Yalan söyledim, Üzgünüm Seni Hala Seviyorum

Gerçek bir hikaye...


Lütfen okumadıysanız, anlamanız açısından önceki bencemi okuyun. https://www.kizlarsoruyor.com/ask-iliskileri/a51686-ask-degildi-bizimkisi-sadece-baglandik-birbirimize


Her gün kendimi filmler ile avutuyordum, aşk filmleri...


Birini bitiriyordum, diğerine başlıyordum. İçimde, kalbimde bir şeyler eksikti, eksiktim. O kadar çok özlüyordum ki, kokusunu, saçının kokusunu özlemiştim. Artık başka birini bulmanın zamanı gelmişti; ne tuhaf ki, ne zaman birisinden ayrılsam hiç kimse kalmıyordu etrafımda, yalnızdım. Kendimi avutuyordum...


iç sesim devamlı;



"Ne olmuş oğlum yalnızsan, keyfini çıkar işte. Dert yok tasa yok, olum her gün trip atan birisi yok lan hayatında. Keyfini çıkar."



diyordu. Ama kalbim, öyle demiyordu, boşluk vardı, bir şeyler eksikti hep. Her gün onu görmek için çarşıda dolaşmıştım, bir kere bile görebilmek için. Görseydim halbuki gurur yapıp bakmıcaktım bile yüzüne, uzaktan bir bakış atarak, kendimi avutacaktım.


"Çok yalnızsın be Tuncer, etrafında çook insan olmasına rahmen çok yalnızsın."


Yalnızdım, kalbim acıyordu, başka biri ile olamıyordum, hep kafamın içinde geziyordu, unutamıyordum. OLMUYORDU.



Gelsin istiyorum sadece gelsin, gururum el vermiyordu, arayamıyordum.


Arayıp "Seni Seviyorum" diyemiyordum. O ise hep beni gözledi, sessiz sessiz. Aradan 5 ay geçmişti, artık unutmuştum, aklımda yoktu, onun da dediği gibi, "Hayatımı kariyere adayacağım...". Hayatımı kariyere adayarak çok iyi yerlere gelerek onu sahiplenmeyi düşünüyordum. Bu düşünce hep kafamdaydı. Paranın her şeyi alabileceğine inanıyordum artık.


6 ay geçmişti, ve nihayet biri ile ilişkiye başlamıştım


Bilmiyordum aslında bunun başlangıç olacağını, 2014 yılında, 20 kadar kız ile sevgili oldum. Bırakmak, güzel bir duyguydu, artık bir deliydim! Bırakılmaktan sıkılmıştım, artık bırakıyordum. Bu bana zevk veriyordu, bazıları gerçekten hak ediyordu. Birinden ayrılıyordum ve sırada kim var ise onunla sevgili oluyordum. Genelde ayrıldığım kızların arkadaşları ile sevgili olmaya başlıyordum.


Adım iki okulda, ŞEREFSİZ'e çıkmıştı, ve tabi ki, arkadaş ortamım da çoğalmıştı. Arkadaşlarım hayret ediyordu, çok hızlıydım... Arkadaşlarım "bana ne zaman manita yapıyoruz?" diye sormaya başlamışlardı. Birbirleri ile kavga bile ediyorlardı. Gündüzleri şeytan ile anlaşma imzalamıştım, çok günah işliyordum, çok behtuva alıyordum.


Geceler kötüydü, geceleri baş başa kalıyordum kalbim ile, beynim kalbime savaş açmıştı, müziklerin etkisi ile kendimi iyice kaybetmiştim. Ve geceleri dışarlara çıkıp dolaşıyordum, Geceleri dolaşılmayacak yerlerde dolaşıyordum, nerde pis yerler varlar orada geziyordum ve durduğum yerlerde genelde ya tinerci, ya da Gay bulunuyordu. Bu alışkanlık yapmıştı, artık iyice kötüleşmiştim, her gece çıkıp deniz fenerinin oraya gidip, oturup dalgaların sesini dinliyordum.


Kafamda bir dünya soru dolaşıyordu...



"Neden aldalttım ki onu?, neden sevmedim, neden bıraktın neden?"



İntikam almak istiyordum


Onun en güvendiği arkadaşını ayartıp onunla sevgili olacaktım, kulağa hoş geliyordu, bu sayede onu çok feci yaralıcaktım. Yapamadım, olmadı... Ben böyle bir adam değildim. Ben şerefsiz değildim. Ben insanların iyiliğini düşünen bir adamdım. Her şeyden elimi, ayağımı çektim, cumaya bile gitmeye başlamıştım, kolay olmayacaktı, kolay kolay çıkmayacaktı üstümdeki behtuvalar, nasıl hesap verecektim nasıl.


Uzunca bir süre ses gelmedi. Zehra'dan artık ümidimi kesmiştim, beni aramasını beklemiyordum. "Bulmuştur birini, o akıllı kız" diyordum içimden. Öyle bir şey olmasını değil düşüncesi bile kötüydü, bu kız beni çok feci yapmıştı, evlenecektim onunla bütün hayatımı yıktı, geride bana enkaz bırakmıştı. Her ne kadar "ŞEREFSİZ" biri olduğumu düşünüyor olsamda, oruç tutan biriydim. Orucumu eksiksiz her ramazan ayında tutuyordum.


Ramazan ayının 3. günü iftarımı açtım ve telefonun çaldığını duydum, fazla bir takmadım arayan kişi kesin işi düştüğün için arıyordu diye düşünüyordum. Telefonu açtım ve bir numara aramıştı ekli değildi, ama numara sonu bir yerden tanıdık geliyordu, ezberim iyi değildi, onun numarasını tutamamıştım aklımda. Ama numaranın son rakamlarından onun aradığını anlamıştım.


Onu aradım ve. Ben - "Kimsin?" Zehra - "Zehra ben, Ne yapıyorsun? Nasılsın?"


İçimde bir rahatlık vardı, neden bilmiyorum ama aradığında kendimi 1-0 önde olduğumu düşünmeye başlamıştım, o aramıştı elimde bir koz vardı. Ben - "Ne istiyorsun Zehra? Neden aradın?" Zehra - "Bir şey istemiyorum öylesine aradım, arayacak birisi yoktu seni aradım."


Arkadan başka birinin sesi geliyordu, yalnız değildi, benimle dalga geçtiğini düşünmeye başlamıştım.


Ben - "Yanında kim var?"


Zehra - "Yeğenim var"


Ben - "Tamam ne diyeceksin, işim var."


Zehra - "Ne işin var?"


Ben - "İş işte"


Zehra - "Hmm, iyi bakalım söyleme."


Ben - "Sana neden söyleme gereği duyayım ki? Sen kimsin ki de sana söyleyeceğim."


Zehra - "İyi Tuncer"


Ben - "Çok bilmek istiyorsan, bir kız arkadaşım var, onunla bulaşacağım"


Zehra - "Sevgilin mi var Tuncer, kim Tuncer"


Susturamamıştım kendimi, onu pişman etmek istiyordum, yıkmak, beni nasıl bırakıp gidermiş ona göstermek istiyordum. Ve onların oturduğu mahallede bir kız vardı, onu tanıdığından bile emin değildim, ama doğru bir yere parmak basmışım.


Ben - "Sizin ordan biri, Pınar"


Zehra - "Tuncer, yapma onlardan uzak dur lütfen"


Ben - "Ne ?, sen tanıyor musun?"


Zehra - "Tuncer onlar çok pis, her şey var o kızda Tuncer lütfen uzak dur tamam benimle konuşma ama ondan uzak dur Tuncer, yalvarıyorum Tuncer"


Yapamadım, olmadı, onun sözünü dinledim ve o kızdan uzak duracağımı söyledim.


Uzunca bir süre konuştuk telefonda, bana telefonunda dakika var mı kapat ben arayayım demişti. Bu kızın bu düşünceli haline aşık oluyordum. Beni nasıl etkileceğini biliyordu, çok iyi kalpliydi. Bu kadar düşünceli olmamalıydı, hayır yapmamalıydı. Hata yapıyorduk tekrar.


6 saat kadar telefonda konuştuk, zaman öyle akıyordu ki ben, mahalleyi saymadım ama 6 tur atmışımdır heralde, telefonu kapatmak zorundayım dediğinde bir an sağıma soluma baktım ve nerdeyim ben diye düşünmeye başlamıştım. Aşık olmak kötü bir şeydi, çok kötü... Onunla tekrar başlamıştık konuşmaya, tabi ki yine önceki gibi kurallar koyduk başladık. Bu kuralları hep koyuyorduk ama unutup hemen çiğniyorduk.


Bir yanım intikam ateşi ile, bir yanım ise ona aşık kalbim ile yanıp tutuşuyordu. Ve olanlar oldu, kalbim daha ağır bastı. Düşüncelerim uçtu gitti. Yinede tedbir almalıydım, onun benden bir daha ayrılmamasını garanti etmeliydim, ve nasıl oldu bilmiyorum ama 1 ay içinde birbirimize aşırı derece yakınlaştık, öpüşme'nin en üst derecesini yapmıştık.


Artık ilişkiye girme aşamasına gelmiştik, ben zorluyordum, o ise "düşüneceğim" diyordu. Sonraları yaptığımın kötü bir şey olduğunu ve benim tecavüzcülerden ne farkım kalır diye düşünmeye başlamıştım. Bu düşüncem kısa sürede kafamda uçup gitmişti. Düşünmeye başlamıştım...



"Ne olacak, sonuçta ben bunu benim olması için yapmıyorum mu? Benim olsun bir daha gitmesin diye, bunu ona yapacağım. Bir daha gitmemesi lazım, benim kadınım olacak, olmalı."



Her şeyi kararlaştırdım ve ona baskı yapmıştım, bizim eve gelmesi için, korkuyordu, benimle ilişkiye girmekten ya da söylediği gibi, tek kendi bizim eve gelmekten, ve ona "Arkadaşını da al gel" dedim. Kabul etti ve Zehra ile arkadaşı bizim eve geldiler.


Kalbim tık tık atıyordu, hayatım boyunca birine bu kadar yakın olmamıştım, tamam öpüşmüştüm ama bu olmamıştı... Arkadaşını odada bilgisayarın başına oturtdurdum ve Zehra ile birlikte odaya geçtik, Koltuğa oturduk ve ilk öptü beni, bende öpmeye başladım, T-Shirt çıkardım oda üstündekileri çıkardı. Mem*lerine baktığımı anlamış olsa gerek ki, bunu daha önceden kestirmiş olmalıydı zaten. Ve bana çıkarıyım diye sordu, emin değildim, kontrolün bende olduğundan emin değildim ve ona...



"Seninle ilişkiye girmeyeceğim Zehra, bana dur dersen dururum. Bana sadece DUR YAPMA de."



Kabul etti, ve öpüştük, üstündekileri çıkardı


Mem*elerini görüyordum her şey karşımdaydı, ama yapamadım, onu seviyordum olamazdı, ve ona giyinmesini söyledim. Zaten yüzü düşmüştü, korkuyordu. Ve sütyenini giydi ve bana böyle kalmamı ister misin diye sordu. Hayır hepsini giy dedim.


Ve sadece öpüştük, onunla öpüşmeyi özlemiştim, çok güzeldi her şey rüya gibi. Teşke biraz daha zamanımız olsaydı, ama 2.5 saat su gibi geçip gitmişti. Ve annesinden sadece 3 saatlik izin almıştı. Bana "gitmem gerek" dedi. Tamam dedim ve onları yolcu ettim. Tekrar her şey başlamıştı, bana artık çok güveniyordu, galiba başarmıştım, beni önemsiyordu, bensiz yapamıyordu. Her dakika mesajlaşıyorduk yine.


Yaşattığım her şey için, ona bir süpriz yapmayı düşündüm, ve 5.000 adet gül yaprağı sipariş edecektim. Ve onu aşağıdaki fenerin oraya getirip, tepesinden aşağı hepsini dökecektim. Planım hazırdı, çok mutlu olacaktı, ve orda ona bir de kolye takmayı düşünüyordum. Güzel olacaktı, doğum gününde yapmayı planlıyordum, 7(yedi) gün vardı doğum gününe... Sabremedi yine kavga ettik ve AYRILDIK.


Aşk değildi bizimkisi, sadece bağlandık birbirimize... 2(iki)
Düşünüyorum da iyi ki de gülleri sipariş etmemişim, 568TL küsür, para vericektim güllere. Bir insan neden yapar ki, ne güzel mutlu edicektim dayamadı işte, yine dağıttı ortalığı. Ne olurdu 6-7 gün daha sabretsen.


Bitmedi, daha çoook ayrılacağız.. Devamı çok yakında...

Yalan söyledim, Üzgünüm Seni Hala Seviyorum
Cevapla