Hislerim bulanık değil. Net ve şiddetli. Arzularım, korkularım.. Kanım damarlarımda dolu dizgin. Sahi nasıl oldu bu? Ne zaman oldu? Bilmiyorum. Ruhum bir ses duydu ve onu takip etti. Karanlık bir yoldu. Korkuyordum. Zihnimi tırmalayan sesler vardı, görüntüler.
Onu tanıyordum. Farklı bedenlerde aynı acılarla büyümüştük.
Farklı ruhlar ağlatmıştı bizi. Fakat aynı acıları çekmiştik. Birdik biz, bütündük. Başka bir ruhu sevmişti benden önce. Öyle bir sevmekti ki bu.. Neyse. Dilime almak canımı yakacak. Onu sevmesini seyrettim uzunca. Kalbim acıyla, gözlerim yaşla dolu, öylece seyrettim. Kanayacak yerim kalmayana dek seyrettim.
Bir gün dayanamadım, ruhunu bulup sardım ruhuma.
Tuttum ellerinden. Kokusunu doldurdum ciğerlerime. Aldığım en güzel nefesti o. Benimsin dedim. Benim oldu.
Onu görmek, nasıl desem...
Hani çocukken televizyonu açarsınız da en sevdiğiniz çizgi film yeni başlamıştır ya. Öyle bir his. Öyle bir mutluluk. Ama aşk nihayetinde bir çıkmaz sokak. Benim saplantılarım da buna eklendiğinde sanki labirentte hiç çıkış yolu olmuyor. Ama öyle seviyorum ki, çıkmak isteyen kim? Onu düşünerek ezberlediğini bildiğim şarkıları bile sevebilirim. Sadece elini tutsam, her şeye değer..
Şimdi, tam şu anda elleri ellerimde. Fakat sadece bir zihin oyunu bu. Gözlerim yavaşça kapanıyor. Uyusam.. Uyusam iyi olurdu
En İyi Cevaplar