Sevmek, Taraf Olmaktır

Tepeye çıkıp hayaller kurarlardı, bilir misiniz? Kimi çok zengin olmanın hayalini kurardı, kimi ünlü bir yazar olacak ve birbirinden güzel cins cins atlarıyla yalnız ancak mutlu bir hayat sürecekti, kimi ise üniversiteye gidecekti, Avrupa’ya, akademinin soğuk mermerlerinde dolaşacaktı fikirleri. Yalnızca biri burada kalacaktı, annesinin babasının yanında. Daha fazlasında daha uzağında gözü yoktu, halinden memnundu.


Sevmek, taraf olmaktır.



Küçüktüler, Fransızların d’enfants dedikleri türden. Tepede her biri bir işle uğraşırken düşünürlerdi geleceği. Tefekkür safhası bittikten sonra dile dökerlerdi, anlatırlardı tüm bunları. Ölümün dahi çeviri esnasında silindiği bir kitaptı onların hayatı. Bense onları gizlice dinlerken kararsız kalırdım. Hepsi nev-i şahsına münhasır, birbirlerinden çok farklı ancak uyumlu dört kız kardeşlerdi. Bütün sıfatların hem kendileri, hem de karşıt tezahürleriydiler. Maddi açıdan fakirlerdi, manevi açıdan öylesi zengin… Kendilerini bekleyen geleceğe bilinçsiz, savaşın o havasına cephedelermiş gibi bilinçlilerdi.Ne kadar tecrübelilerse, o kadar toydular.


Sevmek, Taraf Olmaktır


Peki ya, ben kimdim? Onun yanında, Nil’in kıyısında, yıldızları apolet niyetine omuzlarımıza takarsak bulacak mıydım benliğimi? Düşünmek taraf olmaktır diyenlere nazire yaparcasına, onu sevmek taraf olmaktır dediğimde bitecek miydi bu endişelerim, korkularım? Galaksimizi paralel ilan ettiğinde Samanyolu; gettolarımızdan bizi kovup Pay-i Taht’a sürdüğünde İspanya; her şey nihayete erecek miydi? Savaş müziği sona erip ruhumuzun notalarını çalacak mıydı Beethoven, onu sevmemin, taraf olmamın şerefine?

Sevmek, Taraf Olmaktır
Cevapla