Uzun bir aradan sonra bu Bence'mi yazıyorum. Duygularımı ifade etmeyi bıraktığım 2 veya 3 yılın ardından sözlerle dost olup kalbimde biriken yaralar kanasın istedim. Önce bir şarkı dinleyelim.
Seviyorum bu adamı.
Yalnızlık bir şatoda prensi bekleyen Rapunzel'e mi sorulmalı?
Ya da kül kedisi mi yanında insanlar olmasına rağmen yalnızdı? Yalnızlığını hissettiren bir yakınlık daha mı çok acıtıyor sence? Ben öyle düşünüyorum. Dokunduğun soğukluğun, dokunamadığın bir sıcaklıkla bile kıyaslanamayacak kadar aşağılık olduğunu biliyorum.
İyi ki de bilinmiyor değeri, yoksa yalnızlık satarlardı... Soluduğumuz havaya bile bir kalabalık yığılırdı biz hiç talep etmeden.
Aslında Süper-Men'e ihtiyaç duyduğum gün anlamalıydım içimdeki huzursuzluğu. Acıdan kurtulmayı amaçladığım küçük anları. Bir korku evinde level atlayan ufak haylazdan, sorunları çözmek için donunu dışarı giymiş absürt komedi baş rolüne dönüşen hayatımda attığım bir kaç isabetli atışı sayamadım hiç. Groundhog day gibi başa sardı başarılarım her kaybım çapa atmış gemi gibi kalırken kalbimde.
Nefret etmeyi öğrenemedim ve bu yüzden çok sevdim.
Öyle sevdim ki ben artık kendimi sevemez olmuştum. Şu an onu sevmemeyi tahmin bile edemiyorum. Hayatımda yemek yemek, su içmek gibi... Belki de yarasalara karışmalıydım. Süper-Men çok samimi artık sevmemek için. Kandırılırım hemen. Yemini var gibi kalbimin, eğer onu sevmezse greve başlayacağı adına. Bir özgürlük savaşçısı gibi inat ediyor ve her gün ayaklanma bastırıyorum içimde. Lanet bir duygunun hayatımı etkisi altına alması ne kadar hoşsa, ıslak tuvalet terlikleri de o kadar hoş. Bir o kadar boş bir cümle gerçi.
Tüm yelkenlerim yırtılmış ama hala rüzgardan medet umuyorum.
Takipte kalın KS canlar. Tanımadığınız biri tarafından seviliyorsunuz. Sevmek iyidir. Bence!
Aşkın Tanımını Şatoda Prensini Bekleyen Rapunzel'e Sormalı
En İyi Cevaplar