Bazı aşklar vardır hikayesini dağlar yazmıştır, bazı aşklar vardır üçüncü zalim şahıslar yazmıştır hikayesini, bazıları da vardır ki hasret yazmıştır hikayesini. İşte Nazım'ın aşkı da hasret hamuruyla yoğurulmuş, hasretin emriyle hikayeye uyarlanmıştı.

Nazım, Piraye'ye büyük bir aşkla bağlıydı ancak evliliklerinin 13 yılı boyunca Nazım'ın hapishanede olması aşklarını gölgede bırakmadı, bilakis aşkları ölümsüzleşti.
İşte Nazım aldı eline kalemi yazdı Piraye'ye

Gün gün anlattı aşkını, şiir tadında mektuplarında bir tanecik Piraye'sine...
Karanlık çöktü sonbahar gününe aklım sende Piraye! Perşembe, 20 Eylül 1945

Yapraklar sarardı, güçsüz olan bir yaprak daha yere düştü, yeşim çim bir nebze daha sarardı... Nazım'ı aşkının özlemi sardı. Aldı eline kalemi, aşkının isyanını yazdı alabildiğine duyguyla...
Bu geç vakit: Bu sonbahar gecesinde
kelimelerinle doluyum; zaman gibi, madde gibi ebedi, göz gibi çıplak, el gibi ağır ve yıldızlar gibi pırıl pırıl kelimeler.

Kelimeler döküldü bir isyanın bayrağı gibi satırlara sıralandı durdu. Sonra devam etti yazmaya mavi gözlü dev:
Kelimelerin geldiler bana, yüreğinden, kafandan, etindendiler.
Kelimelerin getirdiler seni, onlar : Ana,
onlar : Kadın ve yoldaş olan...
Mahzundular, acıydılar, sevinçli, umutlu, kahramandılar, kelimelerin insandılar...
Oğlumuz hasta babası hapiste, babası çıkar elbette hapisten. Cuma, 21 Eylül 1945

Hapishane havası yetmiyormuş gibi, yar hasreti yetmiyormuş gibi şimdi de oğlunun hastalık haberini almış olacak ki Nazım; bir of daha çekti:
Oğlumuz hasta, babası hapiste, senin yorgun ellerinde ağır başın, dünyanın hali gibi halimiz...
İnsanlar, daha güzel günlere insanları taşır, oğlumuz iyileşir, babası çıkar hapisten, güler senin altın gözlerinin içi, dünyanın hali gibi halimiz...
Baktığım her şey seni hatırlatıyor Piraye: Cumartesi, 22 Eylül 1945

Yar hasreti o kadar büyümüştü ki Nazım'ın gönlünde artık ne yapsa hep aklına Piraye geliyor, adeta onu günün her saniyesinde ayrı bir aşkla yaşıyordu.
Kitap okurum; içinde sen varsın. Şarkı dinlerim; içinde sen... Oturdum ekmeğimi yerim; karşımda sen oturursun. Çalışırım; karşımda sen...

Kelimeler bu şekilde dökülürken ustanın kaleminden, belki gözünden de yaşlar süzülüyordu. Devam etti usta:
Sen ki her yerde hâzır-ı nâzırımsın, konuşamayız seninle, duyamayız sesimizi birbirimizin; sen benim dokuz yıllık dul karımsın.

Mavi gözlü devin, bir eylül hafta sonu bu şekilde geçmişti. Aşk ile hasret ile geçen bir hafta sonu...
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar