Adam ve Kadının Hikayesi -10-


Adam ve Kadının Hikayesi -10-




Cama vuran yağmur sesi adamı uyandırmıştı, gözlerini hafifçe araladı önce salonda olduğunu fark etmişti ancak kendisi hiç perdeleri açık bırakmazdı. Elini alnına götürdü ve bir mendile denk geldi daha önce görmediği bir mendildi bu.


Sonrasında sağ elinde bir sıcaklık başka bir el hissetti hafifçe oraya döndüğünde gözlerine inanamadı o masumane bakışlı sürekli bayılan kız yanındaydı ve onun elini tutuyordu. Acaba bu bir rüyamıydı. Diğer eliyle kulağını çekti acıdığını hissedince gerçek olduğunu anlamıştı.


Yine gözleri kapalıydı ve çok masum uyuyordu kadın, ancak onun evinde ne işi vardı? olanları hatırlamaya çalıştı en son salona geldiğini hatırlıyordu ve başının dolandığını sonrası boşluktu sanırım bayılmıştı ve amca onu buraya taşısa bile bu kadının burada ne işi vardı. Ancak kadının masum yüzünü yeniden görmek onu çok mutlu etmişti.



Kapının anahtarının döndüğünü duyduğunda hemen gözlerini kapadı, sanki yaramazlık yapmış bir küçük çocuklar gibi uyuyor numarası yaptı ve çok heyecanlanmıştı..



Kapıyı açan amcaydı sabaha kadar genç kadını burada bıraktığı için içi hiç rahat etmediğinden sabah erkenden gelmişti kapıyı açtı içeriye girdi


‘Hanım kızım ben geldim‘


Bu ses uyanan kadın elini birden adamın elinden çekti ayağa kalktı.


‘Geldiniz mi amca bende sizi bekliyordun o halde artık yukarıya çıkabilirim akşam biraz ateşlenmişti sirkeli su yaptım sanırım şu anda durumu iyi.’


Amca ‘Çok teşekkür ederim kızım sayende bütün gece içim rahattı.’


Kadın ‘Ben teşekkür ederim amca böylece ona olan borcumu ödemiş oldum geçmiş olsun dileklerimi iletin lütfen çorbayı ısıtıp içebilir’ dedikten sonra masada bulunan kitabini alıp oradan ayrıldı.


Dışarıya çıktığında yüzünde gülümseme vardı. Tıpkı annesinin yanında olduğu günlerdeki gibi huzurlu uyumuştu beli biraz ağrıyordu ama olsun ve nihayet kendisini ikidir beladan kurtaran adamı görme şansını elde etmişti. Kirli sakalları ile ne tatlı adamdı en nihayetinde erkek de olsa yinede asil bir duruşu vardı. Gülümseyerek merdivenleri tırmandı.


Eve girdi üzerini değiştirip kendisini yatağına bıraktı biraz uyumak ona iyi gelecekti.. Adamin yazdığı şiirdeki son mısralar yine aklına geldi.

Adam ve Kadının Hikayesi -10-



Bir andır sadece hayat,


Onu yakaladığında bırakmayacaksın.



Sahiden anı yakalamak kendisi için mümkün olabilir miydi? O anın geldiğini nasıl anlayacaktı, hiçbir fikri yoktu. Adamın duygusallığından çok etkilenmişti. Gözleri yavaşça kapandı uykuya teslim olmuştu.


Adam kadının gitmesinden sonra biraz daha bekledi sonrasında yeteri kadar beklediğine kanaat getirip gözlerini açtı.


‘Amca sen mi buradaydın ne oldu bana’


Amca bu sözler üzerine gülümseyerek adama baktı ‘Aslında bütün gece yanında ikidir her başına bir iş geldiğinde yanında olduğun hanım kızım vardı’


Adam bu sözler üzerine bir süre sesini çıkarmadı. Yani sabaha kadar başında o beklemişti demek. Ama neden sadece ona yardım ettiğim için sabaha kadar başında beklemesini tuhaf buldu ancak rüyasında uzun zaman sonra annesini görmesini kadına borçluydu. Bu durum onu gülümsetti.


Yaşlı amca onun bu haline gülümseyerek baktı bir süre ‘Evladım sanıyorum iyisin, hanım kızım dün çorba getirmişti onu ısıtıp yemelisin. Ve sonra meyvelerden de ye portakalın suyunu da sıkabilirsin sana greyfurt getirdim ayrıca ihmal etme. Ben gidiyorum artık bugün Pazar ve yengenle bu güzel havayı değerlendirmeyelim deyip evden ayrıldı.


Adam yavaşça yerinden kalktı. Evin içinde hissedilen kadın parfümü kokusu burnuna gelmişti. Lavanta kokusuydu bu tıpkı annesinin kokusu bu koku adamı sanki yedi yıl geriye götürmüştü, gülümseyerek mutfağa girdi. çorba kasesini görünce çok şaşırdı. Tıpkı annesinin yaptığı sebzeli mercimek çorbasına ne kadar benziyordu. Kasenin içindeki çorbayı küçük bir tencereye döktü ve ısıttı sonra kasesine tekrar boşalttı.



Adam ve Kadının Hikayesi -10-




Yemek masasına oturdu ve çorbayı içmeye başladı yedi yıldır yediği en lezzetli çorbaydı bu ekmeğini banarak yedi. Uzun zamandır böyle karnı doymamıştı adam , Amcasının getirdiği meyve torbasından elma kivi portakal ve havuç aldı soydu bir tabağa güzelce dizdi sonra tabağı eline alıp salona gitti çalışma masasına oturdu..


Şiir yazdığı defterin yerinin değiştiğini fark etti son sayfayı açtığında kendisine ait olmayan şiiri fark etti kadının yazdığı şiiri okudu çok hoşuna gitmişti. Bütün mutluluğunu alan adamı düşündü ancak fazla düşünmeye gerekte yoktu o kötü kalpli gücü sadece kadınlara yeten adam olduğunu anlamıştı.



Anların anlamını yitirmek diye düşündü. Sahiden o anı ararken elindeki diğer güzel anları kaybetmek oldukça acı olmalıydı kadın için üzülmüştü adam her insanın mutlu olmaya hakkı vardı..



Kalemini eline aldı ve şu dizeleri yazdı.


Mutluluk bir kuş gibidir..


Onu bulunca elinden kaçırmamak için çabalıyor olsan da


Bazen elinden gidebilir.


Ama mutluluğu defalarca yakalamak mümkündür..


Geçmişi hatırlatan bir müzikte mesela


Veya yediğiniz bir çorbanın tadında bulursun mutluluğu


Bir koku seni alıp mutlu olduğun günlere götürebilir


Bazen tuttuğun bir el seni mutlu eder


Sana bakan iki masum göz seni mutlu edebilir


Mutlu olmak istedikten sonra iste..


Birileri inatla buna engel olsa bile..


Mutlu olabilir. yeter ki istesin..


Hayata küsmesin, karalar bağlamasın


Kendini kapatmasın yeter.


Mutluluk bir virüs gibidir..


Seni muhakkak bulur..



Bu güne kadar mutlu olamama sebebi kendisini hayata kapatması olduğunu biliyordu. O kadının mutlu olmasın istiyorken aslında, kendini de mutlu etmeye çabalıyordu sanki. Ama mutlu birisini görmek diğer insani mutlu ederdi muhakkak. Belki de onunla mutlu olmak istiyordu. Korkuları olsa da kadının duruşu ve masumiyeti onu derinden etkilemişti.


Annesinin hüzün koltuğuna oturdu ve gözlerini kapadi. Gözlerinin önüne kadının uzun kahverengi saçları gözüne geldi biçimli burnu bir çileği andıran dudakları ve masumane bakan o siyah gözleri şiir gibiydi kadın, uğruna binlerce şiir yazılacak kadar güzeldi.



Sen rüya gibisin ve ben seni görmek için, bir ömür uyumaya razıyım diye fısıldadı.



Sonra birden gözlerini açtı adam. Ne zaman bir kadına yaklaşmaya karar verse geçmişinde yaşadığı en büyük onur kırıklığı yaşadığı o gün aklına geliyordu. Kendisine kahkahalar ile gülen o kızın yüzü ve sonra yaşadıkları o an aklına gelince içini bir korku geldi ve sözleri hatirladi.



‘Neyine güvenip bana teklif ettin geri zekalı



Odada kalkıp öfke ile dolaşmaya başladı.. Bir yanda kadının masum yüzü diğer yanda en büyük kabusunun sözleri sahi ben neye benziyorum diye aynaya baktı. Aslında hep kendi tipiyle dalga geçmişti adam ve yine dalgasını geçti..

Adam ve Kadının Hikayesi -10-




‘Tipe bak çay demle ‘



Pencerenin önüne geldiğinde havanın karardığını fark edince çok şaşırmıştı. Kadın ondaki zaman kavramını almış olabilir miydi? Veya hastalığın onu aşırı derece dalgın yapmış olabilirdi. Tabakta kalan son elma dilimini yedi. Bu sırada kapının zili çaldı. Adam aslında kimseyi beklemiyordu bu saate ona kim gelmiş kapıya doğru yöneldi ve delikten baktı.



Gördüklerine oda şaşırmıştı ..



O masum bakışlı kadın kapıda elinde bir kase çorba ile bekliyordu. Şimdi bunun nasıl bir açıklaması olabilirdi. Acaba çorba çok olduğu için mi getirmişti. Yoksa çorbayı bahane edip onumu görmek istemişti. Yoksa hala ona karşı bir minnet duygusu içinde miydi.?


Bu düşünceler içindeydi ki kapının zili bir kez daha çaldı. Adam ne yapacağını bilmiyor haldeydi. Ancak bu kez kapıyı açması gerektiğini düşündü. Elini yavaşça kapının koluna götürdü ve kapıyı açtı.



Devam Edecek


Diger Bölümler


Adam ve Kadının Hikayesi -9-


Diger bölümler dokuzuncu bölümün linkinden ulaşılabilir durumda.





Adam ve Kadının Hikayesi -10-
Cevapla