Dudaklarının sıcaklığını anlımda hissetmek tarif edemeyeceğim duygular yaşatıyordu bana. İlk defa birisinin kollarında, ilk defa bu kadar özgür hissediyordum. Kolları belime dolanmışken, elleri yavaşça yukarıya doğru çıkıyordu. Enerjisini ve sıcaklığını hissedebiliyordum.
Gözleri onu ilk gördüğüm gün ki gibi heyecanlıydı ama bu sefer dudaklarıma bakıyordu. Nefesini yüzümde hissediyordum. Gözlerimi kapatmadan son bir kere kirpiklerine baktım. Uzun ve kusursuzlardı. Dudakları dudaklarıma değdi. Elleriyle elbisemin askılarını sıyırdı ve bedenimi elbisemden kurtardı. Vücudu çok güzel kokuyordu. Elleri çok yumuşaktı ve nasıl kullanacağını iyi biliyordu.

Dudakları kıvrıldı, hafifçe boğazını temizledi; "İstiyor musun? "diye sordu."Evet." diyebildim, güçlükle. "Söz canın yanmayacak hayatım." diye yanıt verdi.
Ani bir hamleyle beni kucağına aldı ve yatak odasına taşıdı. Nazikçe yatağa yatırdı. Kulağıma eğilip
17 yaşındayken, kalp diğer zamanlara göre daha hızlı çarparmış ve o sene yaşadıkların unutulmazmış. Ölsem de hep hatırla beni hayatım.
" Ölmek" lafını duyunca biraz huzursuzlandım ama anın tadını çıkarmak istiyordum. Heyecanım huzursuzluğumu bastırdı. Nefesi boynumdaydı. Gözlerimin içine bakarak"Hazır mısın hayatım? " dedi. Evet anlamında göz kırptım ve başımla onayladım. Aralanmış pencereden gelen rüzgar esintisi, bedenlerimizi okşuyordu.
Şarap kokusu rüzgar sayesinde odanın her köşesinde duyuluyordu. Fondaki müzikte Janis Joplin - Maybe çalıyordu. "Geliyorum aşkım." dedi ve bir kaç dakika içerisinde yanıma uzandı, sarıldık ve uyuduk.

Gözlerimi açmadan, yatakta elimle onu aradım, yoktu. Rüzgar yerini hafif çiseye bırakmıştı. Telefonum çalıyordu. Sanırım salonda kalmıştı. Gömleğini üzerime geçirdim ve salona gidip telefonumu cevapladım. Sonrası bende yok. İptal.
Gözlerimi açtığımda, beyaz bir tavana bakıyordum. Kafamı kaldırmak istedim ama canım yanıyordu. Gitmeliydim.Yanına gitmeliydim. Bana ihtiyacı vardı. Yattığım yerin demirlerinden tuttum, zorda olsa doğruldum ve kolumdaki serumu çıkardım. Danışmaya giderek bilgi aldım.
Tesadüf ki aynı hastaneye getirilmişiz. O, yoğun bakım ünitesinde. On bir buçuk saat önce kollarımda olan adam, şimdi karşımda,kılı bile kıpırdamadan, yatıyor. Aramızda cam var. Kalın bir cam. Kalbim acıyor. Gözlerimdeki yaşlara hakim olamıyorum.

Steril kıyafetler giydikten sonra hemşireyi takip ettim. İki sensörlü kapıdan geçmiştik. Son kapıdan geçtikten sonra ulaşmıştık yanına. Hastane kokusunu hiç sevmezdi ama hayali cerrah olmaktı. Annesini doktorsuzluktan, babasını içkiden ve sigaradan kaybetmişti. İki zıkkımı da sevmezdi. Ben içince de kızardı. Ara sıra oda annesi sevdiği için bir iki kadeh kırmızı şarap içerdi.

Hemşireye "izin verir misiniz?" diye sordum. Başıyla işaret edip "sadece iki dakika" diye parmaklarını gösterdi. Elini tuttum ve 5-6 saniye sonra gözlerini açtı. Gözlerine kurban olduğum.
"Hayatım, canımdan öte sevdiğim, annemle babam beni bekliyorlar. Seni bırakmak istemiyorum ama çok özledim onları, burnumda tütüyorlar. Sen bensiz yaparsın ama ben artık dayanamıyorum aşkım. Hem ben senin beyninde ve sol yanında olacağım. Hep gece uyurken sarılacağım. Sen bilmesen de kokunu içime çekip saçlarınla oynayacağım Ayla'm. Aşkım. Kocaman kalbinden öpüyorum.".
Birşey dememe fırsat kalmadan o kulak tırmalayıcı biip sesini duydum. Bir iki tekrardan sonra içeri üç hemşire iki de doktor girdi. Hemşirenin birisi beni güç bela dışarı çıkardı, teselli etmeye çalışıyordu.
"Şimdi yanımda çocuğumuzla seni ziyarete geliyoruz aşkım. Seni onda yaşatabilmek için adını" Umut " koyduk. Görsen daha dört buçuk yaşında, aynı sen. Gözleri mesela, kirpikleri, ıspanak sevmeyişi, sütü çok sevişi, aynı sen."
Mezarlığa varmıştık. Yavaş yavaş aşağı doğru indik. Hava hafif çiseliydi. Taksiciyi kontrol etmek için başımı kaldırdı ve Umut elimi bırakıp koşmaya başladı. Durduğunda babasının mezarına gelmişti. Bende peşinde koştum.
"Umut'um bak baba burada uyuyor. Sen büyüyünce kalkıp gelecek. Ama anneyi üzersen, küser gelmez." "Ven anişi üjşmeymkiy ama" diyip yanağıma bir öpücük kondurdu.
Tutamadım kendimi döküldü gözyaşlarım.
Taksicinin kornasıyla duamı bitirip Umut 'u kucağıma aldım. Yavaş yavaş taksiye ilerledim. Hava iyice bozmuştu ve yağmur şiddetini arttırmıştı.
Umut' u bindirip ardından da ben bindim. Radyo da Ankara 'nın Bağları çalıyordu. Umut severdi. Ne zaman morali bozuk olsa bunu dinlerdi. Acı acı gülümsedim. Şoföre değiştirmesini söyledim. Tesadüf ki tam değiştirmeye yeltenirken o günkü şarkı Janis Joplin - Maybe çalıyordu.
"Kalsın beyefendi, vazgeçtim. "dedim.
Umut gözlerini kapatmıştı. Uyuyordu. Bende kafamı cama yaslayarak gözlerimi kapattım.

Yorumlarınızı çok merak ediyorum. Hem başlık önerileriniz hem de hikaye hakkındaki yorumlarınız benim için çok değerli. Bu arada ilk başta defterime yazıp sonra telefonun notlar bölümüne geçirdim. Sonra da buraya kopyaladım. Emeğe saygı arkadaşlar.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar