatırlamıyorum, hep vardı hayatımda.

Görmediğim bir gün olmuyordu pek, yemek yemek, diş fırçalamak gibiydi her gün hayatında olan bir şey hep var olan, hep yaptığın bir şey, ama artık yok yani yok, şaşkınlığım da bu yüzden yemeği yerken yemek hiç gidiyor mu? Diş fırçasını eline aldığında hiç kendini yere atıyor mu? Sen nasıl gidebiliyorsun ya?

Ama gidebiliyor işte, neyse onu ne zaman sevdiğimi hatırlamaya çalışıyorum, dizlerimdeki yaraya üflediğinde mi sevdim?

Bakkaldan birlikte bir şeyler aşırırken mi sevdim? Örgülerimi çektiğinde sinirle kolunu ısırırken de seviyor muydum acaba? Hatırlamıyorum hiç o olmadan önce nasıldı tek bir günü hatırlasam, kendime "evet bak böyle bunları yapıyordun" diyebileceğim bir gün istiyorum, ilk defa deneyimliyorum onsuz kalmayı.

Daha önce hiç mi ayrı kalmadık?

Hayır kaldık o askerdeyken, ama o zaman telefonda onunla konuşabiliyordum, seyrek de olsa yanına gidebiliyordum, görüşebiliyordum ama şu an bunları yapamıyorum. Bazen yokluğunu da unutuyorum, gidişini unutuyorum, bir kitabı bitirince heyecanla kapıya gidiyor elim ona seslenmek için, çünkü ben bu kitabı çok beğendim ve hemen ona anlatmalıyım, bunu hep yapıyorduk sevdiğimiz sevmediğimiz filmleri şarkıları kitapları hep birbirimizle paylaşıyorduk. Bunu elimden aldı. Kapıyı açtığımda hatırladım böyle bir hakkım olmadığını.

Uyanırken veya uykuya dalarken sesi geliyor kulağıma fısıldıyor, o kadar sahici ki eskiden söylediği sözleri duyuyorum basbayağı duyuyorum, gülümsüyorum sesini duyunca gözümü açtığımda ise yokluğu gidişi her şey olduğu gibi duruyor. Kızıyorum ona beni nasıl bırakabilirsin beni beni bihterini demek istiyorum 😆

Böyle bir şeye ne hakkın var? Ne sanıyorsun sen kendini? Gitme gibi bir lüksün olduğunu nereden çıkardın sen? Seni çok pis döverim demek istiyorum. Diyebiliyor muyum? Hayır.

Giderken de bir şey yapmadım, öylece mal gibi gidişini izledim.

Hiç arkasını dönüp bakmadı bile, son bakışı bile esirgedi benden, çok merak ediyorum incilerin mi dökülürdü son kez baksaydın. Yumruklarını sıka sıka yavaşça yürüdü, gitti. Sinirli bile değildi, soğukkanlıydı. Zaten o sinirlenince hızlı yürürdü, sinirlenince arabadaysa gaza basıyordu hızlı sürerdi, boynundaki damar belirginleşirdi, yüzü kızarırdı, zaten sinirlenince bir kere bile bırakmaya terk etmeye yeltenmedi ki, sinirle alınmış bir karar değildi, zaten sinirlenmesi için sebep de yoktu. Sakince bir karar aldı, benim payıma da uymak düştü.

Bir seri katil kadar soğukkanlılığıyla yaptı, bu yönden onu tebrik etmem lazım çok keskin, buz gibi cümlelerle, neredeyse ifadesiz bir yüzle yaptı.

Çok profesyoneldi, hiçbir şekilde umut kırıntısına yer vermeyen cümlelerini, güzelce bileyledi sonra sapladı. Dediğim gibi çok profesyoneldi, insana diyecek tek laf bırakmıyor, elini kolunu bağlıyor, donduruyor o tavır insanı hiçbir şey yapamıyorsun, itiraz edemiyorsun, salak salak konuşma diyemiyorsun, sadece öyle sessizce gidişini izletiyor. Helal olsun temiz iş çıkardı.

Her şeyin ucu ona dokunuyor, bir de bu mesele var.

Eminim herkesin başına geliyordur. "Aaa onun en sevdiği yemek", "şurada bir keresinde şunu yapmıştık", "biz bunu yapmayı düşünüyorduk", "o olsa bunu derdi kesin" gibi şeyler, sanki nesnelerin, sokakların işi gücü yok da hatırlatmaya çalışıyor. Aslında yok öyle bir şey hatırlamak istiyorum, aklım orada hep yemeğin, kahvenin, sokağın, o taşın bir suçu yok ki.

En kötüsü ise onunla karşılaşmak.

Bir insan nasıl bakışlarıyla dövebilir insanı?, Nasıl bu kadar düşman gibi bakar? Bir insan nasıl bu kadar yabancı bakabilir? Sen daha dün kokunu ciğerlerime çektiğim adamdın, daha dün göz kapaklarını öptüğüm adamdın, daha dün sen benim canımdın, ne ara bu kadar düşman oldun? Ne ara bu kadar yabancı oldun be canım?

Elimi uzatsam tutarım yakın, aynı zamanda uzak, aşamayacağım mesafeleri koyuyor o bakışları haddini bildiriyor insana, sakın adım atmayı dahi aklına getirme diyor.

Özlüyorum bir de ya, onda şikayet ettiğim ne varsa deli gibi özlüyorum, en berbat hallerini bile özlüyorum.

Şimdi olsa gıkım bile çıkmazdı, trip atmasını özler mi insan? Dalga geçmesini, beni sinir etmesini bile özlüyorum. O iğrenç esprilerini, kaşlarını çatışını, kaşındaki izi, omzundaki beni, kirpiklerini, avuç içini, kahkahalarını, kokusunu, sesini, sevişini özlemediğim hiç bir şeyi yok hayırsızın.

Söylediği yaptıkları ne varsa aklıma geliyor hep zaten bu şehrin her yerinde bir hatıra var.

Cevap bulmam gereken çok şey var, mesela kimle saatlerce saçmalayacağım? Kimle paylaşacağım kitaplarımı? Onu artık nasıl sevmeyeceğim? Aman neyse eğer günün birinde okursan ki hiç sanmıyorum, teknoloji özürlüsün nereden bulup okuyacaksın.

Sana söylemek istediğim taso koleksiyonundan birkaç tane yürütmüş olabilirim. Tamam birkaç tane değil 10-15 tane ama ta çocukken yani bilinçli yapmamışımdır, kesin hak etmişsindir kızdırmışsındır beni, neyse onları istersen benden alabilirsin. Bir de o Mustafa senin ardından öyle atıp tutmadı hiç, ben uydurdum onları, onlarla takılma diye çünkü başkalarına daha fazla zaman ayırmanı istemiyordum. Benimle ilgilen diyen sıkıcı kızlardan olmak istemedim hiç gerçi sen bana karşı hep ilgiliydin ki, neyse ya bende kalan birçok şeyin var, almaya gelmezsin biliyorum. Tek isteğim dövme beni bakışlarınla ne yaptım yani ben sana?

Günah çıkarmam bitti sanırım daha çok şey var aslında da neyse, umarım sonuna kadar okuyan bir manyak çıkmaz, deli işi çünkü 🤣

Ama iyi geldi ferahladım, 2 ay oluyor geçecek biliyorum, neler geçiyor bu ne ki...

Göz Kapaklarını Öptüğüm Adamdın Sen, Ne Ara Düşman Oldun Bana?
Cevapla