Kadın, erkekler için tek bir amaçta çok işlevli, konforlu ve kullanışlı bir obje gibi görülüyor. Bir erkeğin eşini aldatmaması için kadının çok güzel ve çok seksi olması yeterli değil. Hatta eşine taparcasına aşık olması bile yetersiz.
Çünkü kadının rakibi bir başka kadın. Ve siz bu rakibinize karşı şunu söyleyemiyorsunuz: "Bir ona, bir de bana bak... ve neden bunu yaptığını açıkla bana!" Alacağınız cevap ise bildik bir yanıt: "Bu seninle alakalı bir mesele değil, tamamen benimle ilgili bir konu."
Sonra sorarsınız: "Benden kaynaklı olmayıp seninle ilgili olan bu sorun ne?" Ve yine tanıdık cevaplarla karşılaşırsınız: "Bu, o kadını sevmemden kaynaklanmıyor. Eğer seninle birlikteyken başka bir kadını sevmiş olsaydım, hiç düşünmeden seni bırakır ve sevdiğim kadınla birlikte olurdum. Bu durum seni sevmediğimden de kaynaklanmıyor. Ama senin bunu bir kadın olarak anlaman mümkün değil. Bu, içgüdüsel bir şey."
Sana şöyle anlatayım: Beni bir avcı hayvan olarak düşün. Aç kaldığımda avımı bulur, üzerine atlar ve karnımı doyuracak kadar yerim. Ama bazen karnım tok olsa bile bir avın cazibesi beni kendine çeker. Sürüden ayrılmış, savunmasız bir canlı gördüğümde içimdeki avcı içgüdüsü harekete geçer. Ve her av değil, sadece peşinden fazla koşmadan yakalayabileceğim, fazla enerji harcamadan ele geçirebileceğim av, içimdeki avcı ruhunu tetikler.
Ancak avlandıktan sonra içimdeki bu dürtü yatışınca yaptığım şeyden pişmanlık da duyarım. Ama bu, geri dönüşü olmayan bir pişmanlıktır. Çünkü avlanma meselesi artık bitmiştir. Ta ki o an karşıma doğanın en büyük ve en güçlü avı çıkana kadar... O an içimdeki avcı fısıldar: "Ne düşünüyorsun, sence onu avlayabilir misin?" Oysa karnım tok ama içimdeki avcı doymak bilmiyor.
Bu durumun senin güzel ya da çirkin, sevilen ya da sevilmeyen bir kadın olmanla ilgisi yok. Bu, seninle ilgili bir mesele değil, benimle ilgili bir mesele. İçgüdüm için illa aç olmam gerekmiyor. Bazen sadece oyun oynar gibi küçük avlarla uğraşırım. Hatta bu sırada daha büyük avlar için deneyim kazandığım bile olur.
Ama biliyorum ki bir gün gelecek... Etrafım avlarla dolsa da artık peşlerinden koşamayacak kadar yorgun düşeceğim. Kendimi güçsüz hissedeceğim bir zaman gelecek ve avlar burnumun dibinde bile olsa, bu artık umurumda olmayacak.
Avcı içgüdüsü tamamen benim nasıl hissettiğim ve elimdeki imkanlarla beslenip hayatta kalmamla ilgili. Bu, tamamen imkan meselesi. Sevgiyle ya da sevmemekle ilgisi yok.

Aldatan Erkek Yok, Aldatılan Kadın Var Sadece
Marilyn Monroe'ya atfedilen sözler, kadın-erkek ilişkileri üzerine düşündürücü çıkarımlar yapmamıza sebep oluyor. O, güzelliği ve cazibesiyle erkeklerin hayranlığını kazanmış, ama aynı zamanda defalarca ihanete uğramış bir kadın olarak deneyimlerini çok net bir şekilde ortaya koymuş. "Gerçek şu ki, herkes sana zarar verecek. Sadece uğruna acı çekmeye değer olanları bulmalısın," derken aslında bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Hayatta kimin acıtmaya değer olduğunu biz seçeriz, ama acıyı engelleyemeyiz.
Yıllar boyunca girdiğim tüm konuşmalarda, aldatmanın tek taraflı bir olay olmadığını, bunun sadece bir 'aldatma' değil, 'aldatılma' meselesi olduğunu fark ettim. Aldatan erkeklerin büyük bir çoğunluğu, ihanetlerinin bir başka kadınla olan bağlarından değil, kendi içgüdülerinden kaynaklandığını dile getiriyor. Peki ya aldatan erkek gerçekten "aldatan" mı, yoksa ihanet sadece aldatılan kadının üzerine mi yükleniyor?
Bir erkeğin eşine taparcasına bağlı olması, onun saçıklığını garanti altına almıyor. Bir kadın güzel, çekici, zeki, hatta eşine karşı fedakarlıklarla dolu bir aşk besliyor olabilir. Ama bu bile erkeğin sadakatini sağlamaya yetmiyor. Çünkü burada sadakatten ziyade, erkeğin içinde barındırdığı "avcı" içgüdüsü devreye giriyor.
Erkeklerin ihaneti, bir bağlılık sorunu değil; tamamen içgüdülerinin bir sonucu. Tıpkı doğada avlanmayı bırakamayan bir yırtıcı gibi, bir erkek de bazen sadece avlanma ihtiyacı hissettiği için ihanet eder. Bu, o anın getirdiği bir arzudur; karnını doyurmak için değil, sadece avlanmanın kendisi için yapılan bir eylem. Öyle ki, bazen avladığıyla yetinmez, hatta gerçekte ihtiyacı bile yoktur. Ama yine de bu içindeki avcı ruhunu susturmaya yetmez.
Sadakat, bir bağımlılık veya duygu bağı meselesi olarak görülse de, aslında bundan çok daha karmaşık bir durumdur. Erkekler ihanet ettiklerinde, bunu eşlerini sevmedikleri için yapmazlar. İhanet, bağlanma eksikliğiyle ilgili değildir; aksine, tamamen içgüdüseldir. Doğanın bir parçası, erkekliğin tanımı içinde gizli olan bir gerçekliktir. Bunu itiraf eden pek çok erkek, "Bu seninle alakalı bir mesele değil," der. "Bu tamamen benimle alakalı. Sen ne kadar güzel, çekici, sevgi dolu olursan ol, bu durumun benim davranışlarımla bir ilgisi yok."
Eğer mesele sadakatten öte, erkeklerin sahip oldukları içgüdülerle yaşamasıysa, o zaman ihanetin faturası neden hep kadına kesilir? Neden "aldatılan" taraf kadın olurken, "aldatan" tarafın bahanesi her zaman kabul görür? Belki de büyük yanılgı burada yatıyor: Toplum, erkeğin doğasının bu olduğuna ikna olmuş durumda. "Erkek böyledir," denildiğinde, ihanetin sorumluluğunun erkekte değil, aldatılan kadında olduğu söyleniyor. İşte asıl mesele burada başlıyor: "Aldatan erkek yok, aldatılan kadın var sadece."

Kadın, ihanetin sorumlusu değildir. Bir erkeğin sadık olup olmaması, kadının davranışlarından bağımsız bir durumdur. Bunu kabullenmek, kadının kendisini sorgulamasının önünü kesecektir. Çünkü aldatılan kadınlar genellikle kendilerini sormaktan yorulurlar: "Ben nerede hata yaptım?" Oysaki gerçek şudur: Hata, senin değil. Hata, toplumsal olarak kabullenilen bu yanılgıdır.
Ve belki de bu yanılgıyı ortadan kaldırmanın ilk adımı, kadının kendini sorgulamaktan vazgeçmesidir. Sadakatsizlik, bir seçimdir. İçgüdüleri bahaneye dönüştürmek, erkeğe bahane sunmaktan başka bir şey değildir. Belki de tek gerçek budur: Aldatan erkek yok, sadece aldatılan kadın var...
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer