doğduğum gün koymuş ismimi annem “elmas” deyivermiş bana kıymetli olayım diye oğlan çocuk bekleyen babam avunmuş yaşlandığında ona bakmam dileğiyle...
dört yaşında öğrendim sofra kurmayı ve çamaşır çitilemeyi küçücük ellerimle dövülmeyi de öğrendim annemce annemin sakinleştiricisiydim babam onu dövdüğünde...
okula yazıldım yedi yaşında hiçbir zaman kızarmadı panodaki elmam bahçemizdeki elma ağaçlarıydı en iyi arkadaşım kıpkırmızı meyveleri beni çok severdi...
yanına çağırdı bir gün babam dedi ki, “alalım seni okuldan, terziye verelim” üçüncü sınıftaydım ve zar zor sökmüştüm okumayı “börtü böcekle değil, dikiş kutusuyla oyna biraz da...”
çıraklığım böyle başladı benim dikiş iğneleri acıttı hep ellerimi “okulu özledin mi” diye soracak olursanız öğretmenim değil, tabiat ana biliyordu düşlerimi...
annem geldi bir gün terziye “bu kız” dedi, “öğreniyor mu işleri” “sökük bile dikemiyor” dedi ustam “ama daha az kanıyor parmak uçları...”
söz verdim o gün kendime “artık sertleşecek kabuklarım” bir uç uç böceği konmuştu da avucuma inci tanesi gibi akıvermişti gözyaşlarım...
evlendirdiler zorla on yedimde çocuğum olmadı, salıverildim anne baba da istemeyince kendimi yollara vuruverdim...
meyhanede bulaşıkçılık yaptım, ayıp değil umumi bir tuvalette de çalıştım spe**i temizledim erkeklerin çöp kutusuna atılmayan pedlerini topladım kadınların...
insanın en büyük sevgisizliği kendisine bir emekçi kadın ve hor görülen bir karı olarak ilk önce bunu gözlemledim herkes hayat dersi verirken ben susmayı tercih ettim...
otel odalarında kaldım ve tek göz odalı evlerde hamallarla sabahladım ve travestilerle annemi babamı özlüyorum, -elimde değil- “elmas” diyorum bazen, "sen kendinin kıymetisin...”
öpüştüğüm bir erkek olmadı, ama çok sevdim çok dizlerime yatırdım kimsesiz çocukları öpe koklaya sevdim hem de ama hiç kimse beni böyle sevmedi...
sevilmek isterdim, sevi**ek değil “beni dizlerinize yatırır mısınız” desem -çok değil, beş on dakikalığına hani- burnumdan öpün beni, -olmaz mı...-
bisiklete bindim ilk kez bugün ayaklarım yerden kesilmedi gerçi ne yapsam atamıyorum ruhumdaki mahzunluğu sekseninden sonra başladı elmas`ın çocukluğu...
Açıklamayı okuduktan sonra tek bir söz bile yazacak haddi bulamıyorum kendimde. Tek diyebileceğim elmasın gerçekten elmas gibi, bir kalbe sahip olduğu. Normalde sevdiklerime sevgi kalpli derdim, sevgi her şeyden daha değerli diye. Ama elmas adı şimdi bende bir anlam kazandı..
Yine de soruya bir cevap vereyim. Çocukluğum güzel geçti. İsteklerimde oldu, hayallerimde. Öyle şaşaalı evlerimiz, arabalarımız olmadı. Ama mutluluk ve huzur hep bizimleydi nerede olursak olalım. Çünkü inancımız ve güvenimiz hep bizleydi. Her daim umutla bakmayı öğrendim hayata. Belki herkese para saçacak kadar zengin değildik, ama herkese mutluluğumuzdan ikram edecek kadar zengindi hayal gücümüz ๑
0
0 Yorumla
En İyi Cevaplar
Gizli Üye
(30-35)
+1 yıl
Anne baba kavgası. Babam sorumsuz bir insandı. Bazen diyorum ki annem ben 1 yasındayken ayrılsaydı. Bizim her şeyimiz o adam yüzünden gitti. Durumumuz çok iyiydi. Annem keske mutlu olsaydı. Babam yüzünden ben evlenmeye yaklaşmıyorum. Gençlik yıllarımda hiç sevgilim olmadı güvenemedim kimseye. Zaten baba diye biri vardı ama bana yabancıdan farksızdı. Ne yapıyorsunuz ac mısınıx diye sormazdı amca ve halalar da. Hakkımı helal etmiyorum arada bi yazıyorlar amcamlar cuma mesjı atıyor yani. Zaten büyük amcama dedim siz hiç sormadınız bizi dedim o da baban vermedi dedi. Babamı her yerden engelledim. Düğünüme bile çağırmam onu. Gitsin kendi 2. ci karısının çocukları baksın. Zaten o cocuklarda yazık en büyüğü 7 -8 yasındadır diğer ikisi küçüktür. Suriyeli mi çingene biriyle mi evlenmiş napmıssa tabii babanne ölünce kardesleri bakmamıstır. Annemin ahını aldı sürünüyor işte allah büyük.
Çok kötü geçti. Ruh hastası, pislik bir babam vardı. Kalbimde en büyük yaradır çocukluk yıllarım. Hani herkes der ya keşke çocukluğuma dönsem. Ben bu cümleyi hiç kuramadım.
Zordu ya hatırlıyorum o zaman maddi durumumuz pek iyi değildi iyi bir yerde yaşamıyordum iyi bir okula gitmiyordum iyi bir ortamda büyümedim yani herkesin çocukluğu zor geçmiştir ama benim çocukluğumun geçtiği evin içinde psikolojik çok baskı vardı