Duyun Beni! Duymadığı Kadar Duyun Beni!

Seneler evvel bir çocuk top oynuyordu arkadaşları ile, bakakaldım ona. Gözlerine. Söylesenize;"Hangi gülüş dağları gülümsetecek kadar muazzam olabilir?" Onunkiler. Hayatımın anlamı olacağını gülüşünü izlemek için her şeye katlandığımda anladım. Dağlar, taşlar, denizler, bulutlar. Dünyada ne kaldı onun gözlerinden geriye? Nefes almayı unutturan bir kokusu... Kışın baharı yaşatmasıydı her bir bakışı. Öldürdü bir çiçek beni.


Duyun beni! Duymadığı kadar duyun beni!


En güzel sihirdi aşkıma derman olan gülüşü. Başkasına gülerken hayatımı bir kibrit gibi yaktı. Ufaktı belki de ama nasıl canımı yaktı bilemezsiniz. Hayatım bu kadar berbatken ona nasıl hayatım derdim ki? Ona bu canı verecekken onun canını yaktım, körü körüne bir ateş oldu sevgim. Bana, ona. Bir şeytan misali günah oldu aşkımız. Günah oldu ki biz her günaha girerken birlikte olmadık.


Şimdi uzaktan. Uzaktan nedir be?! Köpek mi seviyorsun diyemedim. Söyle ben seni seviyorum de diyemedim. Dünyalara haykirirken onun ismini,seni hâlâ o günkü gibi diyemedim...


Dedim!


Size yemin olsun ki ona "Seni seviyorum" dedim. Kaçınılmaz oldu cevabım.


Bir teşekkür ile 7 kilo verdim bir haftanın 7 gününde. Uzağız, çok. Neyse be, ben seni seviyorum. Hâlâ devam edeceğim ismini vermeyi şiirlerime. Bana gül, bir kere gül diyeydi her şey. Ben o'nu çok özledim diyeydi gururumun ayaklarına paspas oluşu. Sana çok aşığım.


Duyun Beni! Duymadığı Kadar Duyun Beni!


Bana aynen şunu dedi; "Unut beni, artık sevme" Aradan 4 yıl geçti, benim canımın acısı hâlâ daha geçmedi...


Bana aynen şunu da dedi!;" seni istemiyorum, seni sevmiyorum!" Ben 5 senedir yaşamıyorum. Ben seneler önce ölü birine döndüm. Ve hâlâ daha sadece seni...

Duyun Beni! Duymadığı Kadar Duyun Beni!
Cevapla