Güzelliğin beş para etmez; şu bendeki sevda olmasa!
Aşık Veysel'e saygılarımla...
İnsan dediğin pek çok şeyi sevebilir; hatta bazıları sevmenin kendisine bile müpteladır ki onlarda iş iyice çığırından çıkabilir. Oysa sevgi duygusunun yaşanıyor olabilme ihtimalinden de öte,artık içten içe önem arz eden konu, neyi sevdiğimiz oldu bu günlerde.

Hep böyle sıralanır ya cümleler bu konuda; iyi, güzel de insan bazen çok yanlış şeyleri sevebiliyor ve onları kaybetmemek adına savaş verebiliyor işte. Dahası bir sen var ki senden içeri, adına "nefis" denir senden çok daha vahşi. Bir de onun sevdikleri, sevebilecekleri ve uzak durmak istedikleri var tabii.

Mesele tam olarak bu! Ehlileştirilmemiş bir nefis, seni çamura bulayabilecek şeyleri sever ve o sevdikçe, tüm o tehlikeler büyür de büyür. Öte yandan sen günden güne küçülürsün; geriye ne şaşmaz bir terazin kalır adına "vicdan" denen, ne de bir çift göz kalır asıl güzelliği görebilen. O noktada bil ki seven birinden, sevişen birine doğru yol alıyorsun.
Sevgilim sensin. Senle yapmayacağım da kimle yapacağım?!
Niceleriniz bu tür sözleri işitti; pek çoklarınız da bu tür sözleri sarf etti. Oysa sevginin sevişmekle tek ilgisi, sevenin nefis; sevilenin ise cinsellik olması idi. Bu gerçeğe karşın kişi sık sık "Alakası yok. Bu da hayatın bir parçası. Bu da bir ihtiyaç." dedi ve dedikçe de sessizleşen bir vicdanla yoluna devam etti. Sonra gelsin öfke nöbetleri, intikam yeminleri, kıskançlık tripleri... Seven, insan olmayınca, hissedilen de sevgi olmadı tabii.
Nefis şehvet istedi; binlerce lira bayıldı insan.
Nefis intikam istedi; kendinden geçti insan.
Nefis "Kıskan! Kudur!" dedi ki
ne saygı ne sevgi ne de güven bıraktı insan.
Oysa saygı olmadan sevgi olamazdı ama nefis o saygıyı da kendi lehine kullanmak istedi; insan da "Ben senin sevgilinsem bu kurallara uyacaksın." dedi ama kural koymaya kalkıştığı kişiye "Acaba senin kuralların neler?" diye sormayı düşünemedi. Daha da kötüsü her iki taraf da kendi nefislerine kurban gitti ve artık adı "sevgili" olsa da ilişkinin, ne yaşanan sevgiydi ne de yaşatılan. Tutsaktı biri kendi eksikliklerine ve tutuklu kalmıştı diğeri, kendi hapishanesinde çürüyen birine.
Adına "sevgi" denen bu esaret hayatı, özünde yalnızca nefsin yeni güne merhaba deme şekliydi.
Bil ki duygu da duyguyu gerçekleştiren eylem de senin içinde; lakin sakın unutma ki nefis de tam olarak onların ensesinde. Bir kukladır insan ki iplerinin kimde/neyde olduğu önemli. Nefsin seni kontrol ederken sana ne kalır ki kontrol edilmeyen? Oysa nefsini sen kontrol etsen, ona ne kalır ki senin kontrolünden geçmeyen?
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
Kızlar & Erkekler Ne Diyor?
Cevap
1Cevap
Hangisi cesaret gerektirir diye düşünürsek sevmek asıl mesele..
Kesinlikle.
Nefis ile nefes arasında ki sevgi bu olsa gerek.
Aynen öyle.
Emeğine sağlık canım benim
Rica ederim.