Duygularımı biliyordu; ama karşılıksız bir aşktı.
Böyle olmasına rağmen, yüzüne söylemek istiyordum dünyanın bu en anlamlı cümlesini, bir gün geriye bakıp keşke dememek için. O zamana dek ömrüm boyunca sadece 2 kere açmış olan bu nadide çiçeği, bu kez üçüncüsünde, solmadan, zamanın yakıcı sıcağında kavrulup kurumadan sahibine vermek istiyordum. Gözlerimin sessiz terennümleri yetmiyordu, sesim kulaklarından geçip beynine işlesin istiyordum. Onu kaybetmiştim çoktan, artık kaybedecek başka birşeyim yoktu... Benim için, göğsümden alıp çıkarıp yüreğimi vermekten farkı olmayan bu iki kelimeyi ona söyledim, hayatımda ilk defa...
"İlk kez seni seviyorum deyişim nasıl olmalı ya da olacak?..." hayali ara sıra aklıma gelirdi hep hayatımın çeşitli evrelerinde... Kısa mesafeden gözbebeklerine derinden bir bakış, sessizlik, Bruce Willis gülümsemesi, Rutkay Aziz ses tonu...
"- Seni..."
Karşıdakinin yüz ifadesini ve gözlerini bir daha hafızadan silmemek üzere fotoğraflamak için kısa bir duraksama...
"- Seviyorum..."
Kaybedenler klübünün sadık bir üyesine yakışır şekilde başımı öne eğdim, adını söyledim...
Böyle olmadı. O an hiçbir plan kâr etmiyormuş sevgili okurlar. Aramızdaki mesafe lüzumundan çok uzundu bir kere, birkaç adımdı. Sınıfta yalnızdık, onun benim olamayacağını tescilleyen bir konuşmanın sonunu getirmiştik. Sınıfın kapısından çıkmak üzereydi... Artık ya şimdi, ya hiçti, zaman yoktu, başka bir şans daha yoktu evrenin uzay-zaman düzleminin hiçbir köşesinde... Kaybedenler klübünün sadık bir üyesine yakışır şekilde başımı öne eğdim, adını söyledim... Kapının önünde durdu... Bekledim... Bir bağlaç, edat, sıfat, yan cümle, sözü bağlamama yardım edebilecek, söylenebilecek başka bir şey aradım bir an sanki; ama kafamın içinde o iki kelimeden başka hiçbirşey yoktu.
Biraz daha beklersem kapıdan çıkıp gidecekti sanki. Panikledim. Birden yüzümü yerden kaldırdım ve yüzüne baktım; gözlerim mi kararıyordu ne, o yüzden gözlerine belli belirsiz bakabildim belki de. Dudaklarım titriyordu, az kalsın ağlayacaktım, enteresan ama bir o kadar da pür, sâfî, kirlenmemiş bir durum. Bütün bu uzun uzun anlattığım zincirleme reaksiyon 2-3 saniye içinde gerçekleşti. Ve dudaklarımın da zaptedilmez titremesi sağolsun, ağzımdan tek nefeste şu kelime çıktı:

Ya da bana öyle geldi.
"Epic fail" oldu yani sevgili okurlar. İki ayağım bir pabuca girince hep böyle olur zaten.
Kız ne yapsa beğenirsiniz?... Japon animelerindeki gibi, gözlerini yere devirip hafifçe öne eğilip "Arigato" der gibi,
"- Teşekkür ederim..." dedi.
Sonra da çıkıp gitti.
Sahte mi gerçek mi olduğunu ayırt edemediğim bu saygı gösterisinin karşısında, ne kızabildim, ne üzülebildim, ne de sevinebildim.
O an sadece takdir ettim.
İki tarafın da yapacağı birşey olmayınca böyle oluyormuş demek...
Ne kadar istesen bile, sana aradan çekilmek, o nadide çiçeği zamanın yakıcı sıcağında kavrulup kurumaya bırakmak düşüyormuş...
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar