Gönlümü Ayyaşa Çeviren Serseri

Gönlüme, gözüyle dokundu serserinin biri

'Gönül gözüme...' Şimdi bütün tepkiler yağmur olup yağacaktı... Biteviye klişelerini yanlarına alıp geleceklerdi. 'Zaten kadınlar serseri adam severdi; efendi adamları gönüllerine, bedenlerine yakıştıramıyorlar' diyeceklerdi.

Gönlümü Ayyaşa Çeviren Serseri

Üzerine 'sizler hak ediyorsunuz acı çekmeyi!' diye ekleyeceklerdi, söveceklerdi belki. Ön yargılarını, dar ağacında boynuma geçirilen yağlı urganla cezamı keseceklerdi. Bir dizi 'kötü kadın karakterleri' canlanacaktı beyinlerinde şimşek gibi..

Ben içki nedir bilmem zira

Oysa, bu serseri (!) ne sizin düşleyebileceğiniz ne de benim tanımlandırmaya aklımın yetmeyeceği kadar büyük bir serseri! Ben içki nedir bilmem zira... Fakat, nasıl bir tezatlıktır ki bu serserinin gönlümün tam orta yerine kurduğu bir meyhanesi var.

Gönlümü Ayyaşa Çeviren Serseri

Meyhanenin duvarına asılmış yazılı kurallar:

Bu mekanda 'mey' yasak, içmek yasak, hoş olmak, sarhoş olmak yasak, sonra sızmak yasak... Yasaklar üzerine yasak ama aynı mekanda sancı var, sızı, gam var, tasa, kayıp var tüm bunlara rağmen teslim olmak, vurulmak, viran olmak, dağılmak, zil zurna olmuş halde gözlerimin 3'er 5'er görmesi yasak seni! Yamanın ötesinde bir çelişki hali.

Beni anlayamazsın, beni anlamlandıramazsın

Senin anlayamadığın; kırık dökük bir masamın altından içiyorsun, kırıp geçiriyorsun ama ben kırılıyorum sana tam da yangın yerimden... Şişendeki sonsuz hayalin olmak, kadehine sessizce dökülüp, saçılmak istediğim o lahza sen, kadehindekini yudumluyor ben, kadehinin şeffaf yansımasındaki gözlerine kırılıyorum.

Bir daha süzülse aynı ahenkle kadehin ardındaki gözlerin sarhoşun olacağım,

Bir daha baksan ayyaşın, bir daha baksan harap olacak bu kalp

Bir dahasına dayanılmazım, karşı konulmazım...

'Sen, sarhoş olmuşken sendeki 'ben'den habersizsin

Bendeki 'sen' senden ziyade ayyaşken..!'

Yine karanlık gün ışığına kavuşurken, sen kadehindeki mey kadar sevmekten sıvışmış gibi yaparken beni

Ben, yine senin meyhanendeyim... Sen, yüreğimi kadehini doldurur gibi doldurdun aradaki tek fark yarım doldurma adetinin yerine tıka basa seninle doldurdun beni. Ellerin ne kadar da cömert davrandı sevgilim...

Hani derler ya, 'Bardağın dolu tarafından bakmak gerekli' diye benim gönlüm senin meyinle dolup taşmışken bir damlandan bile feragat etmedi.

O halde gel sen de bari!

Her gün, her saniye buluşuyoruz seninle geliyorsun meyhaneme ama bu defa sana hangi niyetle 'gel' dediğimi iyi biliyorsun...Çünkü; ben sana ayyaş olmaktan vazgeçemiyorum

Ben senin tadını bilmeden ayyaş oldum sana diyorum...

Gözlerini içmeliyim bilirsin her ayyaşın vardır bir kriz nöbeti seni içme vaktim geldi, içime çekme vaktim

Şimdi beni yargılayın!

Alın gelin ardı arkası kesilmek nedir bilmeyen hükümlerinizi... Ben artık gönlü ayyaşa dönmüş lanet, aksi bir kadınım, cüzzamlıyım, hastayım... Ve ben o serseriye kırıldığım kadar aşığım!

'Şöyle bir baktım da 'herkes biraz sarhoştur' diyor şairler onları bile ayyaş edememiş bir çift gözler ...

Bana bunları yazdıran 'sen'e/seninle dolu bu yürekten sonsuz 'teşekkürler!'

Gönlümü Ayyaşa Çeviren Serseri
Cevapla