Bozuk yolda, kör topal ilerleyen ilişkinizi, yeni başlamış olduğunuz ya da konuşma aşamasında olduğunuzun ilişkinizi nasıl mükkemel bir hale getirme eğilimine sokarsınız bundan bahsedicem.
1-) Dürüstlük hint kumaşı gibidir
Dürüstlük hint kumaşı gibidir, her yerde bulunmaz. Pahalıdır, her bünye kaldıramaz. İlişkinizde ne olursa olsun dürüst olun. Çünkü bir kere yalan söylediğiniz anlaşılırsa karşı tarafın size olan güveni tamamen gidiyor. O güvenin yerini ise sizin "güven" zannettiğiniz ama artık karşı taraf size çaktırmadan kuşkuyla baktığı bir özellik oluyor. Bakın, tek bir kelime "yalan" , ilişkinizin kaderini belirleyecek olan kelime. Bu yalan sadece, güveni bitirmekle kalmıyor. Güvenin olmadığı bir yerde aşk yavaş yavaş önemini yitirir ve bitme noktasına gelir. Onun yüreğinde siz ilkbahar çiçekleri olarak bir anlam ifade ederken, birde bakmışsınız, çöl oluvermiş yüreği.
2-) İlgi, alaka, yalaklık değil asla
Aslında dürüstlükten sonra en önemli unsur diyebilirim bunun için. Hayatımızda sevdiğimiz insanlara karşı "çıta" adını verdiğimiz ölçülerimiz vardır. Maalesef bir çoğumuz aşıkken bu çıtayı kırıp, sevgimizi fazla kaçırıyoruz. Asla ama asla karşınızdaki insanı sevgiye boğmayın. Tamam sevin, sahiplenin, kıskanın, her şeyi yapın. Ama sevginin boyunu kaçırmayın. Bakın kıskançlığın dozajını kaçırdınız diyelim, hesap sormanın boyutunu kaçırdınız diyelim. Ama sevginin boyutunu asla kaçırmayın. Hep böyle olmuyor mu zaten ? Biz değer veriyoruz, veriyoruz.Çıtayı kırıp sevgimizi haykırıyoruz. Sonuç?
Terkediliyoruz. ya da aldatılıyoruz. Üstelik aldatıldıklarımız bizim 3'te birimiz etmez. Peki neden onlar niye kazanıyor? Onlar egoist davranarak, az ilgiyle alıyor sevdiklerimizi elimizden. İlerde ağlamamak, karşınızdaki sıkmamak, ilişkiyi monotlonlaştırmamak içinasla ve asla çıtayı aşmayın. Ha bu demek değildir ki çıtayı kırmayın, bazen sevdiğinizi ilgiye boğacaksınız. Boğmalısınız da. Çünkü bu ona, onu bırakmayacağınız hissini vermeli. Ama bir yandan da ya bırakırsa hissini verdirmelisiniz. İşte dediğim çıta bu ikisinin arasını çok iyi ayarlamalısınız. Birinden biri fazla olursa, ikisinin sonu da ayrılık oluyor.
3-) Boğmayın, kurbanlık danaya girmiyorsunuz
Sevdiğiniz üstüne çok düşmeyin, tamam kısıtlayın, giyimine karışın, hesap sorun. Bunlar olmalı zaten. Karşı tarafa sahiplik hissi verdirir, yapın. Ama sürekli sürekli de boğmayın. Mesela, 3 aydır dışarı çıkmadı diyelim siz izin vermiyorsunuz diye ve sizden " Aşkım, arkadaşlarımla çıkayım dışarı nolur" diye bir mesaj attı diyelim. İzin verin. Çünkü siz onu sürekli boğdukça, ona birisi mesaj attığında onun gönlünün kayması daha kolay olacak. Neden ? Çünkü karşı taraftaki adam onu kısıtlamayacak, onu incitmeyek. Özgürlük sağlayacak. Ama o bilmeyecek ki sizi aldattığı, ya da uğruna sizi terkettiği adam tarafından kendisi "terkedilecek! ".
4-) Okey'e dönün, dördüncüye gerek yok
Tamam demesini bilin. O size bağırdıkça, haklı da olsanız siz ona onun iki katı bağırmayın. Çünkü ona bağırmak, hem kavgayı kuvvetlendirir, hem aşkınızı sarsar, hem saygıyı bitirir. Onun sakinleşmesini bekleyin. "Tamam aşkım, haklısın aşkım, özür dilerim" gibi kelimeler kullanmasını bilin. Siz bir aslansanız, yelesi olan o unutmayın.
5-) Okey'e döndüyseniz, dördüncüyü bulun
Sürekli de tamam demeyin. Bu ona "malı" olduğunuz hissiyati verir. "Çıta" burada da geçerli. Nerede tamam deyip, nerede "höt lan" demesini bilmelisiniz. Sürekli ona tamam demek, hem onun gözünde değerinizi düşürür. Hem de saygınızı yitirirsiniz. Bir bakmışsınız size hesap vermeyen, sizi kıskanmayan, size hesap sormayan, sizden tamamen kopmuş bir adam oluvermiş. Aşkı, sevgisi monotonlaşmış.
6-) Hep yenilik, daima yenilik, yaşasın yenilik
Monotonlaşan ilişkinize biraz can katın. Değişik birşeyler yapın. "Ne gibi değişik" diyeceksiniz. Paraşütle atlayın demiyorum. Tabi imkanınız varsa, hayatınız boyunca unutamayacağınız bir deneyim olur. Neyse, yenilik sizi kurtarır. Hep aynı cafeye gidiyorsanız, gitmeyin. Başka yerlere gidin. Kısa otobüs yolcukları yapın, pikniğe gidin. Bu yenilikleri kafanızda uydurmanız gereken sizsiniz. Sonuçta sevgilinizi tanımıyorum.
7-) Kıskanç, olmasın kapkaç
Ne alaka diyeceksiniz. O kıskançlık çalmasın sizin aşkınızı ? Aşırının ötesini geçip sevdiğinize nefes aldırmayacak derece de kıskançlık. İlişkinizi bitirmesini geçin, sizden nefret etmesini bile sağlayacaktır. Kıskançlık iyidir, sahiplik hissi verir. Ama "Çıtasın da" iyidir. Herşey dozajında güzel. Fazlası alır götürür sevdiğinizi. Daha bulamazsınız.
Gördüğünü herkes sever, sen onda görmediğini bulacaksın. Eğer gerçek aşk istiyorsan; Ten’e değil, kalbe dokunacaksın.
Bir aşkı canli tutmanın yolu, kaybetme duygusuyla oluşuyor bence. Zaten kıskançlık, sahiplenmelerde bu yüzden. Hem seveceksin hemde yarın gidebilirmissin gibi olacaksin "güven"
En İyi Cevaplar