İz Bırakanlar Unutulmaz

Merhaba.


Hepiniz elbette birini sevmişsinizdir ve elbette acı da çekmişsinizdir. Sevmenin ne kadar tehlikeli ve acı verici olduğunu, kalbinizin tam ortasına inen yumruğu ve boğazınızdaki düğümleri asla unutmamışsınızdır. Size 2 yıllık bir serüvenimi anlatıcam. Ben ağlayarak anlatcam belki ama siz umarım tebessümle okursunuz.


İz bırakanlar unutulmaz!


En çok üzüldüğüm şey ne biliyo musunuz? Bir kere de olsa şöyle sarılamadım ona. Kokusunu duyamadım. Kulağına 'Seni seviyom lan' diyemedim.


Ağustos ayı. Onlarca okuldan sonra o sene de yeni bir okula başlama heyecanı var içimde. Allahım bu sefer iyi bir başlangıç yapayım diyorum kendi kendime. Okul değiştirmekten çok sıkıldım çünkü. bir arkadaşım vardı hem akrabamdı hemde yakındık. Onların okuluna kaydolmuştum.


Bana sevgilisinin yakın bir arkadaşını düşünüyordu ikiniz olun birlikte takılırız felan diye. Arkadaşımın sevgilisi bu oğlanla konuşmuş, benden bahsetmiş bir konuşun diye. Her neyse bana mesaj attı. Aralıklı olarak okullar açılana kadar konuştuk. Sporla çok ilgileniyordu, basketbolcuydu, kısa sürede sporla fit bir vücuda sahip olmuştu.


Hırslı, yeşil gözlü(bazen yeşil,bazen mavi), baya bir uzun boylu bir çocuktu. İlk gördüğümde hiç haz etmemiştim, arkadaşıma kızıp bu muydu yani diye söylenmiştim. Ama çocukta inanılmaz bir şey vardı, konuşmak ve daha çok konuşmak istiyordum. Ne yaparsa onu yapıyordum. Onun gibi diyetler yapıp zayıflıyordum, basketbola merakından dolayı bende voleybolu bırakıp basket oynamaya başlamıştım vs. Git gide bağlanmıştım.


Her teneffüs birlikteydik, birlikte kahve içerdik, latteyi çok severdik, öyle yanaklarımı sıkardı bebek gibi derdi, aralık ayında ben üşümekten titrerken balici diye elimi tutup artık üşümeyeceksin demişti.


İz Bırakanlar Unutulmaz


Bizim bir yerimiz vardı. Güneş düşüyordu. Bana baktıkça gözlerinin o harika tonuna daha çok hayranlık duyuyordum. Yakışıklı değildi ama havasıyla, umursamaz tavrı ve egosu onu çok cazip gösteriyordu. 'Seneye yine burada birlikte olur muyuz ki?' dedi. 'Oluruz, bilmem ki' dedim gülerek.


Bundan sonra ve önceleri hep bir umursamaz tavrıyla, yalanlarıyla, hayatında geri planlarda oluşumla geçti. Belki benden hoşlanıyordu ama sevmiyordu. İlgisizdi, bu hep böyleydi ; dengesizdi ama dengesizliği istikrarlıydı yani. Canım acıyordu. Sürekli hastaneye gidiyor hastayım diye sızlanıyordu. Kilo verdiği için hastalanmış sanırım tam anlatmıyordu hiçbir şeyi.


Bunun sınıfından da bir kız arkadaşı vardı. Egosu, kocaman gözlüğü ve marka kıyafetleriyle dikkat çeken komik bir kızdı, yani öyleymiş diye duydum. Kardeşim derdi hep ona, zaten kızlarla arası öyle çok iyi değildir o yüzden sorun olmazdı hiç. Her neyse işte ben dayanamadım bu ilgisiz tavrına ve ayrıldım. Neden diye bile sormadı ve öylece bitti her şey.


İz Bırakanlar Unutulmaz


Kimseyle konuşmadım. Kimseyle bir yakınlığım olmadı. Onu seviyor ama onunla olmak istemiyordum. Mayısa kadar dayandım ama sonra konuşmak istedim tekrar. O kadar iyi davrandı ki tekrar birlikte olduk ama iki gün sonra bir daha görüşmeyelim diye mesaj attı. Benimle buluşmak isteyip beni defalarca ekti. Canım öyle acıyordu ki.


Nefret ediyordum ama yine de sevgim vardı içimde. Gizliden arayıp konuşuyordum onla kendi sesimle, çoğu zaman tatilde olduğu için sarhoş oluyordu öyle güzel konuşuyordu ki. Yazın karar aldım, pes etmeyip onu sevdircektim kendime. Spor yaptım, kendime bakım yaptım, bakan bir daha bakıyordu ne oldu sana diye. Resmen evrim geçirdim. Onun için değiştim her yönden.


Doğum gününde mesaj attım, konuşabilmek için o sadece sağol dedi. Kaçıyordu ama sürekli de bana bakıyordu. Neyse bir gün yürürken onu gördüm yine ve yanındaki de kim? O egolu, kocaman gözlüklü ve marka giyinen o kız! Kardeşim dediği kız. Günlerce gözyaşı döktüm. Ama belli etmedim.


Sıkıldınız mı?


Klasik ergen aşkı dinliyorum diyosunuz belki de.. Öyle değil. Lütfen devam edin.


Yaklaşık 2-3 ay sonra benimle tekrar buluşmak istediğini söyledi bir arkadaşıyla gönderdi bana haberi. Nasıl seviniyorum ama içimde bir nefret sevgi her şey karışmış. 2 yıl olmuş ama hala kalbim ilk günkü gibi atıyordu. Haber gönderdiği arkadaşı benimde yakın bir erkek arkadaşımdı ona hep nasıl sevdiğimden, gözlerinin yeşilinden bahsediyordum.


Arkadaşım da 2 yılın ardından artık yeter deyip bizi buluşturmak istedi. Neden o kadar bekledin dedim ona. Hiçbir şey bilmiyosun o iyi değil dedi. Anlamamıştım ancak fazla da önemsemedim ne dediğini. O gün geldi. Onu benden çekip gittiği o basket sahasının orda bekledim. Gözlerini kısa kısa yemyeşil gözleriyle gülümseyerek selam nasılsın dedi. Güzel şeylerden konuştuk.



"Gozlerimden bahsediyormuşsun, yalnız benim gözlerim ela , yeşil değil"



dedi. Sonra dost olmak istediğini, benle kötü olmak istemediğini, benimle vakit geçirmek istediğini söyledi. Ben ona sarılarak ağlamayı düşünürken o bana bunları dedi. Tamam deyip geçiştirdim. Sonra işi çıktı gitti bende arkasından adımlarını sayarak hıçkırırarak ağlamaya başladım.


Nefret, nefret, nefret..


Hep deli gibi aşıktım hemde nefret ediyordum ondan. Nasıl oluyordu bu?


Canım çıka çıka nefret dolu , bir daha karşıma çıkma diye mesajlar attım ve bitirdim tüm ilişkiyi. Artık dusunmemeye başladım.


İz Bırakanlar Unutulmaz


Yeni biri girdi hayatıma. Ona bir şans verdim. Kalbimi açtım. Onu sevmeye başladım, her ne kadar yeni birini sevsem de iz bırakanlar unutulmaz değil mi?


Hayatıma giren bu kişiyle tüm ilklerimi yaşadım. Onunla içip dertlerimi paylaştım, güven duyarak ona elimi verdim, öptüm ve hiç tatmadığım bir duygu; kocaman sarıldım! Sevildiğini bildikce insan güçleniyormuş güçlendim ve silmeye çalıştım geçmişi en azından silemesem de hatiırlamamayi tercih ettim.


Bir zaman sonra bir haber geldi ki.. O.. İz bırakan, yeşil pardon ela gözlü artık yoktu. Ölmüştü. Her şeyi çözmüştüm. Her şeyi anlıyordum. Bana söylediği yalanları, gelip de anlamsız gidişleri ve arkadaşlarına benden bahsedip beni ne kadar da çok sevdiğini..


Hayat öyle bir şey ki ne olduğunu anlayamadan yeni bir şeyler yaşıyorsun. Hep üzerine yeni bişeyler ekleniyor. Seviyorsanız dibine kadar sevin, aciıyorsa içiniz dibine kadar hissedin bu acıyı. Nefret edin, yüzüne bakınca gıcık olun ama yine de çok sevin. Hayatta ölüm dışında her şeye çözüm var. Keşke nefret edebilsem, keşke burada olsa da benim olmasa yine canım öyle yansa nefretle, kinle.. Benim artık canım yok. Kalbimde kocaman bir ağrı ve pişmanlık var.. Tarif edilmez..


Acaba öbür dünyada da terkeder mi beni ? Ne dersiniz ?

İz Bırakanlar Unutulmaz
Cevapla