İnsanları Aldatmak, Güldürmekten Çok Daha Kolaydır

Hiç kuşkusuz ki bizler için en önemli şey başka bir kadının var oluşu ve aldatılmak; belki bazen küçücük bir şüphe, bizi dipsiz bucaksız içine çeker ve ne yazık ki içimizde bir türlü yenemediğimiz bir karabasan olup çıkar.

İnsanları Aldatmak, Güldürmekten Çok Daha Kolaydır

Kalbimizin en özel yerinde titizlikle büyüttüğümüz aşkımızı görmemize engel olduğu, adını bir türlü kondurmak istemediğimiz çok acı bir gerçek ve tıpkı patlamaya hazır bir volkan misali, bu volkan içimizde patlarken tüm duygularımızı, tüm düşüncelerimizi ve tüm yaşam enerjimizi bir anda yerle bir eder.

Aldatılan kişi uzun bir süre ne yazık ki bir iç burkan eziklik yaşar. Aldatılmak o kadar çok acı vermiştir ki ruhunun derinliklerinde bir yerlerde bir şeyler lime lime olup gitmiştir.

İnsanları Aldatmak, Güldürmekten Çok Daha Kolaydır

Bu acı o kadar acı verir ki yüreğinizin bin bir parçaya bölünmesine sebep olur. Ve ne yazık ki bu aldatılış ömür boyu unutulmaz, ve bir şekilde her daim karşınıza çıkıverir acımasızca, fütursuzca. Bu olayda neden, niçin diye sorgulamadığınız, ama bir şekilde yaşamak zorunda kaldığınız o sessiz ve aldatılmışlığın verdiği soğukluğun içinizi ürperten tınılarını dinlersiniz. Aslında çevrenizde herkesin bu konudan bilgisi olduğunu, ama sizin gene de sevdiğiniz kişiye bunu konduramadığınız ve hep bir şekilde bunu duymaktan kaçtığınız bir bela olarak karşınıza gelir. Bu olay size bütün hayatınızın kahrolmasına, kendinize olan öz güveninizin sarsılmasına ve en önemlisi insanlara olan güven duygusunun ise bir anda sırnaşık yaprak sarmaşığı gibi ruhunuzu sarar.

Güzel olmanın, kültürlü ya da ne bilim alımlı olmanın, sevecen olmuş olmanızın o an için artık bir önemi kalmamıştır.

İnsanları Aldatmak, Güldürmekten Çok Daha Kolaydır

Her şeyi bir anda elinin tersi ile itiverip anlamsızlaştıran o aldatmanın ortaya çıkardığı çirkin yüzü görürsünüz. Sessiz ve sedasız içten içe büyüyen ve ortaya çıktığında bir buz dağı misali çarptığı gemiyi yok edercesine acımasız bir şekilde önünüze dikili verir. Aslına bakarsanız göründüğü kısmının yanı sıra çok görünmeyen kocaman bir kısmı ile tüm duygularınızı yerle bir eden şiddetli sarsıntının acı bilançosundan başka bir şey değildir. İlk bakıldığı anda bedenen sağlam kalsanız bile, ruhunuzu kaybedersiniz ve gün geçtikçe ruhen güçsüzleşirsiniz.

Affetmek demek; gönülden unutmanın aslında havada ve kelimelerde kaldığı ve bizim asla ama asla kabul edemediğimiz ya da kabul etmekten çekindiğimiz, sessiz feryatlarımızın sesidir.

İnsanları Aldatmak, Güldürmekten Çok Daha Kolaydır

Aslında biz buram buram sevgi kokan kalbimize indirilmiş olan büyük bir hançerin izlerini taşırız yıllar boyu. Sizi aslında anlaşılmazlığa sürükleyen, kalabalık içinde bile yapayalnız hissetmenize sebep olan, sadece bir kerelik değil her an, her dakika, her saniye hatırlıyor olmamız zehirli bir ok gibi içinizde sızı bırakıyor.

Aldatmayı hak etmediğimiz halde neden ben diyerek bununla yüzleşiyor olmanın verdiği huzursuzluk ve içimizin paramparça olmasının verdiği çaresizlik.

İnsanları Aldatmak, Güldürmekten Çok Daha Kolaydır

Gözümüzden akan göz yaşlarınızın anlamlı ya da anlamsız terk edemediği damlalar, eskiden gülen gözlerimiz, gülünce güller açan pembe yanaklarınız ve dudaklarınızdaki o masum dudak kıvrımlarınızın yitirdiğiniz andır o an. Ve ne yazık ki tatlı uykularımızın sizi çoktan terk edip yerine kabus dolu gecelere bırakmıştır bile. Her yeni gün ile birlikte kaybolan enerjiniz, yok edilmeye mahkum edilmiş yaşantınız ve kısacası SİZ! Aldatıldığınızı öğrendiğiniz andan itibaren yok olan geleceğiniz, yarınlarınız ve tüm umutlarınız...

Aldatılmışlıkla beraber gelen içimizdeki isyan duygusu, öncelikle kendiniz olmak üzere tüm dostlarınızı, arkadaşlarınızı ve ailenize karşı olan tutumlarınızın daha sert olmanızı gün yüzüne çıkarır.

İnsanları Aldatmak, Güldürmekten Çok Daha Kolaydır

Gitgide bu durum sizi yalnızlığı güçlü kollarına hapseder ve serseri mayın gibi davranışlar göstermeye başlarsınız. Bir türlü bağışlayamadığınız, unutamadığınız, hırçın ve içinizi acıtan duygularınızı önleyemezsiniz. Ve ne yazık ki içinizde buram buram kokan bir eziklik hissedersiniz. Tek başınıza kaldığınız zamanlarda düşünceleriniz sizi karamsarlığın tam ortasına iti verir. Derdinizi kimselere anlatamazsınız, anlattığınız zaman ise karşı taraftan anlaşılamayacağınızı düşünür ve kendinizi sahipsiz hissedersiniz. Kör kuyulara atılmış, unutulmuş, terk edilmiş, paramparça olmuş bir kalp ile oradan oraya hayat sizi sürüklemeye başlar. Ama ne olursa olsun her türlü olumsuzluğa rağmen yine de bazen hatayı kendimizde ararız, bazı konularda yeterli olmadığınız düşüncesine bile kapıldığınız anlar olur. Ve uzun yıllar süren kör talihinize kaderinizi teslim edersiniz.

Sonu olmayan şüphelerin iç karartan seslenişlerinin asla gerçekleşmemesi dileğimle. Dostça ve sağlıcakla kalın...

İnsanları Aldatmak, Güldürmekten Çok Daha Kolaydır
Cevapla