18 yaşında şen şakrak tatlı bir kızım. Okula gidiyorum. Okuldan sonra günümün büyük bir kısmını kız arkadaşlarımla geçiriyorum ya ben onlarda ya onlar bende ya da biz bütün arkadaşlar bir yerlerdeyiz. Eve bir tek uyumak için uğradığım günler. Dert yok. Tasa yok. Allah'a emanet yaşadığım arkadaşlarım ve okulum haricinde hiçbir şeyi ciddiye almadığım günler. Ama böyle devam etmiyor işte. Bir gün geliyor çatıyor hayatın tepeden tırnağa değişiyor.
Gelelim o kısıma :)

Bir gün yine okula arabayla gitmek için babamı ikna etmekle başlıyor günüm.
Ne yapıp edip ikna ediyorum ne de olsa kıyamaz babam biricik prenses kızına.
Okula gidiyorum dersten sonra kızlarla acele ediyoruz arabayla gezeceğiz ya çünkü. Arabanın yanına gittiğimizde arabamızın arkasına park etmiş bir siyah araba görüyoruz. Arabanın içinden belli koyu fenerli birinin arabası. Ben tabii o zamanlar beşiktaşlı biri olarak yüzümü ekşitiyorum kimin arabası bu acaba okuldan birinin mi diye düşünüyorum. Neyse biniyoruz arabaya yola çıkıyoruz. Bir bakıyorum benzinim az hemen bir benzin istasyonuna uğruyoruz. Arabaya benzin doldurup birkaç içecek vs. almak için kasaya gidiyoruz kızlarla.
Gülerek birbirimizle dalga geçerek çıkıyoruz arabaya doğru yürüyoruz kafamı arabaya dönüyorum arabanın yanında yine o siyah araba...

İçinden iki erkek iniyor birini tanıyoruz zaten yan sınıfımızdan Ali. Diğerine gelince ben görür görmez olduğum yerde kalıyorum devam yürüyemiyorum öyle donup kalıyorum. Kızlar benim yürümediğimi fark edince ne oldu kız gelsene deyip çekiştiriyorlar kolumdan arabaya doğru.
Kendimi toparlamaya çalışarak arabaya doğru yürüyorum. Ali selam veriyor bize kızlarla konuşmaya başlıyor ben hiçbir şeyi algılayamıyorum o anda sanki orada değilmişim gibi. Onlar konuşurken arabanın kapısını açıp oturuyorum direksiyonun başına. Şokta olduğum için o gözlerin üzerimde olduğunu ve beni süzdüğünü fark edemiyorum tabii o anda.
Kızlar Ali'yle iki dakika daha konuşup biniyorlar arabaya. Ben hemen arabayı çalıştırıp gidiyorum oradan.
Kızlar tabii ki farkında ne oldu sana diyorlar ısrarla sıkıştırıyorlar beni ben oralı olmuyorum bir şey yok deyip geçiştiriyorum ben eve gideceğim diyorum iyi değilim diyorum..
Gerçekten iyi değilim çünkü kalbim dışarı çıkacakmış gibi atıyor midem bulanıyor.
Kızları bırakıp eve geliyorum.
Annemlere selam bile vermeden odama çekiliyorum. Bir üşüme titreme geliyor üzerime sanırsın hasta oldum, üşüttüm.
Yatağıma uzanıyorum gözlerimi kapatıyorum yüzü geliyor gözümün önüne gözleri geliyor, gülüşü geliyor...
O anda anlıyorum ben tutulmuşum. Öyle böyle değil.
İlk görüşte hem de. Ne saçma ve olağanüstü değil mi?

Aklıma geliyor hemen telefonumu alıyorum elime Facebooktan Ali'nin sayfasına bakacağım bulacağım onu. O zamanlar daha dürtme var Facebookta bilmiyorum hala var mı kullanmadığım için.
Biri beni dürtmüş bakıyorum kim diye aman Allahım O... Yine aynı his yine aynı kalp atışı... Hemen ben de onu dürtüyorum. Bu sefer yazıyor bana selam diyor nasılsın diyor sohbet etmeye başlıyoruz. Ve ben öğreniyorum ki o da aynı şekilde hissetmiş ve aynı şekilde bana tutulmuş.
Güzel bir aşkın ilk adımları atılıyor böylelikle.
Hayatım o günden sonra komple değişiyor ona odaklı yaşamaya başlıyorum...
Ve şimdi seneler sonra benim bir çocuğum var onun bir çocuğu var... Aynı çocuğun annesi babası mı olduk yoksa başka başka hayatlara mı nefes olduk orasını Allah biliyor ben anlatmayacağım daha fazlasını... :)

Bu benim hikayem mi... Yoksa ben benim hikayem diye mi yazdım orasını da Allah biliyor :) Keyifli okumalar. İlk görüşte aşka inanmayanlara gelsin.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar