Merhaba,
Bu gece ele almak istediğim konu, engelli bireylerin de duyguları olduğu halde neden aşk hayatında geri planda kaldıklarını, aslında toplama bu kadar duyarlı görünüp de neden duyarsız olduğunu açıklamak istiyorum. Her ne kadar aşk engel değildir, sevmek ve sevgi engel değildir diyen bir toplumun. Aslında gerçek düşüncelerini her zaman gizlediği düşünceleri olduğunu ve engelli bir insan olarak bugün birazcık buna değinmek istedim.

Engellilerin Aşk Hayatı Neden Görünmez?
Ben bu durumu şöyle değerlendiriyorum kendim bizzat görerek engelli bir birey olup da Engelli bireylerin içinde yaşayan birisi olarak söylemeliyim ki, ülkemizde engellilerin aşk hayatı görünmez çünkü toplum hâlâ engelli bireyleri duyguları olan bir kadın ya da erkek olarak değil, sadece bakıma muhtaç ya da acınacak insanlar olarak görüyor. Aşk, flört, evlilik gibi konular onlara uygun değil gibi bir düşünce oluyor. Benim gördüğüm insanlarda ve kendim de Engelli olarak şunu söyleyebilirim ki asıl engel bedenlerde değil, zihinlerde. İnsanlar engelli biz Engelli bireylerin sevilmeye, arzulayan olmaya, ilişki yaşamaya hakkı olduğunu kabul etmek istemiyor. Bu yüzden aşk hayatımız yok sayılıyor, konuşulmuyor, görünmez kalıyor. Oysa engelli olmak, sevmeye ya da sevilmeye engel değil. Sadece toplum bu gerçeği görmek istemiyor.

Aşksız Bireyler Gibi Görülüyor.
Sanki sevmiyorlar, sevilmek istemezler ya da bir ilişkiye ihtiyaçları yokmuş gibi davranışıyla karşı karşıya kalıyoruz ve bu durum aslında bize acı vermiyor zaman içinde insanların gerçek yüzlerini ve gerçek düşünceleriyle karşı karşıya kalıyoruz ve bu çok yanlış bir bakış açısı. Engelli olmak, duygusuz olmak demek değil. Aşk herkes için bir ihtiyaç ama toplum engelli bizlerin bu ihtiyacını görmezden geliyor. Asıl sorun onların aşkı değil, insanların bakış açısı.

Ailelerin Aşırı Koruyucu Tavırlarının İlişkileri Engellemesi
İşte burada çok önemli bir noktaya değinmek istiyorum, her şeyde olduğu gibi aile burada da en etkin aktiflik gösteriyor. Ailelerin aşırı koruyucu tavırları, biz engellilerin ilişki yaşamasının önündeki en büyük engellerden biri. Üzülür başına bir şey gelir korkusuyla atılan her adım aslında bizlerin duygusal olarak büyümesini engelliyor ve bunu hiçbir zaman anlatmak mümkün değil.
Ama ne yazık ki iyi niyetle yapılan bu korumacılık zamanla kontrol etmeye dönüşüyor. İlişki kurma, hata yapma, deneyim kazanma hakkımızı elimizden alınıyor. Oysa aşk, biraz cesaret ister. Aileler engellemek yerine güvenmeyi öğrense, birçok şey daha sağlıklı ilerler.

Flört ve Sosyal Alanların Erişilebilir Olmaması
Flört etmek, sosyalleşmek ve yeni insanlarla tanışmak için alanlar şart ama bu alanların çoğu engelli bireyler için erişilebilir değil. Kafeler, etkinlikler, buluşma mekânları ya fiziksel olarak uygun değil ya da bakışlar yüzünden insan kendini rahat hissetmiyor. Benim gördüğüm sorun sadece rampanın olmaması değil; dışlanma hissi. İnsan kendini ait hissetmediği bir yerde flört etmeye de cesaret edemiyor. Sosyal alanlar erişilebilir olmadıkça, ilişkiler de doğal olarak başlamaz. Aynı zamanda sağlıklı bireylerin engelli bireylere aşk konusunda geri durduklarını da eklemeden geçmek istemiyorum.

Engelsiz insanların ilişki yaşamak istememesi
Sağlıklı insanların büyük bir kısmı, engelli bireylerle ilişki yaşamaya baştan kapalı. Bunun sebebi aşkın olmaması değil; önyargılar. Zor olur yük olur hayatım kısıtlanır gibi düşünceler daha tanımadan devreye giriyor. Sonra da toplum şimdi söylüyor, kalbi engelli olmasın hayat film replikleri gibi değil öyle söylemekle gerçek düşüncenizi saklamış olmuyorsunuz. Belli bir zaman sonra çeşitli bahanelerle istemediğinizi dile getiriyorsunuz.

Önyargılar Yüzünden Engellilerin Duygularının Yok Sayılması
Önyargılar yüzünden engelliler duyguları yok sayılıyor. Sanki sevmek, üzülmek, kıskanmak ya da aşık olmak sadece sağlıklı insanlara aitmiş gibi davranışıyla karşı karşıya kalınıyor. Benim gördüğüme göre insanlar engelli bireyleri birey olarak değil, bir durum olarak görüyor. Böyle olunca onların hisleri de ciddiye alınmıyor. Oysa duygu her insan için var. Engelli olmak, kalbin çalışmasına engel değil ama anlayan insan yok.

Toplumun kendine güvensiz Olması
Asıl sorun engellilerin cesaret edemeyen insan olması değil, toplumun cesaret edemeyen insan olması. İnsanlar farklı olana yaklaşmaya, tanımaya, emek vermeye korkuyor. Bu korku da engelli bireylerin yalnız kalmasına neden oluyor, günümüzde yaşanan ilişkilerin birçoğunun çıkar bir menfaat ilişkisi olduğunu düşündükten sonra çok da şaşırmamak gerekiyor.

Ben şöyle görüyorum; cesaret, konfor alanından çıkmayı gerektirir. Toplum bunu göze alamadığı için kolay olanı seçip görmezden geliyor. Sadece süslü laflar bundan öteye de gitmiyor..Oysa biraz cesaret, birçok yalnızlığı bitirebilir.

Kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Gerçekten biz engelliler mi aşksız, yoksa siz mi bizlerin aşkını görmezden geliyorsunuz?

Siz ne düşünüyorsunuz?
8 Ocak 2026 · Perşembe 00.41
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer 