Bir İnsan Gerçekten Ne Kadar Aşık Olabilir?

Bir toplum nasıl yükselir? Yahut bir insan nasıl huzur bulabilir? Ya da bir insan gerçekten ne kadar aşık olabilir?


Yaşlanıyorum sanırım. Ama bu özel bir husus. Bu sebeple yazacaklarımı sabırla okumanız beni mutlu edecektir.


İlk defa aşık olduğunuz günü hatırlayınız


Şimdi bir çocuk olduğunuzu düşünün! Sakinleşin ve oturduğunuz yerden çocukken yaşadığınız utanç verici bir hatırayı hatırlayın. Sonra bir diğer hatıranızda ergenliğe ilk girdiğiniz o mazlum dönemdeki, sorgulama yeteneğinin henüz gelişmemiş olduğu, hissetiklerinizi düşününüz. Şimdi ilk defa aşık olduğunuz günü hatırlayınız.


Tam bu noktada utanç verici bir şey ile karşılaştım ben. Lakin o dönemde hiçbir şeyi doğru düzgün sorgulayamazken kendimi aşık olmak için hazırlamıştım aslında. Yaşadığım tüm o cinsel dürtü ve gelişmeler beni -farkında olmadan- büyük bir meraka sürüklemişti."Utangaçlık" zannımca şu dönemdeki arkadaşlarımızın en büyük bir kaç probleminden bir tanesi. Çünkü aşık olmanın cinsel bir dürtü ile başladığını unutup sonradan edinilen -ve toplumda bir düzen oluşması için gerekli olan- "edep" adı verilen bir dürtü oluştu.


Dizginlendik


Şimdi ne anlattığımı sorar gibisiniz. o nedenle anlatayım. Efendim insanlar özeldir ve bunu hissettirmek ister. Lakin bunu utangaçlık gibi durumlar ile - henüz "sorgulama" yetimizin gelişmediği zamanda içimizde sokuşturulan - kelamın tam anlamı ile "dizginlendik".


Peki, şimdi dışarı çıkalım ve gün içinde milletimizin içinde bulunduğu duruma göz atalım. Uyumsuz bir "düzen" den başka bir şey görmeyeceksiniz. İnsanlar arkadaş grupları ile ellerinde tuttukları beyni kemiren küçük bir oyuncakla dolaşıyor. Metroya giriyorum...Bekliyorum...Güzel bir genç kız elinde bir defter ile bir kenara oturuyor... Zannımca bir günlük.Bekliyorum...İstediğim yere ulaşıyorum...Sakince çantamın içinde bulunan defter ve kalemi elime alıyorum...Ve biraz sonra insanların yüz ifadelerini seyre dalıyorum- Yürüyüş biçimlerini anlatmıyorum bile- Gittikçe tatlı bir uyku bastırıyor beni...Anlamsız bir güven duygusu kaplıyor içimi artık.Ölüm de acaba bu derece tatlı olur mu? bilmiyorum...

Bir toplum nasıl yükselir ? Yahut bir insan nasıl huzur bulabilir ? Ya da bir insan gerçekten ne kadar aşık olabilir ?


Çıkardığım deftere bir manzume yazmaya başlıyorum. Alışkanlık işte sayfayı koparıp 2 bank ötede sağda bulunan çöpe atıyorum. Ve tekrar yazıyorum. Tekrar ve tekrar. Uyku gittikçe bastırıyor. Hava bulutlu ve sakin. Hele ki karadenizde böyle bir şey çok az görülürdü. Saat 5 civarı olsa gerek. Kalkıyorum. Hatrımda tek bir şey kalıyor. İnsanların siması. Büyük bir utanç ve hüzün bastırıyor özümü. Hala ders almamışım ve anlamamışım. Dünyanın sonunda doğmuşum, lakin fark etmemişim. Güllük gülistanlıkta doğmamışım -işkence çerekek ve çektirerek- büyümüşüm. Acı ile yaşamayı öğrenmişim ve yaşadıklarımı hiç yaşamamış gibi hiçe saymışım.


Edep ile utangaçlığı karıştırmamak gerekli. Ve bunları ne eksik ne de fazla kullanmak gerekli. Bilmem gerekir neler çekti bu yaşa kadar ak yüzlü, emekli. Bu yüzden olmalı büyüğüme edepli. Çünkü, efendim, bu toplum için gerekli.


Geçmişte ilk defa Eflatunun devlet kitabını okuduğumda anlamamıştım bunu lakin bir toplum olarak gelişmek için adil ve edepli olmak gerekli.


Evet efendim. Zannımca mesajım yerine gitti. Sabırla okudu iseniz beni mutlu etmiş olacaksınız.

Bir İnsan Gerçekten Ne Kadar Aşık Olabilir?
Cevapla