Öncelikle merhaba. Bu ilk kez yazdığım bir bence. Bir sürü tavsiye veya şunu yapın bunu yapmayın vs. gibi emir kipleri bekliyorsanız okumadan uzaklaşmanızı öneririm.. Biraz uzun ve başınız şişebilir, sabrınız tükenebilir...
Yazının arka fon şarkısı: Dönerse senindir
Ben bu yazıyı bizim hikayemizi anlatmak, belki bir nebze olsun rahatlamak için yazıyorum. Güzeldik be.. Yani evet, tabi ki üzüldüm. Çok üzüldüm. Ağlamaktan geberdim. Yinede, bu hikaye hiç anlatılmadan yitip gitsin istemedim. Yazarken tek korkum burayı okuyor olabileceği. Umarım denk gelmez bu yazıya.
Tarihi boş verin. Stajdan çıktığım yorucu bir akşam, bir sosyal medya hesabıma gelen mesajla başladı. (Meraklanmayın sanal değil..) Hayatıma o güne kadar ciddi biri girmemiş ve ben böyle bir şeyi o dönem kesinlikle düşünmüyorum.. Neyse, selamlaşma hal hatır sorma derken 1 saate yakın bir konuşma. Sonrası mı ? Her gün ufak tefek yazışmalar, küçük küçük iltifatlar, ufaktan kısıtlamalar derken 1-2 aya çok hızlı ilerleyip flört boyutunda konuşmaya başladık. Buluşmaya dair aramızda bir konuşma geçmişti. "Buluşursak beni nasıl tanırsın?" Demişti. "Yakana karanfil tak" diyip gülmüştüm. "Karanfil çok klişe ben gül takarım." dedi. Bu konuşma ardından ben ona bir fotoğraf gönderdim. Belki bilirsiniz küçüklükten. Pisi pisi otu derdik biz.

Elimde bu otun bulunduğu bir fotoğraf. "Bende bundan takarım." Demiştim.
Sonra bir gün iş buluşmaya geldi. Ama öyle saat, yer ayarlayarak değil. Evimin yerini daha önce tarif etmiştim. Kursa çıkacaktım ve o zaman bir iddialaşma geçti aramızda. "Gelemezsin." Dedim. "Gelmem zaten." Dedi. Gelecekti. Doğar ya bazen içinize. Hissetmiştim. Evden çıktım ve bir pisi pisi otu yoldum. Duvarın önüne baktım. Kimse yoktu. Evet gelmedi. Gelmedi işte dedim kendi kendime. Ta ki duvarı dönene kadar. Oradaydı. Elinde bir gül duvara yaslanmış kendi kendine konuşma yapıyordu. Birbirimize baktık, hiç ses çıkmadı. Konuşmadan gülü uzattı. Aldım. Gülümsedi, gülümsedim. O ne hissetti inanın bilemem. Fakat o an, kalbime dokundu ben hissettim. Kelebek uçar derler ya midenizde, benim midemdeki şey kelebek uçması değil, hiç şüphesiz fil tepinmesiydi. Yürüdük, sohbet ettik, biraz daha yürüdük..
Derken buluşmalarımız, konuşmalarımız sıklaştı
Flört şeklinde değildi. Fakat sevgiliyiz de demiyorduk. Arkadaşlarımla tanıştırdım. Pek hoşnut olmadı. Sebebini bilmiyorum. O zamanlar içime doğmuştu ilerisinde sorunlar yaşayacağımız. İlişkimiz ilerledi. Annemle tanıştırmıştım. (Gerçi annemle çok başlarda tanışmışlardı, annemden bir gizlim saklım hiç olmadı.) Daha sonra ablamla tanıştı. O da çok zorladı annemle tanış diye, ben kabul etmedim. Erkek annesiyle tanışmak bir resmi gelmişti, daha zamanı var diye düşünmüştüm. İkimiz de birbirimizin ilkiydik. Yani ilk sevgilisi. Sinemaya ilk defa gittik birlikte, ilk defa bisiklet kiraladık, ilk defa dilek feneri uçurduk, ilk defa piknik yaptık, ilk defa dört yapraklı yoncayla tanıştı.
Dört yapraklı yoncanın anlamı vardı bizim için

O daha önce hayatında hiç dört yapraklı yonca görmemişti. Şans getirdiğini dahi hiç duymamıştı. Benimleyken tanıştı. İkimiz de çok şanssız insanlardık. Tanıştık, birbirimizin şansı olduk. Bir şeyler bundan sonra güzel geçecek, iyi gidecek dedik. Öyle olmadı..
Sürekli kavgalarımız başlamıştı. İlk defa sevip ilk defa güvenmiştim birine. Farklı olduğuna inanmıştım. Belkide inanmak için çok çabalamıştım..
Derken doğum günüm, sevgililer günü, onun doğum günü geçti
Bunu neden söyledim ? Doğum günümde umursamazca bir tavırla hediye edilen bir kolye aldım. Onun doğum gününde ne mi oldu ? Elimde param yoktu. Aylar öncesinden düşündüm. Yüzünün gülmesini çok istemiştim. Daha önce ona sürpriz bir doğum günü yapan olmamıştı. Ben yapmak istedim. İş aradım günlerce, haftalarca. Bulunduğum yer küçük. Dolayısıyla imkanlar az. Geçici işlere girdim. Staj parası, harçlık derken 500-600 birikti bir şeyler. En güzeli olsun diye kusursuz ayarlamaya çalıştım. Balonlar, süsler, kocaman mavi kalpli bir kutu dolusu küçük küçük hediyeler, notlar, şişeler, daha ufak boy bir kalp kutuda dolusuyla çikolata (evet bunu bir erkek bir kıza yapmalıydı. ama öyle olmadı.) bir de mont almıştım. Daha sonrasında anlamaması için sahte bir doğum günü düzenleyip basit şekilde kutlamış ve ertesi gün asıl sürprizimi patlatmıştım. Ne mi oldu? Aldığım tepkiyle başımdan aşağı kaynar sular dökülmüştü, Aşırı umursamaz bir tavır. Yapmaz olsaydım dedirten bir tepki aldım. Sevgililer günü mü ? Oda aynı şekilde oldu. O bir şey almadı ya da kutlamadı. Ben çok özenip ağzımın payını aldım. Bana iyi gelmiyordu bunu günden güne fark etmeme rağmen daha da bağlandım. Sonra çok saçma bir sebep yüzünden beni terk etti. Ben mi ? Kabullenemedim.Bir kız olarak bırakmaması için çabaladım. Konuştum. Ağladım. Sonra bıraktı. Gitmemi, beni istemediğini söyledi. Daha çok ağladım ikna ettim. Barıştık.. Düzeltiriz sandı. Toplarız sandım. Yapamadık. Bir türlü dikiş tutturamadık. Sürekli kavga etmeye ve bunların hiçbirini çözemeden geçiştirmeye başladık.
Derken, şimdi.. 1 sene olmasına 1 ay kala... Dün saat 5 buçuk civarı. 6 dakika 8 saniye. 1 senenin sonu.
Yine saçma bir bahaneyle ayrıldı benden. Ben yine aynı... Kabullenemedim. Bir öncekinde, "Bir daha böyle bir şey olursa asla çabalamam. Daha fazla küçük düşmeyeceğim. Uğraşmayacağım." Diye ettiğim bütün yeminleri bozarak aradım. Bir kız olarak yine toplamaya çalıştım. Yine çabaladım. Aldığım cevaplar şok etkisi yarattı. Bana hiç kıyamayan adam, Beni hiç bırakmayacağını, çok sevdiğini afilli, süslü sözlerle sürekli söyleyen adam, çok net ve acımasız bir şekilde bana "Sen çok dik başlısın. Anı yaşamaya odaklısın. Başına buyruksun. Kadın dediğin erkeğin sözünü dinler. Eğer benim istediğim gibi biri olacaksan, sözümü dinleyecek, bana uyacaksan kal. Aksi taktirde seni istemiyorum." Dedi. O anın şoku ve biraz da aldığım sakinleştiricinin etkisiyle "denerim." Dedim. Uyudum. Sabah kendime geldim. Sahi, neyi deniyordum? Hayatımı bir erkeğin kölesi olarak mı geçirecektim. Olmazdı. O gün buluştuk. Tamam dedim. Tamam ayrılalım. Ağlayarak söyledim bunları. Bende bulunan ona dair olan her şeyi verdim. Almadı. Ayrılalım dememi kabul etmedi. Ağladım. Sarıldı sakinleşmem için. Daha çok ağladım. Yürüdük, konuştuk. Çözmeye çalıştık bazen, sohbet ettik ara ara, günümüzü anlattık. Hatta bir ara normal bir gün ve normal bir buluşmaymış, koskoca 1 seneyi bitirmeye gelmemişim gibi hissettim. Kalbim acıdı. İlk defa kalbin acımasının nasıl bir duygu olduğunu hissettim. Oturduk, uzunca konuştuk. Beraber yapamıyorduk. Ayrı da yapamayacaktık. (Yani en azından ben öyle düşünüyordum.) En sonunda sanki bütün o uzun konuşmayı yapmamışız gibi, "Çok koyuyor." Dedi. "Koyan ne?" Dedim. Eve bırakayım söylerim dedi. Zorladım. Gözlerini gözlerime dikti. Derince nefes aldı. "Gözlerinin içine bakarak ayrılalım demek." Dedi. Çardaktan kalktım. Hızla uzaklaştım. Ağlamaktan şişmiş gözlerimle uzaklaştım biraz. Tabiri yerinde olacak, it gibi titriyorum. Hava çok soğuk. Üzerimde kısa deri bir mont. Hava karanlık, akşam vakti. Donuyorum. Biraz ilerledim. Eşyaları bendeydi. Geri döndüm. Niye bilmiyorum. Hala oradaydı. Ağlayarak oturuyordu. Eşyaları masaya fırlattım. Bağırdım çağırdım. "Seni daha fazla üzmek istemiyorum, yanında olduğum her an ağlayacaksın, buna mecbur değilsin. Ben hep istediğim olsun diye zorlayan biri olacağım. " Dedi. "O zaman düzel. Yanımda kal. " Diye bağırdım. Ayağa kalktı gitmek istediğini çekilmemi söyledi. Soğuktan tir tir titreyen bedenimle önünde durdum. Gururumun ne kadar kırıldığını anlatamam. Öylece dikildim. Defalarca çekil dedi. Çekilmedim. "Çekilirsem gidersin, senden bir daha haber alamam, seni bir daha göremem." Dedim. En iyisinin bu olduğunu söyledi. "Geçerli bir sebep söyle" dedim. "Sevmiyorum seni. " Dedi. Yıkıldım. 1 sene boyunca hayaller kurduğum, her dakika yanında olduğum, yanında kalbimi delice attıran, gözlerinin içine derin derin baktığım, ilk defa sevdiğim, ilk defa güvendiğim adam beni sevmediğini söyledi. Ağlayarak uzaklaştım. Arkamdan geldi kolumu sıkıca tuttu. Zorla eve kadar götürdü. Yürüyecektim eve gitmeyecektim. Eve götürdü. "Toparlanmaya çalışacağım, kendimi düzelmeye çabalayacağım ama bana zaman ver. Artık eve gir. " Dedi. Sonra bir ara "Olmuyor daha fazla zorlayamam." Dedi. Ee şu an ayrı mısınız ? derseniz, bilmiyorum. Sanırım evet, ayrıyız. bugün hiç konuşmadık. Dışarıda gördü beni. Arkadaşım iyi olduğunu normal göründüğünü söyledi. Zaten içinde bana karşı sevgi kalmış olsaydı bana bu taleple de gelmezdi. Peki şimdi elimde kalan ne ? Koskocaman boşa harcanmış 1 sene. Bir sürü peçete, kurutulmuş çiçekler, kurutulmuş güller, gülerken bile durduk yere ağlayan ben, ve bir daha kimseye tam anlamıyla güvenemeyecek bir kalp. Az kalsın unutuyordum, 1 ay sonraki yıl dönümü için yazılacak olan defter....
Bu benim hikayemdi. yazmak istedim. Anlatmak istedim. Yazılmadan yitip gitsin istemedim. Allah her daim karşınıza en hayırlısını çıkarsın.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer