Aşk İlişkilerinde Sık Yaşanan Paradokslar

Günümüzde yaşanan ilişki bağlarının yeterince kuvvetsiz oluşu, tarafların aşk/sevgiden emin olamayan halleri, daha önce hiç ilişki deneyimi olmamış kişilerin kendine olan öz güvensizliği, aldatılma ve daha nice sorun: İlişkilerde paradoksa sebep oluyor!

Bunlara ışık tutmak ve ilişkiler içerisinde yaşanan çelişkili evrelerde, sizlere kendimce yardımcı olmak adına düşüncelerimi yazacağım. Belki sahiden de içinizden birine faydam olur. O halde başlıyoruz!

Açılma paradoksu

Aşk İlişkilerinde Sık Yaşanan Paradokslar

Pat diye ilişki konusuna girmek olmaz! Önce bir açılalım, boy verelim. Öyle değil mi? :)

Daha önce herhangi bir ilişkiniz veya birine açılma deneyiminiz olmadıysa; bu paradoksun içinde sıkışıp kalmışsınız demektir.

Ancak unutmamak gerekir ki; hayat kısa ve kaybettiğiniz her saniye, ona sarılabileceğiniz zamandan çalıyorsunuz. Belki evet, olumsuz sonuçlanacak ama kaybedecek neyiniz var ki? Zaten uzaktan seviyordunuz hali hazırda, reddedilmeniz bunu değiştirecek mi? Hayır! O halde daha fazla içinizde tutmayın, salın gitsin!

Ve şunu unutmayın!

"Hiçbir şey yapmadım," deyip pişman olmaktansa, "Elimden geleni yaptım," deyip pişman olmak daha iyidir.

Başlangıç paradoksu

Aşk İlişkilerinde Sık Yaşanan Paradokslar

Artık açıldığınızı varsayıyor ve ilişkinin en tatlı zamanı olan başlangıç evrelerine ilerliyoruz.

Genelde ilişkinin ilk ayları fazlasıyla önem taşır ve geleceği de bu aylar belirler. Bunu sadece sevgili olmak olarak düşünmemek lazım, evlilik için de geçerli. İlk zamanlarda iki tarafta tabiri caizse "cicim aylarında" olurlar. Bu dönem; çiftlerin birbirlerine olan ilgileri, sevgileri ve duydukları heyecanlar yüzünden en güzel dönemdir.

Ancak fazla açılırsak boğulacağımızı da bilmek gerekir.

Birbiriniz için bir şeyler yapmak yerine, birlikte bir şeyler yapın. Bu, çiftlerin birbirini daha iyi tanımasını ve ilişkiyi derinleştirmeye yarar.

Çatışma paradoksu

Aşk İlişkilerinde Sık Yaşanan Paradokslar

Sanırım her ilişkide bu yaşanıyor. İlişki içerisinde çıkarların çatıştığı evreyi konuşacağız şimdi.

Öncelikle bilmeniz gereken şey; tek başına sevgi veya aşk, hiçbir sağlıklı ilişkinin yürümesi için yeterli değildir. Yani tarafların ikisi veya herhangi biri, aşka kapılarak gözünü köreltmişse o ilişki maalesef uzun sürmeyecektir. Bir ilişkiye başlarken; öncelikli hedefiniz fiziksel özelliklerden ziyade zihinsel ve ruhsal olmalı... Karşınızdaki insanın nelere nasıl ve ne derece tepki verdiği, neleri kaldırıp kaldıramayacağı, nelerden vazgeçip geçemeyeceği gibi unsurlar fazlasıyla önemlidir!

Birbirinizi değiştirmeye veya yenilemeye çalışmayın. Birbirinizi anlamaya ve destek olmaya çalışın.

Acaba paradoksu

Aşk İlişkilerinde Sık Yaşanan Paradokslar

Taraflardan birinin kendinden veya partnerinden, "sevgi ve aşk" anlamında emin olamadığı durumlarda yaşanan paradoks... Fazlasıyla can sıkıcı, depresyona sokacak boyuta ulaşan, tabiri caizse "zıkkım" gibi bir dönemdir. Her ilişkide bu paradoksa düşülür. Araya giren soğukluklar, çatışma paradoksundaki yaşananlar, ilişkiye dahil olan kıskançlıklar bu sonucu doğurur.

Ve ilişkinin "emin adımlarla ilerleme" evresini sekteye uğratır.

Bu paradoksa düştüğünüzde yapmanız gereken şey; normalmiş gibi devam etmek, kaçmak, saklanmak veya içinizde saklamak olmamalı! Aksine karşılıklı konuşulmalı ve zihne sinen soru işaretleri, cevap bulunarak kırılmalı...

Aldatılma paradoksu

Aşk İlişkilerinde Sık Yaşanan Paradokslar

İlişkilerin kaçınılmaz olarak; yanından, ortasından, ilerisinden veya berisinden teğet geçen paradoks... Kimileri sahiden bunu yaşarken, kimileri ise paranoyak davranma eğilimi gösterir. Ben şimdi gerçekten ihanete uğrayanlar adına yazacağım.

Eğer ki aldatılmışsanız ve ayrıldığınız sevgilinizi-eşinizi unutamıyorsanız; kendinizi bir şeylere zorlamayın! Evet, unutmak için çabalamanız, onu ve bu kötü tecrübeyi beyninizin düşünce mekanizmasında ön sıralara yerleştirir. Ve bu da unutmak yerine boşu boşuna hatırlamaktan başka hiçbir şeye yaramaz!

Unutmaya çalışmayın! Zorlayarak iyi olmaya çalışmayın! Sadece yaşamanız gereken kırgınlık ve kızgınlığı yaşayıp, içinizden atmaya bakın... Ta ki ufacık bir tortu veya kırıntı kalmaya kadar...

Ayrılık paradoksu

Aşk İlişkilerinde Sık Yaşanan Paradokslar

Eminim içinizde birileri bu paradoksa düşmüştür. Ve hatta belki de şu an bu paradoksun ortasında çırpınıyordur.

Ayrılmak isteyip de bunu yapamamak, korkmak! Bu da derin bir paradoks...

Eğer bir şeylerin yolunda gitmediği konusunda eminseniz, ayrılmak istediğinizi biliyorsanız; bunu minimum sürede dile getirin ve gerçekleştirin! Ne karşınızdaki kişiye "Sorun mu var?" sorusunu sordurun. Ne de "Hayır, ne sorunu olacak ki!" deyip kaçmaya çalışın. Çünkü ortada kocaman bir sorun var ve siz yok sayıyorsunuz veya korkuyorsunuz diye de, o kendi kendine çözülmeyecek!

Ayrılık kararından eminseniz, bunu sakızlandırarak ilişkinizi ızdırap paradoksuna dönüştürmeyin. Karşınızdaki kişinin öz güvenini zedelemeye hakkınız yok, unutmayın. Bittiyse, bitmiştir!

Acı paradoksu

Aşk İlişkilerinde Sık Yaşanan Paradokslar

Biten, yiten sevgiler ve ilişkilerin ardından düşülen en çıkmaz paradoks! Bu paradoksta yapacaklarınızı; bilinçli halde olmayan, acı çeken tarafınız yapıyor olacak. Yani ilerde bir gün, "Neler yapmışım ya," deyip utanmanız yersiz.

Ne yaparsak yapalım; bir ilişki ve haliyle bir gönül bağı kopmuşsa, bir insanı kaybetmişseniz... ardından acı duymanız gayet normaldir. Geçmeyecek veya bitmeyecek sanmayın, hiçbir şeyin sonsuz olmadığını bilin! Ayrıca aldatılma paradoksunda belirttiklerim, bu paradoksa da özel...

Bu kez kısa ve öz konuşacağım ve sadece bir alıntı paylaşacağım.

Acının olayı bu, acı hissedilmeyi talep eder.

Bir başka bencemde görüşmek dileğimle, hoşçakalın!

En-Harbi-Kız

Aşk İlişkilerinde Sık Yaşanan Paradokslar
Cevapla