Dramatize etmek için değil, meleklerimin ne kadar büyüdüğünü düşündüğümde gerçekten çoğu özel anı kaçırdığımı bilmek canımı sıktığı için yazdım azaplı başlığını... Doğum izninin 3 aydan ibaret olduğu bir düzen içinde anne olmaya karar vermek biraz çılgınlık aslında. Çalışırken gebelik nasıl geçecek bilemiyoruz, bir şeyler ters giderse de sürekli dinlenmek zorunda kalırsak işsiz bir anne olmak kaçınılmaz bir son çünkü. - Yasalarımız henüz o kadar gelişemedi - Gebelik ve doğum sürecini sorunsuz bir şekilde atlatan anneler için de durum çok parlak değil, kaygılı bir geri sayım başlıyor..
İşe dönmek için son 60 gün... 30 gün... 10 gün... Vee karşınızda o kara günler!

Bebeğinden ilk kez birkaç saat ayrılan tüm anne gibi çok derin bir burukluk hissettim içimde... Bebeğime annem bakacaktı ve o çok iyi bir anneydi. Benden daha iyi bakacağına emindim neredeyse ama aynı şeyleri yüzlerce defa anlatmış olmak bile meleğimin güvende olduğuna inanmama yetmedi. Belki de anlamadı ya da o an beni dinlemiyordu.
Zaten 1545499 kere aradım ama bir daha sorayım bakalım uyumuş mu?
İlk defa dişleri çıkarken ateşlendiğinde ben hırsızlık damgası vurulmak istenen personeli aklamaya uğraşıyordum!

Hiç unutamadığım anlardan birisidir bu. Oğlumun ateşi çok yüksekti ve sürekli evden arıyorlardı. Ama iş yerinde müdürlerden biri bana bağlı çalışan personelin dolma kalemini (hatıraymış) çaldığını iddia ediyordu. Bırakıp eve gidemedim, hastaneye bile gidemedim. Akşam olup meleğime koştuğumda o çoktan uyumuştu.
Merak edenler için yazayım, kalem müdiremizin cebinden çıktı!
Çalışan annelerin bebekleri ilk kelimelerini, ilk "anne"yi bakıcısına söyler!

Bir hafta sonu evde meleğimle oynarken anne dediğini duydum. O kadar mutlu oldum ki ağlamaya başladım bana anne dedi diye. Ama annem o anının tüm büyüsünü bozdu istemeyerek de olsa..
"O zaten anne diyor hatta mama bile diyor"
İlk adımlarını videolardan izlemek keyif versede o anı kaçırmak çok hoşuma gitmemişti!

Benim biri manevi üç meleğim var. Üçünün de ilk adımlarını görmedim. Beni her gördüklerinde gözlerinde yanan ışığı ve bana doğru paytak paytak yürüdükleri anları asla unutmayacağım elbette.
Telefon her çaldığında kesin çocuklara bir şey oldu diye yüreğin hoplamasına çözüm yok mesela!

Biraz daha büyüdüklerinde yaşadıkları ufak tefek yaralanmalar, insanlık için küçük ama annesi yanında olmayan çocuklar için büyük bir olaydır. Anne öpmeden geçmeyen ve akşama kadar süren acılar bende de büyük vicdan yarasına sebep oldu. Hala kendisiyle düşmanız.
Okul çağına geldiklerinde en büyük düşmanım sürekli kapı önünde bekleyen veliler oldu..

Ah şu sanki çocuklarına okulda işkence ediyorlarmış gibi tüm gün bahçe kapısında bekleyen veliler ve onların bitmek bilmez sevgi gösterileri! Tamam çok seviyorlar, sürekli yanında olmak istiyorlar filan ama keşke çalışan annelerin çocuklarının bu durumdan olumsuz etkilendiğini anlayabilseler.
Çalışan anne olmanın güzel yanları yok değil elbette..

Tek maaşla geçinmenin zor olduğu ülkemizde kadının çalışması çok büyük bir destek oluyor ev bütçesine. Çocuklar sadece sevgiyle büyümüyor maalesef.
Annesi çalışan çocuklar çok öz güven sahibi olarak yetişiyor. Hayatı çok daha erken kavrayıp sorumluluklarını çok daha erken farkında oluyorlar. İple çekilen hafta sonları çok verimli ve nitelikli aktivitelerle geçiyor.
Yetiyor mu? Asla.
Çünkü deli gibi sevmek ruhumuzda var!

Sadece doğuran değil, emek veren tüm annelere selam olsun..
@ponçikmom ❤️
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar