Bebek müzesi olsa gider miydiniz?

Bu bebekleri gördüğünüzde (aynı anda en fazla 25 bebek görme şansına sahipsiniz) bu garip yaratıkların nasıl büyüyüp de bir insan olacağına anlam veremiyorsunuz. Sağlıklı bir erkekten veya kadından daha çok birer maymuna benziyorlar.” Bu makale kuvözde tutulan prematüre bebekleri anlatmak için yazılmış bir yazıydı. O yıllarda hastaneler prematüre bebekleri tedavi etmiyor, bakımını üstlenmiyordu. O dönemde hastanede erken doğum gerçekleştiren bir kadın şunları söylüyordu: “Bana hiç yardım etmediler, tek söyledikleri ‘bebeğin ölecek, çünkü o bu dünyaya ait değil’ oldu. Ancak bebeğin babası onunla ilgilenebilecek birini tanıyordu; Martin Couney.

Açtığı Prematüre Bebek Sergisiyle 6500 Bebeğin Hayatını Kurtarıp Tıp Tarihini Değiştiren Adam

Martin Couney, 1903 – 1940 yılları arasında ABD’de kişi başı 25 cent vererek gezilen prematüre bebek sergisiyle 6500 bebeğin hayatını kurtardı.
Martin Couney bir doktor değil, herhangi bir üniversiteden aldığı bir doktor diploması yok.
Kendisinin, kuvözleri Avrupa’da popüler hale getiren Fransız doktor Pierre-Constant Budin’in çırağı olduğunu iddia ediyor.
Prematüre bebek sergisini gezmek için ödemeniz gereken ücret 25 cent idi.
Bu paralar bebeklerin bakımı için oluşturulan kasaya gidiyordu.
Şu an kulağa çok saçma ve korkutucu gelse de o dönemde yaşam ile ölüm arasındaki bir seçimden ibaretti bu.
Daha sonraları “Kuvöz Doktoru” olarak anılacak olan Martin Couney’nin bebek sergisi o yıllarda Coney Island’daki en popüler aktiviteydi.

Couney’nin sergisini, Coney Island’da gerçekleştirilen diğer sergilerden ayıran en büyük fark, sergilenen şeylerin hastanelerin kabul etmediği prematüre bebekler olmasıydı. Kuvöz içinde sergilenen bebekler daha önce kimsenin görmediği bir şeydi.
Sergiyi gezmek için kişi başı 25 cent ödemeniz gerekiyordu, çünkü prematüre bebeklerin kuvözde bakımı bir hayli pahalıydı, günlük
15 dolar (bugünün parasıyla 400 dolar) gerekiyordu.
Bu masrafı çıkarmak için Couney prematüre bebek sergisi fikrini bulmuştu.

Kuvözler çelik ve camdan imal ediliyor ve
1.5 metrelik ayaklar üzerinde duruyordu.
Bebeğin yattığı yatak, dışarıdaki bir sıcak su kazanından sağlanan sıcak su yardımıyla ısıtılıyordu.
Doktorlar bebeğin olabildiğince erken şekilde annesini emmesi için çaba sarf ediyordu ve sorumlu hemşirelerin sigara veya içki kullanmasına kesinlikle izin verilmiyordu. İçenler anında işten çıkarılıyordu.
Sergide görevli olan tüm hemşireler ve doktorlar temiz, beyaz önlükler giyiyor, bebeklerin yattığı alan sürekli en ince detayına kadar temizleniyordu.

1940’ların başında prematüre bebek sergisi tarihe karıştı.
Ancak bu sergi sayesinde oluşan farkındalıkla birlikte hastaneler erken doğum bakım üniteleri kurmaya başladı. Couney’nin hayali gerçek olmuştu.
Ne yazık ki erken doğum bakımının öneminin anlaşılmasını sağlayan Martin 1950’lerde,
80 yaşındayken ölmüştür.

Alıntı

Bebek müzesi olsa gider miydiniz?
Bebek müzesi olsa gider miydiniz?
Cevapla