Küçükken verilmeyen değerler, sevgiler ve kıymetler, bizi bir noktada kırgın ve eksik bırakıyor. Güvenmek, inanmak, sevmek haliyle bu çocuk için zorlaşıyor. Kendini kaybediyor ve belirsiz bir hayat yolculuğuna çıkıyor. Düşe-kalka hayatı öğreniyor. Doğrusu nedir bilmeden.. Bir insana anne/baba çocukken lazım. Bisiklet sürmeyi öğretirken, birlikte sevgiyle yaşayıp oyunlar oynayarken, hayata karşı hazırlayıp, anlayışla karşılarken, aşkı ve sevgiyi çocuğuna gösterirken lazım. Büyüdükten sonra bunlardan mahrum kalınca, sonradan gelen bu sevgiyi hissetmek zor. Belki de imkansız demek isterdim ama.. .. biliyoruz ki, bunca sene ardından gelen "evladım" sözü ve geçen zamanın acımasızlığı üstüne bir de sarılması ve üzerine dökülen o gözyaşları.. ve içimizden "Neredeydin be bunca zamandır?" deyip onlara sıkı sıkı sarılma arzusu.. Kocaman insanın, birden çocuklaşması. Belki de çok sevdiği kayıp oyuncağını bulması..
Yıllar sonra gelen anne/baba sevgisine tepkiniz ne olurdu?
Dünü ayrı bugünü ayrı yarını ayrı ziyan ederler bazen... sonra da bizden iyi ailemi var derler... sonradan verilen ilgi ve sevgi dünü iyileştirmeye her zaman yetmez
Bu konu kalbin en yumuşak yerinden yakalıyor insanı. Çocukken eksik kalan sevgi büyüyünce tamamlanınca, içindeki küçük çocuk hem sarılmak ister hem sitem eder. Affetmek kolay değil ama insan bazen o “evladım” kelimesine yeniliyor. Yine de şunu unutma; geç gelen sevgi yarayı kapatır ama izini silemez. Anne yüreği bilir, izler konuşur 👩👧👦🫶 “Çocuk kalbi cam gibidir, kırılınca yapışır ama çizik kalır.”