Adını Sen Koy...

03.01.2007 ne güzel bir gündü masal gibi... Yepyeni bir yolculuğa çıkıyordum, heyecan aylar öncesinden sarmıştı içimi, o ilk an düşünülmüş, sevgiliyle konuşma denemeleri yapılmış, bavullar bir gün önceden toplanmış, içine etiketi koparılmamış hayaller konulmuş…

Yaşanacak o kadar çok şeyim vardı ki o gün, daha önceden biriktirdiğim tamamlanmamış daha söylenmemiş kelimelerim, onları da hemen koydum hayallerimin yanına artık yolculuk vakti gelmişti... O gün Aşti’nin kasvetli kokusu sarmıştı bedenimi yüklendim bavulumu, yolcu yolunda gerek hadi dedim, tahmin edemeden sonunu, bu cümleden bu kadar nefret edeceğimi bilemeden, bitti denen yerden başladığımı anlayamadan.

Ne bilirdim ki, kimisi her sonun bir başlangıcı vardır diye başlar, geride kalanları bırakıp yolculuğuna, kimide her başlangıç bir sondur diyerek, ürkek bir gerçekçilikle. Sen benim sadece başlangıcımdın sonumun başlangıcı…

Yüreğine yolculuğumda başlamıştı artık, dağları tepeleri aşıyordum, feraha çıkıyordu yüreğim. Sana yaklaşıyordum ya zaman geçmek bilmiyordu.Seni düşünerek eritiyordum saatleri, indiğimde sanki o kadar yolu yürüyerek gelmişçesine ayaklarım aşk kokuyordu. Oysaki benim koklamak istediğim, daha önce hiç tatmadığım kokundu

aşk hikayesi
Ne güzel de karşılamıştın beni, gözlerimi kırpmadan konuk olmuştum davetkarlığına. Öyle beklemiştik ki birbirimizi mesafe bırakışımızda bile karşı koyamadığımız bir sıcaklık vardı. Gözlerin hep beni çağırıyordu çok cesur değildin ama aşıktın, sağlam örülmüş duvarların hayallerin kadar kırıklıkların, olgunluğun kadar çocukluğun vardı, yinede yüreğinin kapıları açıktı bana ardına kadar kahramanını istiyordun…

Her zaman her şeyi bilmek iyi değildir derler ya sana o ilk sarılışım mesela. Benim sende ana kucağını hissettiğim, senin de bende baba ocağını tattığın… Seni bırakmak gelmemişti içimden, o an doya doya sarılmıştım sana, son olmadığını biliyordum ama yinede bırakamıyordum.
Son sarılışımda da bunun son olduğunu bildiğim gibi…

Hatırlıyor musun nasıl tutunmuştuk birbirimize çok sevmiştim ikimizi, ilk o zaman almıştım seni sağıma hep solumda kalacağını bilemeden… Şuursuzca koşuşturuyorduk sağa sola, kalbimizle görüyor, kalbimizle duyuyor, kalbimizle seviyorduk. Yorulunca üzerinde banka reklamı olmayan banklara oturuyorduk. Gelecek kaygılarımız yoktu ki, senin sonraları utanarak söylediğin gibi biz çocuktuk o zamanlar. Hep öyle kalabilseydik ya, korkusuzca dokunabilseydik birbirimize, ikimizin de kazanamadığı oyunlar oynasaydık yine…

Tek tük resim çekinmiştik bu defa ölümsüzleştirmeye çalıştığımız bir anımız yoktu ki, bir kağıt parçası hatırlatmayacaktı bize kaybettiklerimizi zaten unutmayacaktık da…

Belki de en iyisini yapmışız yüzüm tutmuyor resimlerimize bakmaya, onların üstüne akıtamıyorum gözyaşlarımı. Odamdaki eşyalardan utanıyorum artık, yüz yüze gelemiyoruz hesaplaşmak ağır geliyor, zaman kavramı kaybolmuş hayat akıp gitmiş kavuşmaya beş kala verilen saatler durmuş…



Hiç kızamadım aslında sana hala da kızamıyorum seni anlamak çok zor değil çünkü, sen çelişkilerinin seni sürüklediği tercihini yaşıyorsun, ben ise masal aleminde orada bırakıldım çünkü...



Ben masal alemindeyim, senin gerçeklerin kabullenmek istemiyor beni, var olsam da yok sayıyor bedenimi. O yüzden ben kendi gerçeklerimi seviyorum, benim gerçeklerim yanında olmayanı bile var edebiliyor yokluğunu kabullenmiyor.

Öyle gerçek sevmiştim ki, yanında olmayanı var bilmek çok kolay değildir inanmak gerekir bilir misin? İşte bu yüzden adınla başlamıştım her günüme her anıma, varlığını inkar edemeyişimin, başka kapıya gidemeyişimin sebepleri vardı.

Esirgeyenimsin bağışlayanımsın bilmiştim seni… Kıblemi bile şaşırmışım kaç rekat eğilmişim önünde kaç vakit sensizliğe dayanmışım, hep sağıma alırdım ya seni bakınmışım bilmeden, ne sağımda bulabilmişim seni ne solumda, yinede selamlaşmışım işte yokluğunla…

aşk hikayeleri
Seninde uyanık kalmak için anlattığın masallar vardı hatırlar mısın? Bir varmış bir yokmuş diye başlayan masalların… Seni dinlerken hep uyuya kalmışım. Bir var iken, birden yok olunca her şey, hayallerimden uyandırılmışım masallar mı yarım kaldı ben mi yarım kaldım bilemeden...

Çok üşümüşüm ölüm soğuğu vurmuş yüreğime, üzerim açık mı kalmış ne hep sağıma alırdım ya seni sağ yanım boş sol yanım tutuklu kalmış…

Öyle güzel başlamıştın ki aslında sonunu koyamadığın masalına abartılarından bir kahraman yaratmıştın kendine.

Bir gün beni abartmaktan vazgeçtin ve o gün kahramanını öldürdün. Cenazemde kimse saf tutmadı, feryat figan yakılmadı yanı başımda, yokluğumda dökülen gözyaşlarının bir damlası bile değmedi soğuk bedenime… Sessiz sedasız öldürdün beni…

Arafındaydım o gün sensizliğin, o yarattığın kahramanı yaşatmak istedim bu kez, varlığımı bedenimi tekrar kazanabilmek için dayandım kapına, beni yeniden abartman için yalvardım sana, ama masal bitmişti senin için.

Her şeyi en gerçek haliyle yaşayan ve hala hayatta olan sen, ölü bir bedenin feryatlarını artık duyamıyordun…

Cenazem bile kalkmadı benim biliyor musun? Bir tanıdık gelip tutmadı ucumdan, hayallerim, umutlarım, yarınlarım geldi yanı başımda saf tuttular. Pekte iyi bilmiyorlardı beni ama ben onları çok iyi biliyordum… Yarım kalan hiçbir şey olmasın istedim o an, masalımız yarım kaldı ya en çok ona üzüldüm. Belki her yarım kalan şey gibi üzdü belki de her tamamlanandan daha güzeldi… Dedim ya hiçbir şey yarım kalmasın benimde gözüm açık gitmesin artık.

Yaşadığım kadar şöyle oluyor bu masalın sonu

Kız oğlana aşık olur oğlan kıza aşık ölür
An gelir doğmamış çocuklarının yanına yalnız gömülür…

Şimdi bir de isim gerek dimi bu masala isimleri hep sen verirdin, hani yaşanmamışlıkların hasretiyle ağlayan öksüz çocuklarına verdiğin gibi, yine yap sonunu ben koydum adını artık sen koy…
Adını Sen Koy...
Cevapla