
Sürekli öksürük ve burun tınaklıgı adamın bütün gece uykusunu berbat etmişti. Bu mevsim geçişlerinde hep soğuk algınlığına yakalanırdı. Günesin büyüsüne kapılıp sabahın erken vakitlerinde bir süredir dag tepe dolaşınca sonunda kaçınılmaz son onu bulmuştu. Kımıldayacak hali olmadigi gibi kemikleri agriyordu.
Yataktan kalkmaya çalıştı ama kalkamadı. En son böyle hasta olduğu vakit annesi üçgün başında oturmuştu ama şimdi yanlızdı. Telefona uzandı evin anahtarı ayrıca birde köse başındaki manavda bulunuyordu zorla almıştı ne olur ne olmaz evlat diyerek.. Numarasını cevirdi.
‘Amca ben çok hastayım kalkamıyorum yerimden soğuk algınlığı lütfen gelip yardım edebilirmisin?’
Dedikten sonra telefonunu kapattı. Son günlerde o kadar dengesiz yaşamıştı ki sürekli dolamış geceleri kabuslarla uyanmış terli terli soğuk suları içmişti ici yanıyordu. O bu yangının aslında hastalık olacağına ihtimal vermemişti bir süre sonra kapı açıldı yaşlı adam içeriye girmişti.
‘Ah evladım bu zamanki güneşe aldanılırmı doktora götürmemi istermisin?’
Adam ‘Hayir amca gerek yok bana her zaman yaptigin meyve suyundan yapar ve birde ilaç aldırırsan manavda çalışan çocuğa sorunum kalmaz’
Yaşlı adam bu sözler üzerine geldi elini adamın alnına koydu ‘Evet sanırım iyi birde çorba lazım sana yukarıdaki teyzeden rica ederim senin için yapar’ Ancak böyle olmaz gir bir sıcak duş al ben meyveleri bir saate kadar getiririm sen duşunu almış olursun sonra corbanı icer meyveleri yersen birkac güne toparlanırsın sözümü dinle lütfen dedikten sonra yanından ayrıldı.
Adamda bu sözler üzerine yavaşça ayağa kalktı aslında bütün gün yatmak dışında hiçbir şey yapmak istemiyor olsada büyük sözü dinlemek gerekti.

Kadının ayağı artık eskisi gibi sızlamıyordu. Bir haftadır derslerine giriyordu artık bugun yedinci sınıfları sınav yapıcaktı komposizyon konusu olarak ‘Kaybetmek’ kelimesini seçmişti. Sınıfa girdi tahtaya konusunu yazdı sonrada masasına oturdu.
Son günlerde olan biten onu oldukça yormuştu. Sonrasında gizemlerde vardı tabiki şu her seferinde her zor anında yanında biten sesi güzel genç adam acaba neye benziyordu…Kagıdı kalemi aldı ve tıpkı öğrenciler gibi oda yazmaya başladı,yazmak onun kafasını dağıtıyordu.
‘Kaybettiklerimiz.
Çocukken oyuncaklarımı kaybederdim sürekli. Dagınık bir çocuktum oyuncaklarımı bıraktığım yerleri hatırlamaz bulamayınca ortalığı velveye verip ağlardım.Canım annem ağlama sesimi duyduğunda gidip oyuncaklarımı koyduğum yerlerden bulur getirirdi. Çok mutlu ederdi bu beni ona sarılır yanağından öperdim. Çünkü her kaybettiğimde annem buluyordu oyuncaklarımı
Okula başladım sonra ve birinci sınıfta en çok silgimi kaybediyordum. Sürekli yere düşüp bir yerlere yuvarlanan silgiler arasam da bulamayışım ağlayarak eve gidişim anne silgimi kaybettim deyişim. En sonunda canım annem ortası delik silgiden bir kolye yaptı bana ve onu boynuma taktım dahada silgimi kaybetmedim hiç ,üçüncü sınıfta kalemlerim kaybolmaya başladı. Aslında kalemlerimin kaybolmadıgını sıra arkadaşım tarafından alındıgını fark ettigimde bu durumu annemle paylaştım. Annem gülümseyerek o zaman sana yedek bir kalem alalım cantanda dursun bu durumu kimseye söyleme benim tatlı kızım deyip yanaklarımı okşamıştı, sanırım sıra arkadaşımın durumlarının pekte iyi olmadıgını anlamıştı.

Kasvetli ve karın lapa lapa yagdıgı soğuk bir o kadarda acımasız bir kış gününde annemi kaybettim sonra. Babam annen cennete gitti kızım dediğinde bir daha ne zaman onu göreceğim diye sormak istedim çünkü kaybolan herşeyimi bulan annemin geri döneceği günü merak ediyordum. Babam sorumu sanki hissetmiş gibi o cennette hep bizi izleyecek deyip bana sarılmıştı sıkıca.
Çok sevdiğim aşık olduğum dünyanin en güçlü adamı babamı kaybettim sonra başka bir kadına.. Hayatına yeni birisi girmişti ve hayat yalnız yaşanmaz kızım demişti bana. Ancak o kadın bir türlü sevemedi beni sonra bir Pazar günü eski bir eşyayı sokağa atarlar gibi beni anneanneme götürdü babam sonrasında hafta sonları gelip birkaç saat beni görmeye başladı sonrasında sadece harçlığımı vermeye geldi para ile sevgisini göstermeye çalıştı.
Liseye başlamıştım artık genç bir kızdım aşkı arayan merak eden genç bir kız. Birisi ile tanıştım kara kaşlı kara gözlü yağız bir delikanlıydı. İlk kez ellerimden o tuttu ve ilk kez dudağımdan o öptü beni sonra fazlasını istedi izin vermeyince ben terk etti beni. Kalbimi kaybettim o delikanlı sayesinde..
Sonra üniversiteye başladım derslerim iyiydi hep duygusal olduğum için anneannem bana sen edebiyat öğretmeni olmalısın kızım derdi. Onun olmak isteyipde ve annemide başaramadığı o bölümü kazandım ve bir Pazar günü telefonum çaldı acı acı arayan teyzemdi ve ben hayattaki ikinci annemide o gün kaybettim.
Hırslıydım mesleğimi elime aldım öğretmen oldum. Karşıma bir adam çıktı babam gibi sefkat doluydu annem gibi sarılıyordu bana onsuz olamayacagimi düşünüyordum hayaller kuruyordum ona dair içinde hep onun olduğu. Sonra bir kafe kösesinde bana attığı tokat ve ettiği tehditle hayallerimi kaybettim ben..
Hep kaybettim: annemi, babamı,kalbimi,ikinci annemi ve hayallerimi bana kalan tek şey birgün herşeyin iyi olacağına dair umutlarım. Onu kaybetmeye niyetim yok, bir daha kaybetmeye tahammülüm yok.’
Okulun çalan zili kendi ic dünyasına girmiş kadını dünyaya döndürmeye yetmişti. Ögrenciler tek tek kâğıtları masasına bırakıp sınıfı terk ettikler. Kadın kâğıtları toparladı dikkatli bir şekilde çantasına yerleştirdikten sonra sınıftan ayrıldı. Hava bugun çok güzeldi aslında eskiden bu havalar onu mutlu ediyor olsada bu sıralar nedense hiçbirşey onu mutlu etmiyordu. Hızlı adımlarla evine doğru yürüdü biran önce güvenli tek sığınağına sığınmak dışında hiçbirşey yapmak istemiyordu.
Kapıyı açar açmaz koridorun lambası yanmıştı o kötü olaydan sonra kapıyı ve koridor lambalarini tamir etmişti apartman yöneticisi merdivenleri hızlıca tırmanıp bir an önce evine varmak istiyordu. Birden birinci katta bulunan gizemli adamın kapısı açılıverdi.
Kadın gayri ihtiyari kafasini cevirdi ancak evden kendisinede yardım etmiş olan manavı görünce şaşırmıştı. Adam kadını görünce gülümsedi.
‘Sanırım bu evden neden çıktığımı merak ediyorsun. Genç adam bana babasından emanet hastalandığında beni arar genelde ve bugun cok hasta olduğu için beni aradi. Üşütmüş bu havalara güvenip ince giysilerle dag tepe dolaşırsa olacağı budur. yukarı çıkıyorsun sanırım. Acaba ev sahibene söyler misin bir çorba yapabilir mi?.’
Kadın bu sözler üzerine gülümseyerek adama bakti. ‘Yaşlı teyzeyi yormayalım ben yaparım. Zaten kendisine bir teşekkür edemedim son olaydan sonra.. dedikten sonra hızla merdivenleri tırmandı.

Evin kapısını açtı, doğruca mutfağa yöneldi. Kirmizi mercimekleri ısladı ,patatesi havucu ve soğanı soymaya başladı, hızlıca işleri halletmesi gerekiyordu. Yüzünde bir gülümseme vardı, ikidir beladan kurtaran adamı görecek olmak onu mutlu etmişti nedense.
Yarım saatin sonunda çorba hazırdı. Güzelce onu kaseye döktü üzerine süsleme adına biraz zeytin yagı biber kuru nane ve birtakım baharatlardan oluşan sosuda gezdirdi .
Çorba hazırdı artık götürebilir ve şu gizemli adami görebilirdi.
Devam Edecek...
Diger Bölümler.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar